4 Mart 2013 Pazartesi

Eve Dönüş, Ray Bradbury



Bir Cadılar Bayramı masalı. Hortlak ailesinin buluşmasını heyecanla bekleyen Timothy'i diğerlerinden ayıran bir şey vardır: O fanidir. kanatları yoktur, kan içmez, sülfür kokusuna katlanamaz, ektoplazması da yoktur, bedenden bedene atlayamaz... Kendi ailesi içinde bir yabancıdır. Tek isteği ailesi içine karışmak, o ölümsüzlerle beraber eğlenebilmektir.

Yazar, bir klasik haline gelen hikayesinde son derece  etkileyici şiirsel bir üslup kullanmış. Tüm kelimeler bir sonrakini tamamlamak için sıraya girmişçesine akıcı. Çeviri çok başarılı, sıfır hata. Yazarın yabancılaştığı toplumu ve aileyi bu gerçeküstü hikayeyle aktarmasını küçük Timothy sağlıyor. Timothy'e faniliğinin ve farklılığının kıymetini fark etmesini her ailede var olan uçuk bir amca sağlıyor. Kız kardeşinin eşek şakası onun soyutlanmasına vurgu yapsa da aile içinde dargınlık olmaz hele Cadılar bayramında. Annesinin sevgisi ve çocuğunu kabullenmesi de çok güçlü bir motif. Sevgi dolu bir aileye bile yabancılaşabileceğini belirten pasajlar ve arada vurucu olabilen hüzünlü dokusu, gerçekten usta işi.

Genelinde yabancılaşılan toplum ve uyumculuk kavramları üzerinde durulan bir eser. Dave McKean'ın ilustrasyonları donuk ve sert hatlı olmasına rağmen hareketli bir aile toplantısı temasına çok güzel bir tezat olarak göz dolduruyor. Gölge ve renk seçimleri çok başarılı. Mezar taşı grisi temayla uyumlu olsa da fazlasıyla kullanılmamış, bu da ressamın ustalığının göstergesi. İthaki'nin güçlü yayınlarından biri olan bu 2 ustanın emeğiyle yoğrulmuş eseri gözüm kapalı öneriyor, keyifli okumalar diliyorum. Başka incelemelerde görüşmek üzere.

30 Eylül 2012 Pazar

Şimdi ve Daima,Ray Bradbury




Yazarın 2 kısa romanının toplandığı kitabı.İlk kısa romanın konusu uzay boşluğunda dev  beyaz kuyruklu yıldızı avlamaya niyetli kaptanın ve tayfasının öyküsü.Uzayda geçen bir Moby Dick kısaca.Melville'in Moby Dick filminin senaryosunu yazarken çok etkilendiğini itiraf ediyor yazar.Açıkcası Melville'in eseriyle karşılaştırılmamalı çünkü çok hoş oturmuş bir konsept.Ben okumaktan çok keyif aldım.Bilimkurguyu ve önceki eserin göndermelerini çok etkili harmanlamış bu hikayede.

Diğer kısa roman ise,hiçliğin ortasındaki bir kasabaya yolu düşen genç bir gazeteciyi anlatıyor.Bu hikayede fantastik öğeler daha yaygın,bilimkurgu ekolüne dahil değil.Ancak şiirsel üslubu,saran yazım tarzıyla okuması son derece keyifli bir hikaye olmuş.Bu hikayeyi yazar hayranı olduğu Katharine Hepburn'e ithaf etmiş.Hikayedeki ana karakterlerden birini şiirsel dokunuşlarla anlatıyor olması,hayranlığının boyutların göz önüne açıkça seriyor.

İki kısa romandan da çok keyif aldım.Eğer akıcı,şiirsel öğelerle süslenmiş,rahat okunacak bir kitap arıyorsanız onu buldunuz.Başka incelemelerde görüşmek üzere.

23 Eylül 2012 Pazar

Resimli Adam,Ray Bradbury





Ray bradbury’nin Mars Yıllıkları’ndan sonra yazdığı kitap.1951 tarihinde basıldı.Tıpkı Mars Yıllıkları(Gümüş Çekirgeler) gibi kısa hikayelerin toplandığı bir eser.Hikayelerin hepsinin dokusu ve tadı farklı,teknoloji ve insan psikolojisi üzerine çok sayıda çıkarım ve varsayım bulunduruyor.Bu hikayeler bize kasaba kasaba dolaşan bir adamın bedenindeki dövmeler olarak aktarılıyor.Resimli adam,hiçbir yerde uzun süre kalmaz,hep hareket halindedir.İnsanlar onun bedenindeki sanata hayran kalırlar ve merak ederler. O,onlarca serbest hikayenin aktığı bir çerçevedir insanlar için.Ancak onun bedenindeki resimler sıradan dövmeler değillerdir.Resimli adamın gelecekten geldiğine inandığı yaşlı bir kadın yapmıştır dövmeleri ve hepsi birer sanat eseridir.Yeterince uzun süre bakarsanız resimler size bir hikaye anlatırlar,hepsinin hikayesi farklıdır.İnsanlar bu hikayeleri öğrendikten sonra ondan uzaklaşır ve korkarlar…

