12 Mayıs 2010 Çarşamba

Sword of Truth neden efsane olamadı? Yanıtı burda.


sevgili terry,

Wizard's First Rule'u okuduğumda, o kadar büyük bir heyecan ve mutluluk duymuştum ki, bilemezsin. Uzun zamandır ilk kez, önümde, gelecek vaadeden, sürükleyici, yenilikçi, iddiali bir fantastik macera vardı. Üstelik 11 kitap yazmıştın Terry!! Beni mest etmiştin.

İlk 4 kitap  fırtına gibiydi. Sürükleyici, kusursuz. Bir okuyucu olarak senden daha ne isterdim ki!

İşte bunun yanıtını, 5. kitaptan sonra anladım Terry.

Kendini tekrarladın, aynı olayları tekrar tekrar okuttun bize. Önümüze hiç tanımadığımız, ana karakterlerden bile daha derinlik verdiğin tek kitaplık kahramanlar atmaya başlamıştın. Anlam veremedim bu yaptığına.

Örneğin, 7. kitap yani Pillars of Creation da ne Richard vardı ne de Kahlan. Jennsen isimli bir kızı anlattın durdun bize. Peki sonra ne oldu Terry? Sonraki kitaplarda sıkılmış olmalısın ki, Jennsen'i yine figuran ettin göründüğü yerlerde.

Ona bile tamam derdim, göz ardı ederdim... Ancak dostum, Chainfire Triology diye yazdıgın felaketi nasıl kabullenebilirdim? Bu serinin sonu böyle mi bitmeliydi, Terry.

Zedd nasıl bir first Wizard ki işlevi bir sineklikten daha fazla değil. Prelate olacak Ann, nasıl bir sorceress ki hiçbir şeyi anlamlandıramıyor. Peki Six nasıl bir cadı ki, herkesi, herşeyi aşıyor büyü gücüyle?

Sihirin gerçek dünyada pratiği olmadığı için, tüm bunlar zaten fantastik ögeler, hepsi olabilir diyenler olabilir, ancak bence olmadı. İlk 4 kitapta kurduğun imparatorluğu, ondan sonra gelen her kitapta kademe kademe yıktın bence! keşke SOT serisi, Temple of Winds ile bitseymiş diyorum, Jagang'ı o kitabın sonunda alt ederek.

Sana mektubumdur Terry, kendin yaptın kendin bozdun. Ama beni memnun edemedin!

Neyse sevgili okuyucularımız için, ilgilenen olur diye ilk 6 kitabı tek tek yazmıştım. Ama 7,8,9,10 ve 11. kitapları tek post halinde yayınlayamayacak kadar soğudum serdien..

7. kitap: The Pillars of Creation
Bu kitapta Richard ve Kahlan sadece 20 sayfada var. Gerisi Jennsen  adında bir kızdan bahsediyor. Bu kız Darken Rahl'ın büyü gücü olmayan piçlerinden biri, Darken Rahl'ın öldüğünden bile habersiz dağda bayırda onlardan saklanıyor. Açıkçası bu kitabın neden yazıldığını bile anlayamadım ben, Terry Abimizin kafasındaki sona hazırlık olsun için desem de koskoca kitap yahu, yazılır mı! Kaldı ki Jennsen in bu kitaptan sonra göründüğü sayfa sayısı 50 yi geçmez!

8. kitap: Naked Empire
Bu kitapta az biraz aksiyon var: Jagang ve Sisters of Dark, eski büyülerle yapılması yasak olan haltları karıştırıp, Nicholas the Slide isimli bir yaratık /insan yaratıyorlar. Bu kişi, Richard'ın başına epey bela oluyor,  bu kitapta Richard ve Kahlan ayrılmasalar da(hayret), başları dertten kurtulmuyor! sonu son derece sıradan, kitabın da hiçbir özelliği yok. Richard gene sayfalarca söylev çekiyor, önceki kitaplarda okuduklarımızı, embesile anlatır gibi tekrar tekrar anlatıyor.

