6 Şubat 2024 Salı

E-Kitap: Kitabın Ruhunu mu Öldürüyor, Yeni Bir Dünyanın Kapılarını mı Açıyor?

 E-kitap teknolojisi, yeni bir teknoloji değil, 2000'li yılların başlarından beri aslında birçok kitabın PDF formatına dönüştürülmüş hali internetin engin derinliklerinde geziniyor, çoğu meraklı ve araştırmacı okurlar henüz dilimize çevrilmemiş kitapların orijinal dillerindeki hallerinin PDF hallerine ulaşıp bunları okuyabiliyordu. 

    Ben de e-kitap teknolojisine hiç önyargılı yaklaşmamış olanlardanım. İlk kişisel bilgisayarımla, dünyadaki birçok müzik grubunun birçok albümünü dinleyebileceğimi, birçok filmi izleyebileceğimi fark etmemle birlikte e-kitap mevzuuna nasıl ulaşılabileceğini de öğrenenlerdenim. Yıllardır, masaüstü bilgisayar ekranından da, dizüstü bilgisayar ekranından da, tabletten de, telefondan da e-kitap okumuşluğum olmuştu. Ancak benim dünyam, e-kitap okuyucu edindikten sonra epey değişti. 

    Ne zaman e-kitabın normal kitapların yerini tutmayacağına, ruhsuz olduğuna, kitap sayfalarını çevirmenin tadını vermediğine, aman efendim o eski kitapların kokusunu taşımadığına dair bir tartışmaya şahit olsam, e-kitap okuyucum olduğundan beridir güler geçerim. Gerçekten ergonomik, iyi, kaliteli bir e-kitap okuyucu ile hayatım aşırı kolaylaştı ve kitap okuma alışkanlıklarım boyut değiştirdi çünkü. 

    Yan yatarak kitap okumak... Bu, pek çok okurun ana sorunlarından biridir. Kalın bir kitabı, kendi ceketinin dışına doğru kıvıramayız. Bu yüzden yatık durduğumuz yere paralel bakan yarısını yatağa, kanepeye dayar, diğer tarafını kaldırarak okuruz, sayfa değiştiğinde de yatış şeklimizi değiştirerek iki elimizi kullanırız. Değil mi? Ya da sırtımızın üzerine yatarak iki elimizle kitabımızı havaya kaldırırız. Ya da kitabı yattığımız yere açar, yüz üstü durarak kitabın üzerine eğiliriz, belki dirseklerimizden kıvırdığımız kollarımızla çenemizin altına dayadığımız ellerimizi taşıyan bileklerimiz ağrır, boynumuz ve başımız bile ağrır, hiç de hoş olmaz. Tam rahat edeceğimiz bir pozisyon bulsak, sayfa çevirmek gerekir, her şeye yeni baştan başlarız. Bitmek bilmeyen dertler... E-kitap okuyucuyu yan yatarken elimde tüy gibi tutup bir dokunuşla da sayfa çevirebildiğimi keşfedince sevinçten tepinmiştim. 

    Tabletten de, bilgisayardan da, telefondan da e-kitap okumuşluğum vardı, hem de az da değil, Haruki Murakami'nin 1Q84'ünü yoğun mesaiyle çalışıyorken sadece işyerime götürdüğüm getirdiğim tabletten yollarda, yemek aralarında okuyarak bitirmiştim mesela. Tablette hangi e-kitap okuma uygulamasını indirirsem indireyim, ışık ayarlarını nasıl ayarlarsam ayarlayayım, uzun süre okuduktan sonra verdiği rahatsızlığı engelleyememiştim. E-kitap okuyucumun gözlerimi hiç yormadığını, renklerin, ekranın, harflerin ne kadar mat olduğunu gördüğümde de çok mutluydum, gösterdiğim herkesin de ilk yorumu bu oluyor: "Ekran gibi değil, gerçekten kitap sayfası gibi..."

    Loş ışıkta oturmaya bayılırım, uyumadan önce kitap okumaya da. Loş ışıkta düzgün kitap okuyabilmek için tam olarak arkamdan gelip sadece elimdeki kitabı aydınlatacak şekilde lambaderler yerleştirdiğim iki oda var, özel olarak bunun için dekore edilmiş. Uyumadan önce kitap okurken kullanırım diye aldığım birçok baş ucu lambası da... Ama uyumadan önce kitap okurken tam o dalma anına yakın hissederken kitabın arasına ayraç koyma, lambayı kapatma, kitabı komodine bırakma işlemlerini hiç sevmem. Loş ışıkta otururken tepemde ışık olmasını da sevmem. Ve yine e-kitap okuyucunun aydınlattığı yeni ufuklar... Uyumadan önce kitap okurken bazen elimde e-kitap ile uyuyakalıyorum, sayfası kayboldu, ışık açık kaldı derdim kalmadı. E-kitap okuyacaksam, artık gerçekten sadece köşe lambası ya da mum ışığı ile de oturabiliyorum. Sözde loş ışıkta oturup tam da tepemde aydınlık bir lamba yakmaya da gerek kalmadı.