Ölümden,inançlara,ırkçılıktan,nükleer kıyamete,insanın yalnızlığına ve yıkıcı doğasına,teknolojinin karanlık yanlarına kadar bir çok konuda kesitler sunar yazar.Bizi bize anlatır,hikayeleri karanlık ve genelde hüzün doludur.İnsanın eksiklikleri ve korkuları son derece ince dokunmuştur hikayelerde.Bazı hikayeler ortalama,bazıları saçma gelebilir belki;ancak yazıldığı yıllara baktığınız zaman hayalgücüne hayran kalmamak elde değil.Bazı hikayeler sahiden sarsıcı:Açıkçası benim favorim “Kuklalar A.Ş.” oldu.Bu hikayede Bradbury,insanın  sevmekte bile ne kadar aciz kaldığını güzel yermiş.

Kitabın eksikleri elbette var,bir şaheser değil.Ancak dürüst,cesur  ve samimi çoğu yerde.Ben okumaktan gerçekten keyif aldım,eğer kısa bilim kurgu öyküleri sizi çekiyorsa veya yazarın daha önce bir eserini okuduysanız(Fahrenheit 451 vs.)yabancılık çekmeyeceksiniz.Bir spoiler vermeden geçemeyeceğim,”Resimli  Adam” motifini yazar çok beğenir ve bir diğer kitabında tekrar kullanır,bu kez antagonist olarak…”Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana”’da tekrar karşılarız Resimli Adam’la.Umarım okumaktan sizde keyif alırsınız,başka incelemelerde görüşmek üzere.

“Her resim ufak birer hikayedir.Onları seyredersen birkaç dakika içinde sana bir öykü anlatırlar.”

19 Eylül 2012 Çarşamba

Gümüş Çekirgeler(Mars Yıllıkları),Ray Bradbury


Fahrenheit 451’in yazarı Ray Bradbury’nin Mars üzerine yazdığı kronolojik hikayelerinden oluşan kitabı.Genel itibariyle başarılı bir yapıt,her bilimkurgu hayranının okuması gereken kitaplardan birisi.

Bradbury,kitabın genelinde ufak hikayeleri kronolojik sıraya göre düzenlemiş;her bir hikaye farklı bir doku farklı bir konsept sunuyor.Bu açıdan Ben,robot’a benzetilebilir.İnsan kültürü,doğası incelenmiş hikayelerde;karanlık da olsa çarpıcı tespitler var ve tatlı kurgu oyunlarıyla süslenmişler.İnsan doğasının yıkıcılığı sıkça eleştirilmiş,bahane ve yalanlarını yeni “dünya”lara taşıyan insanların hüsran dolu sonları sıkça betimlenmiş.Psikolojik derinlik verdiği karakterlerin çoğu kendimizden bir parça bulup çok da hoşlanmayacağımız özelliklere sahip.Zaten kitabın esas vurucu yanı da burası…Fazla dürüst.İnsanların kendine yıkıcı doğası,çekirge sürüsü anlamına gelen “locust” ile betimlenmiş,bu kavram bilimden güç alan açgözlülüğün ve tahakküm arzusunun doğaya atfı olarak gözüküyor kitapta.İnsanlar,insanlıktan çıkarılmış ve doğanın yıkıcı bir gücü olarak tasvir edilmiş.
Yazarın gücü anlattığı hikayelerin içerisindeki insanların bugün bile çevremizde gördüğümüz zayıflıklarını açığa vurmasında yatıyor bence.
En çok okumaktan keyif aldığım hikaye ise insanlar çoktan terk etmiş olsa dahi günlük işlerini aksatmadan sürdüren otomatik bir evin anlatıldığıydı.Ben o hikayeyi açıkçası,günlük rutinleri arasında robot gibi yaşayan insanlara çok sert ve merhamet yoksunu bir gönderme olarak algıladım.
Sözün özü kitap,son derece başarılı ve kütüphanesindeki sıcak yuvayı açıkça hak ediyor.Ancak eleştirmeden yapamayacağım tek yanı,kurgu oyunlarında kullandığı psikoloji teoremlerinin çoğunun yanlış olduğu…Yazıldığı döneme bakılırsa yazarın bunu bilmesi pek mümkün değil,ancak benim gözüme battı.Benim açımdan zevkli bir molaydı,umarım sizlerde okumaktan keyif alırsınız.Başka incelemelerde görüşmek üzere.
Related Posts with Thumbnails