9. kitap: Chainfire
İşte zurnanın zırt dediği yer. Kahlan ve Richard yine ayrı düşer,  Kahlanı kimse hatırlamaz. Zedd , Ann ve Nicci gibi İbibikler hatırlamadıkları gibi, bunun büyü ile yapılmış olabileceği ihtimalini de kabul etmezler. Bu oldukça saçma, bir kişinin tamamen unutturulabildiğini zaten ilk kitaptan beri okuyoruz, yapan da bizzat Zedd ama gelin görün ki bu kitapta "richard oglum ne kahlan'ı kafanı mı vurdun sen bir yere" gibi bir tutum içinde kendileri. bir de bu kitapta yine Richard'ın başına "the beast" denilen bir iblisvari yaratık musallat oluyor, Richard büyüsünü kullandıgı anda ensesinde bitiyor..

10. kitap: Phantom
Bu kitap biraz daha Kahlan orijinli. hala ayrılar ve kavuşamıyorlar da! insanı kanser edersin sen Terry!Zedd, Ann, Nicci gibi çok güçlü büyücüler maymuna dönüyor. Six isminde bir cadı çıkıyor karşımıza, mantıksız derecede güçlü, herkesi aşıp orden kutularından birini çalmayı başarıyor. Prenses Violetle yine karşılaşıyoruz ve tabi ki kupon olarak Rachel ile de..

11. Kitap Confessor

Bu son olmamalıydı... Neyse, Richard büyü gücünü yitirmiş, Kahlan'dan hala ayrı, ve daha da kötüsü Imperial Order askerlerine yakalanmış durumdadır...Nicci richard'ı Orden kutularının oyununa sokar..
Aslında Richard'ın düşman hattı içerisinde, kimliği gizli biçimde saklanması cidden cezbedici idi. Fakat kitabın sonunda herşeyin toparlanışı,  Jagang ın ölümünün ve yakalanışının o denli denyoca ve basit olması, orden kutularının Sisters of Dark'ın elinde patlaması, Richard'ın gene büyü kullanmayı dahi bilmeden "Dear Spirits, now i understand..." diye diye içine doğması herşeyin, koskoca bir dünya yaratması!!

adama yuh derler be Terry...

Geç bulmuş tez yitirmiş gibi oldum ben Sword of Truth okuyunca, ama gene tavsiye eder miyim, eh fantazi seviyorsanız okuyum tabi. Ama çok şey beklemeyin 5. kitaptan sonra.


Umarım Terry Goodkind gibi yazarlar, "800 sayfa doldurmak zorunda değilim" diye düşünerek yazarlar bundan böyle! Yoksa biz aynı "şu bakkal da peyniri bozdu" diyen amcalar gibi, çemkiririz böyle, yapacak birşey yok...

4 Nisan 2010 Pazar

Faith of the Fallen | Terry Goodkind

Sword of Truth serisinin altıncı kitabı olan Fatih of the Fallen, Anderith'te hayal kırıklığına uğrayan ve Kahlan'ın başına gelenlerden sonra iyice darmadağın olan Richard'ın bir de Sisters of Dark tayfasından Nicci'ye esir düşmesini anlatıyor.

Evet, evet. Kahlan ve richard gene kaderin sillesini yiyerek ayrı düşüyorlar!

Terry abimiz, dominatrixçilik mi oynamak istiyor nedir bilinmez, protagonist'ini 6 kitapta tam 3 kere kadınların eline esir düşürdü. Kesin var bişey!

6. kitap, beşinci kitap olan Soul of the Fire'a göre epeyce tempolu gelişse de, sonuna doğru sıkıcı olmaktan kurtulamıyor.

Yazarın en gıcık olduğum özelliklerinden biri de sürekli aynı kelimelerle tekrarlarla anlatışı. korkuyu anlatmak için "felt gooseflesh" kalıbı en az bin kere geçiyor mesela... Richard'ın doğruluk kılıcını, Kahlan'ın fiziksel özelliklerini, büyünün/gift'in harekete geçişini hep birebir aynı kelimelerle, hatta bazen aynı cümlelerle anlatıyor ki insanın kitabı kaldırıp atası geliyor!

Ben Ayn Rand ın the fountainhead'ini henüz bitiremedim, bir ara başlamıştım ancak bitmemişti.. bu kitapta ona çok büyük göndermeler ve hatta esinlenmeler bulunmaktaymış, bunu da aktaralım.

