11 Ocak 2013 Cuma

Katherine, Anya Seton



"O size fırtınalarla karşılaşmayacaksınız, sıkıntı çekmeyeceksiniz, üzülmeyeceksiniz demedi. Yenilmeyeceksiniz, üstesinden geleceksiniz, dedi."


Katherine Şövalyelerin Kadını

1366 dönemi İngilteresinde kızıl saçlı mağrur, manastırda yaşayan ve oradan ayrılmayacağını düşünen 
Katherine De Roet'in yaşamı oraya gelen ve ablasından haber getiren bir silahtar ile tamamen değişir. Ablası sarayda çalışıyordur ve Katherine'yi yanına istiyordur. 

Katherine bu genç ve yakışıklı silahtardan çok hoşlanır. Uzun zamandır görmediği ablasını merak ediyordur. 

Bir süre sonra yanında iki rahibe ile Londra yollarına düşerler. Ve hayatı artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır. 

Bu kitaba uzun bir süre önce başladım. Hatta bitirince gören "nihayet!" dedi. Sıkıcı olduğunu sanmayın oldukça küçük yazılarına rağmen çok hızlı ilerliyor. Lakin o dönemde elimde blog turlar ve kitaplar olduğu için ara ara terk ettim Katherine'i. 

Tarihi saray kitapları içinde belki de yazılmış en başarılı kitaplardan biri Katherine. Yazar realist bir biçimde anlatmış olayları. Her karakteri anlamaya çalışmış, en sinir olduğumuz karaktere bile kendimizi koyup düşünebiliyoruz. 

Katherine Swynford ve John of Ghaunt İngiltere tarihinde çok önemli bir role sahipler.  Beaufort'ların çocuklarından modern kraliyet soyu geldi. Katherine Dördüncü Edward'ın ve üçüncü Richard'ın büyük-büyük annesi oldu. Böylelikle antik bir kehaneti gerçekleştirdiler.

"Siz ikinizden büyük krallar doğacak!"
Karakterlere gelirsek;

Katherine; Çok güçlü bir karakterdi. İyi niyeti, saflığı ve özellikle sabrına hayran kaldım. John'a ilk gördüğü an aşık oldu ve ölene dek onu sevdi. İnsan ister istemez böyle aşklar var mı? diyor. Ki o aşkı yüzünden suçlandı, kendini suçladı, onuru ayaklar altına alındı. Yeri geldi çok mu saf dedirtirken, çok akıllıca hamleler yapıp okuyucunun kalbini kazandı. Sonlarına doğru içim parçalandı yaşadıklarına. Ama yine güçlü Katherine galip geldi, doğruldu, düzeldi. 

John Of Ghaunt; Lancaster Dükü'nü kitabın ilk başında pek sevmemiştim. Katherine'i Hugh Swynford'la resmen zorla evlendirmesine sinirlenmiştim. O dönemlerde altın çağlarındaydı ve Katherine'nin aşık olması çok doğaldı. Sonrasında Düşes'in ölümüyle Katherine olan aşkını rahatça yaşaması hoşuma gitmişti. Lakin insan hırslarını burada çok net görüyoruz. Kendini kanıtlamak için, kral olabilmek adına Castile prensesi ile evlenmesi sonunu hazırladı. Katherine'i ve kendisini içinden çıkılmayacak bir utanca sürükledi. Adamın gururu, hırsı boşa geçen uzun yıllara mal oldu.

Hugh Swynford; Katherine'nin ilk kocası bu adama kızsam mı, üzülsem mi bilemiyorum. Onun aşkı da ilk görüşte olanlardandı ama savaşta becerikli olan Swynford, aşkta tam bir mağara adamıydı. Aslında onun amacı evlenmek değildi, Katherine'e tecavüz edecek, sonra kendi yoluna gidecekti. Ama maalesef Dük sayesinde evlenmek zorunda kaldılar. En sinir olduğum yeri de, Katherine'i resmen dağ başı, kuş uçmaz kervan çok az geçer Kettlethorpe'a resmen sürgün etmesi oldu. Bazı yerlerinde artık ölse şu adam yahu dedirtti. Açıkçası öldüğünde oh be sonunda demiştim.

Nirac; Sanırım en sevdiğim karakter oldu. Leydisine ölesiye sağdık silahtar, onun ve efendisinin birbirlerine olan aşkına dayanamadı, sonunda ya dediğim eylemi gerçekleştirdi. Ha bununla yaşayamadı orası ayrı tabii.

Geoffrey Chaucer; İngiliz edebiyatının demir başlarından olan ünlü filozof, aynı zamanda Katherine'nin eniştesi. En sevdiğim ikinci karakter. Realist bir biçimde gözünden kaçmayan insan tahlilleri ve eğlenceli ruh halini çok sevdim.

Geride kalan karakterleri yazmak istemiyorum, onları okuyun.

Çeviriye gelirsek bu konuda da başarılı. Yabancı kelimeler atlanmamış, gayet uygun bir çeviri olmuş. Lakin kapak dikkat çekici olsa da ben bizdeki kapağı kitabı okurken yanlış buldum. Çünkü karakterimiz, kızıl saçlı, kıpkırmızı dudaklı, uzun boylu, yeşil kıyafetler giyen bir kadın iken, bizim kapakta sarışın, muhtemelen çıtı pıtı sayılabilecek bir kadın olarak resmedilmiş. O yüzden bizdeki kapağı güzel bulmakla beraber, uygun bulmadım. Orjinal kapağı kullanabilirlermiş.

Yazar büyük bir titizlikle işlemiş kitabı, iyi bir araştırmanın ürünü olduğu çok belli. Kitabı elinize aldığınızda The Other Boleyn Girl ile büyük yankı uyandıran Philippa Gregory'nin ön sözü ve övgü dolu sözleriyle ile karşılaşıyorsunuz.

Tarihi ve sürükleyici bir roman okumak istiyorsanız şayet hiç durmayın edinin derim.

Goodreads'ta 5 tam puan verdim kendisine. Ve yazarın diğer kitaplarını çok merak ettim. Özellikle Avalon kitabının çevrilmesini çok istiyorum diye yayın evine küçük bir not düşeyim.

"Foi vainquera / İnanç Fetheder" 




4 yorum:

  1. vaktiyle okumuştum, bir ara şu ingltere krallık tarihi oldukça revaçtayken, güzeldi sanki:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzeldi ya, ben pek sevdim :)

      Sil
  2. çok ilgimi çekti, listeme ekledim . kızıl saçlı kahramanları hep sevmişimdir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman kitabı çok seversiniz, karakter aynı şu norveçli blogcu kız http://elvenkingdom.blogg.no/

      Sil

Related Posts with Thumbnails