    Aklıma gelen, istediğim çoğu kitabı, kitapçıya gitme, satın alma, kargo bekleme derdi olmadan da okuyabiliyorum. Bununla ilgili, yeteri kadar internet okuryazarlığınız, iyi bir arşivciliğiniz ve araştırmacılığınız varsa, birçok kaynak site bulabilirsiniz çünkü. 

    Ben gittiğim hemen hemen her yere yanımda kitapla giderim. İşim gereği çok beklediğim zamanlar oluyor sağda solda. Devlet dairelerinde bekliyorum, kendi yazıhanemde bekliyorum, dolmuş bekliyorum, otobüs bekliyorum, bazen hastanede bekliyorum... O yüzden yanımda hep bir kitap olur. Beklemem gereken bir şey olmayacaksa bile olur. Olur a, bir işim çıkar, bir yerde beklerim diye yedekte  durur. O an okuduğum kitabı bitirmeye yakınsam, yedek bir kitap bile taşırım. Çantamda çoğu zaman en az bir kitap, ajanda, cüzdan ve diğer ıvır zıvırlar olur, bazen çantamda çok daha fazla kırtasiye ürünü, dosya bile olur. Bu yüzden genellikle sırt çantası kullanırım, şık, minik çantalara sığamam. Ve inanın ki sırt çantasında bile kitaplarım yüzünden yeterli ergonomik rahatlığı bulamam. E-kitap okuyucuya dek bu hep böyleydi. Ama e-kitap okuyucunun küçücük çantalara bile sığdığını, yanımda en az yirmi - otuz kitapla bile gezebildiğimi keşfettim ve şimdi bu konuyla ilgili tek derdim, gece uyumadan önce e-kitap okumuşsam, sabah evden çıkmadan önce onu çantaya koymayı unutmamak oluyor. 

    İnanılmaz bir rahatlık, kolaylık, insanın okuma kalitesini artıran, okuma alışkanlıklarını değiştirebilen bu alet için, "Ben kitabı açıp kokusunu içime çekmeyi seviyorum..." diyerek bu aleti küçümsemeye yönelenleri hiç anlamıyorum bu yüzden. Ayrıca, e-kitap okumaya başlayınca bir daha asla normal kitap okumayacağız diye and içmiyoruz hiçbirimiz inanır mısınız? 

    Sizin e-kitap ile ilgili düşünceleriniz neler bilmiyorum ama ben, e-kitabın hayatıma kattıklarından epey memnunum. Çok rahat ettim, çok daha fazla kitap okuyabiliyorum. Ön yargısız, kalıpların dışında düşünebilen okurlara da gönül rahatlığıyla Kindle önerebilirim. Şahsen kullandığım model Amazon Kindle Paperwhite 5, yaklaşık iki yıldır kullanıyorum sanırım. Çok bilinen internet geyiklerinden olan "Gerçek kitabın şarjı bitmiyor bir kere!" de bu model için komik duruyor, yaklaşık iki - üç ay boyunca hiç şarj etmeden yoğun kullanımla kullanabiliyorum ben kendi Kindle'ımı. 

    Sonuç olarak, gerçek kitap kurtları, üzüm yemenin peşinde olurlar, bağcıyı dövmenin değil. Kitabı nasıl okuduğumuz, bir gusto meselesi, ondan da ayrı bir zevk almak elbet çok normal. Ama önemli olan kitabı nasıl okuduğumuz, kaç kitap okuduğumuz, okuduğumuz kitapları başkalarının görüp görmemesi değil, hangi kitabı okuduğumuz, okuduğumuz kitabı beğenip beğenmediğimiz ve hangi kitapları sevdiğimiz...

2 yorum:

  1. Kesinlikle tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Bence hayat e-reader öncesi ve e-reader sonrası olarak ikiye ayrılabilir bile :)) Bir kez tadına varınca ön yargı falan kalmıyor. Yatarak kitap okumak, tatile istediğin kadar kitap götürebilmek, çok merak ettiğin kitabı günlerce beklemeden indirip hemen okuyabilmek... Benim e-readerım kum ve suya dayanıklı ki dikkatsiz insanlar için bu özellikler de büyük nimet bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, keşke ben de benimkini satın alırken o özelliklere sahip mi diye dikkat etseymişim, deniz kenarına götürmeye kıyamıyorum ben...

      Sil

Related Posts with Thumbnails