Richard ve Kahlanın başına gene pişmiş tavuktan beter şeyler gelse de, sonu güzel toparlanıyor diyelim.

Büyücünün altıncı kuralı ise, The only sovereign you can allow to rule you is reason.
Sana hükmetmesine izin vereceğin tek şey sebeptir.

Soul of the Fire | Terry Goodkind

Soul of the fire, Sword of truth serisinin 5. kitabı. Her okuduğum kitabın bir öncekinden daha kötü olduğunu düşünüyordum, hatta 3. kitap olan blood of the fold'a bu konuda oldukça haksızlık etmişim.  Soul of the Fire 5. kitaba dek serinin içinde en kötü kitap.



Birinci ve ikinci kitaplardaki o yeni keşif, durmak bilmeyen okuma isteği, serinin içinde ilerledikçe, 3. kitapta negatif ivmelenmiş fakat durmamış, 4. kitapta gene coşmuştu. Fakat soul of the fire'ı o kadar dur-kalk yaparak okudum ki, sanki geçici olarak başka bir şey okuyor gibi hissettim kendimi.

4. kitabın sonunda, richard kurtulmuş ancak Kahlan onu kurtarırken "chimes" denilen kötücül yaratıkları farkında olmadan serbest bırakmıştı. Evet! espri bu zaten, olaylar niyetsizce birbirini tetikleyecek ki hikaye uzasın... Soul of the fire  chimes'lerin cinayetleri ile başlayıp, Zedd'in bütün engellemelerine rağmen,  Richard ve Kahlan'ı Anderith denilen bir ülkeye sürükleyen olaylar anlatılıyor.

Ama asıl sıkıcı olan bu degil, hikayeye katılan yeni karakterler. Richard ve Kahlan'ı dinlerken birden pat diye Ander & Haken denilen iki milletin arasında geçen bir öyküye geçiyorsunuz. sonra yeniden Richard tarafına geçiyor. Sonra Ander & Haken tarafında 3'e hatta 4'e bölünüyor hikayeler. Okuyucu olarak sinir oldum Terry Goodkind'a... Tamam anladık destansı olsun istiyorsun ama, uzatmak da bir yere kadar! bu kitaptan diğer kitaba geçemeyecek 3-4 karakter için, niye kafamızı yoruyorsun güzel kardeşim? ben richard ve kahlan ı okumak istiyorum!

Sonuçta, gene ölümüne çaba, istenmeyen olaylar, yerinde kayıplar, ders verici nitelikte bolca konuşmadan sonra, buruk da olsa bir sona ulaşıyoruz; Terry Goodkind Kahlan'a kötü sürprizler hazırlamış bu kitapta...

Büyücünün 5. kuralına da vakıf oluyoruz, şöyle ki:
Mind what people do, not only what they say, for deeds will betray a lie.
yani, insanların yaptıklarını umursa, sadece sözlerini değil, çünkü eylemler yalanlara ihanet ederler.

16 Mart 2010 Salı

Sword of Truth Serisinin 4. kitabı: Temple of The Winds



Katıksız bir inatla, ara vermeden, soluk almadan okuyorum Sword of Truth Serisini. Blood of the Fold ne yavanmış dedim, Temple of the Winds bittikten sonra.

Biliyorum fantastik sevmeyenlere, bu yazdıklarım çöp gibi gelecek. Ama eminim fantastik edebiyat tutkunlarının bir çırpıda yutmak isteyeceği kitaplar bunlar!

Temple of the Winds, gene serinin diğer kitapları gibi, kalınan yerden devam ediyor.

Kitap oldukça sürükleyici, Wizard's First Rule'dan sonra serinin şu ana dek en iyi kitabı diyorum. Bir çok süpriz ve twist yapıyor kitabın sonuna doğru. Özellikle, yine klişe birşey çıkar diye şüpheyle baktığımız "beyazlının ihaneti" nefes kesici olmuş. okurken tüylerim diken diken oldu, gene bol bol küfür ettim gerçi karakterlerin inatçılığına.

Bundan ötesi spoiler yani kitapla ilgili major detaylara yer verebilir, kitabı okumadı iseniz okumayın!

Özellikle Kahlan'ın Nadine'i göndermeyişi ve hatta açıkça Richard'ı öldürmeye gelmiş olan Marlin'i teslim almamasına tahammül edemedim. Yahu Kahlan bu, habire "sen confessorsun, duty de duty" diye büyütülmüş, görevi bu. canından çok sevdiği adamı öldürmeye gelen herifi nasıl confess  etmez, aklım almadı. Ben Kahlanın yerinde olsam o saçma sapan evlilikten önce, Nadine'i de bir güzel teslim alırdım dayanamazdım sevdiğim adamla tebelleş olmasına. Sapığın ise Drefan çıkacağını tahmin etmiştim! Senin anan da norospuydu zaten nihahahah! Yalnız Tristan bok yoluna gitti, o biraz kaynadı sanki arada...

Sonuçta 4 kitaptır beklenen evliligin nihayet gerçekleşmesi okuyucuya derin bir oh çektiriyor. Eğer bir kitap daha uzatsaydı çekilmeyecekti, kardeşim siz ne başı dertten kurtulmayan insanlarsınız! diye yırtar atardım vallahi..

Şahaneydi, şimdi Soul of the Fire'a başladım, o da fena gitmiyor, fantastik sevmeyenler, sabredin, sadece 8 kitap kaldı.  ;)

10 Mart 2010 Çarşamba

Sword of Truth Serisinin 3. kitabı: Blood of The Fold


Blood of the Fold, adını yeraltı dünyasının koruyucusuna hizmet edenleri öldürmeye and içmiş son derece bağnaz ve "gerizekalı" kişilerden oluşan pek de iyi niyetli sayılmayacak bir topluluktan alıyor.

Kitap okuduğum üçüncü kitap olmasına rağmen ilk ikisi kadar iyi değildi. Kahlan ve Richard kavuşacaklar mı artık? diye kendinizi sıka sıka sayfaları çeviriyorsunuz.

İçindeki epey bir yeni karakter var. Sisters of Dark & Sisters of Light tayfasından pek çok yeni kişi ile tanışıyorsunuz, ayrıca Blood of  The Fold'un lideri ve onun kız kardeşi -ki güzel bir hikayeleri var-. Mord Sithler de cabası.

Kitapta yine büyünün sınırları zorlanıyor, insanın içini kaldırabilecek kadar hastalıklı büyülerden bahsediyor! ya da ben çok hassasım.

Bir de yazar sanırım insanlar benim kitapları rastgele alıp okur diye her şeyi her kitapta tekrar açıklayarak gidiyor, bu da beni bayıltıyor açıkçası. 3. kitapta bile hala Richard hartland'da yaşardı, oduncuydu da sonra seeker oldu da, şöyle oldu da diye uzun uzun anlatması sıkıyor.

karakterler de artık hikayeyi uzatmak için mallaşmaya başlıyorlar, ama Terry Goodkind'a helal olsun, cidden destan yazıyor adam. 4. kitaba da başladım, bütün seriyi (12 kitap) dizeceğim buraya, azimliyim.

Türkçeye çevrilmemiş olmaları çok büyük bir eksik bence. Gerçekten Ejderha Mızrağından daha çok basılmayı hak eden bir kitap çünkü...

1 Mart 2010 Pazartesi

Stone of Tears | Terry Goodkind

Kim ne derse desin, takıntılı bir insan olduğumu biliyorum. Yeni takıntım da Terry Goodkind. Daha önce şurada yazdığım ve sadece ilk kitabı Türkçeye çevrilmiş olan Sword of Truth / Doğruluk Kılıcı serisini okuyorum şu anda. pes etmedim, amazondan ilk 6 kitabı da aldım. şu an 3. süne başlamış bulunuyorum. Bugün bahsedeceğim kitap ise, Stone of Tears, yani serinin ikinci kitabı.  Richard Cypher, Darken Rahl'ı yenmiş ve Kahlan Amnell ile evlenip mutlu olmaya hazırlanmaktadır, ancak kaderin onlar için başka planları vardır... Stone of Tears denilen gizemli taşın işlevi nedir? Zeddicus onu görünce neden gizler? Sister of Light denilen rahibeler iyiliğe mi kötülüğe mi hizmet etmektedirler? Palace of Prophets denilen saraydaki bollugun kaynagı nereden gelmektedir? Kimler gizliden gizliye Keeper' a hizmet etmektedir? Ve en önemlisi de, Richard ve Kahlan nihayet mutlu olabilecekler midir? Bu sorular kitabı okurken aklınızda uçuşacak. Terry amcamız acımamış kimselere, kötüler gene olabildiğine kötü ve şeytani. Karanlığın ve kötülüğün yeni yaratıkları ile tanışıyoruz, mord-sith'lerden bile daha acımasız kadınların varlıgını ögreniyoruz, ilk kitapta Richard'a büyülü ve etkileyici gelen Midland'in ötesinde, yeni bir dünyaya açılıyoruz. Kitabın giriş gelişme ve sonuç kısımları, birinci kitaptakine çok benzer biçimde yazılmış, yazar aynı formülü farklı bileşenlerle uygulamış sanki. Örneğin, yine mud people'lı bir giriş mevcut kitapta. Eğer şuan okudugum 3. kitapta da böyle olacaksa, biraz sıkılabilirim. Gerçi Çamur adamlar/mud people insana farklı kültürlerle anlaşmanın ne zor olduğunu anımsatıyor ama olsun, her kitapta aynı desen okuyucuyu boğar.

Özetle, Richard artık kılıcı ile iyice bütünleşiyor, ama kişiligindeki/kaderindeki yeniliklere alışmak için yine her zamanki gibi acı çekiyor... İlk kitaba yazdıgım şeyleri yinelemek durumundayım, eğer fantasy-fiction seviyorsanız bu kitaplar tam size göre. İnanılmaz sürükleyici, doğaüstü olaylardan bahsetmesine rağmen karekterleri çok doğal ve gerçekçi.

Hele, inatçı ve doğru olduğuna inandıkları şeye bağlı olan Sisters of Light tayfası, gerçek hayattaki dindar kesime o kadar benziyor ki, Terry Goodkind herhalde rahibelerle takılmış bu karakterleri yaratırken. Bir de ufak tefek noktalarda, Harry Potter serisine çok benzettim(palace of prophets - hogwarts gibi) ama o benim aklımın karışıklığı da olabilir. Goodkind 94, Rowling 97 de ilk baskıya girmiş, esinlenme söz konusu mudur, pek zannetmiyorum... sonuçta işin içine, sihir, büyü girince, ölümsüzlük-zamanda yolculuk- nesnelerle hapsolan kötüler-beceriksiz hizmetkarlar- dost sanılan kişilerin ihanetleri, vahşi yaratıklarla dostluk eden kahramanlar yanında bonus olarak geliyor.

Yazıya Kuyruk:

On üzerinden puanım- 8
Yazarı- Terry Goodkind
Orijinal Adı- Stone of Tears
Çeviren- -
Sayfa Sayısı- 992
Tür- Fantastik

Kaç günde okudum- 1 hafta
Kaç kuruş- 8.99 USD (@ amazon.com) (Box set olarak 3 lü alırsanız çok daha uygun fiyata geliyor)
Öneririr miyim-  Fantastik severler kaçırmamalı

26 Ocak 2010 Salı

Nasıl bir belaya bulaştığınızı anlayamıyorsunuz bile: Büyücünün İlk Kuralı

Büyücünün İlk Kuralı, Terry Goodkind tarafından yazılmış Sword of Truth isimli 12 kitaplık bir serinin ilk kitabı, ve yalnızca birinci kitap türkçeye çevrilmiş. Bu kitap türkçeye çevrilip basılalı 7 sene olmuş, bu yüzden serideki diğer kitapların çevirilerini ve türkçe basımlarını beklemek iyimserlik olur.

Diyorum ya, nasıl bir belaya bulaştığımı kitabı bitirene kadar anlamadım! Diğer kitapları biran evel okumak istediğimden, çevirilecek diye iyimserlik falan beslemeden amazondan siparişimi verdim.. Çünkü kitap cidden "sağlam". Terry Bey, 94 yılında yazmış olmasına rağmen kitaplarından çoğu insan  2008 yılında Amerikan ABC televizyonu tarafından yaptırılan "Legend of the Seeker" dizisi ile haberdar olmuştur eminim, ben de bunlardan biriyim.

Çoğumuz fantastik edebiyata ilk adımımızı Yüzüklerin Efendisi ile atmışızdır, türün müptelaları Unutulmuş Diyarlar ve Ejderha Mızrağı kitaplarına da aşinadır. İşte ben de Sword of Truth serisi küçüktür Yüzüklerin Efendisi, büyüktür Ejderha Mızrağı-Unutulmuş diyarlar gibi matematiksel bir ifadeyi kullanırsam size, kitabın durduğu yeri layıkı ile açıklamış olurum.

Benim okuduğum fantazi romanlarında gördüğüm en büyük eksik, içi boş kötü adam tanımlarıdır. Kötü adam kötüdür kötü olmasına ama ne yapmıştır da kötüdür? Kimin tavuğuna kışt demiştir, ne gibi eylemlere dönüştürmüştür kötülüğünü? Okuyucu bunlardan mahrum edilir, iyiye iyi, kötüye kötü diye yapıştırılan etiketlerin içinde olay örgüsüne konsantre olmaya çabalar. Oysa Büyücünün İlk Kuralı, bize kötülerin neden kötü olduğunu layıkı ve ayrıntısı ile, en ince detayına kadar anlatabilen bir kitap. Hatta kimi yerlerde, bu kadar fazla anlatmasın! diyebiliyor insan. Sanki Terry Goodkind iyi karakterlerden çok kötü karakterine özenmişti yazarken.

Ayrıca  iyiler de  melek suyuna batırılmışçasına iyi ve masum değil, iyilerin takımı bile birbirine %100 güven duymuyor diyebiliriz. Bu yüzden insan ilişkileri daha gerçekçi, daha insancıl  diyebiliriz.

Çok kısaca kitabın konusuna da değinirsem, babası yeni öldürülmüş olan Richard Batı Diyar'da yaşayan bir orman korucusudur. Bir gün gizemli bir kadına rastlar, hatta onu bir grup adamın elinden kurtarır..onu küçüklüğünden beri yanında olmuş yaşlı dostu Zedd'e götürür. Richard'ın yaşadıgı batı diyar; orta diyardan büyülü bir sınırla ayrıdır ve o sınırdan geçmek imkansızdır, ancak Gizemli Kadınımız Kahlan sınırın ötesinden gelmiştir ve çok büyük bir amacı vardır... bu amaç, Richard ve Zedd'i de oldukça ilgilendirecektir.

Zaten bir noktadan sonra, kitap öyle sürükleyici bir hal alıyor ki, Terry Goodkind'ın yarattığı dünya gözünüzde büyüyor. confessorlar, mord sith-ler, gar'lar, gece perileri... aslında tüm bu yeni tanımlar, okudugumuz diger fantastik kitaplardan ve oyunlardan aşina gelebilir, ancak Terry Goodkind bu işi biliyor ve tüm tanımlara yepyeni anlamlar katıp, okuyucunun içine dokunmayı başarıyor. Hele büyücünün ilk kuralını öğrenmek, hem şaşırtıyor, hem de onaylamanızı sağlıyor.

Bu kitapla ilgili kötü olan tek şey ilk kitaptan sonrasının türkçe bulunamayışı. Ona da benim gibi amazon'u veya ebay-half-abebooks gibi siteleri kullanarak çare bulabilirsiniz.

Yazıya Kuyruk:

On üzerinden puanım- 8
Yazarı- Terry Goodkind
Adı- Büyücünün İlk Kuralı
Orijinal Adı- Wizard's First Rule
Çeviren- Deniz Akkuş
Sayfa Sayısı- 655
Tür- Fantastik-Macera

Kaç günde okudum- 1 hafta
Kaç kuruş- 7 TL (@ idefix)
Öneririr miyim-  kesinlikle, hele bu fiyata kaçmaz!
Related Posts with Thumbnails