6 Mart 2014 Perşembe

John Sandford | Gölge Avı ★★☆

Kendimi bildim bileli seri halinde aldığım kitapları hemen ardı ardına okumak ile yazarı ya da seriyi çabucak tüketmemek adına araya birkaç kitap alarak okumak arasında kalıyorum. Hatta, James Patterson'u ardı ardına okuduğum için artık kitaplarından etkilenmemeye başladığımı görmüş ve bunun aslında bir hata olduğunu fark etmiştim. Son iki üç aydır seri halinde aldığım kitaplarda aynı hayatı yeniden yapmamaya çalışıyorum.

John Sandford'un Av Kuralları ile başlayan serisinin ikinci kitabı, Gölge Avı, hakkında yazacağım bugün. Serinin bundan sonraki kitabı, Av Bakışı ancak X Avı, Y Avı, Z Avı şeklinde devam eden serinin sadece üç kitabı çevrilmiş. Dolayısıyla bundan sonraki kitapları orijinal dilinden okumam gerekecek. Bildiğiniz üzere John Sandford'un ana karakteri Lucas Davenport. Serseri, başına buyruk, otorite tanımayan, şiddet kullanmaktan korkmayan, politikacılar tarafından sevilmeyen, çapkın, çok çapkın, daha çok çapkın bir dedektif. İlk kitapta Kuduz Köpek davasını çözen Davenport, bu sefer de aslında sadece istihbarat sağlamak amacıyla birbirini takip eden bir dizi cinayete müdahil oluyor. Farklı topluluklardan farklı tipte insanlar boğazları kesilerek öldürülüyor ancak kurbanların tek bir ortak noktası var; o da her birinin Kızılderili düşmanı olması. E, öldürülen adamlar Kızılderili düşmanı olunca kitapta bol miktarda Kızılderili ile tanışıyoruz. Zaten ilk sayfadan beri kim olduğunu bildiğimiz katil/katiller de asi birer Kızılderili. Ama o Shadow Love yok mu, o Shadow Love!

Kitap, Kızılderililerin meramını ifade ederken çok daha derin bir kurguya sahip olabilirmiş. Bu nedenle yazarın konuyu kurgulaştırırken başarısız olduğuna inanıyorum. Böylesine çok sayıda polisiye üretilirken iyi polisiye ile kötü polisiyeyi birbirinden ayıran şey, ana kurgudan öte aktarılan meramlar ve destekleyici yan hikayeler oluyor. Kızılderililerin katil olduğu bir dünyada, o cinayetler birer ritüel haline getirilebilirdi veya Kızılderili efsaneleri eşlik edebilirdi hikayeye. Dolayısıyla, okuduğum onca sayfada Kızılderililere ait tek bir şey öğrenmedim. Yazar kitabını güçlendirmek için böyle bir yerden yürümeyince de zavallı (!) Davenport, bulduğu kadını öpmek; bir kere selamlaştığıyla sevişmek ve hatta birinin koynundan çıkıp diğerinin koynuna girmek zorunda kalıyor.

Evet, hayal kırıklığına uğradım çünkü Av Kuralları ile ilgili yazımda, karakterin bir sonraki kitapta iyice gelişeceğini ve sonraki kitapları daha çok severek okuyacağımı düşündüğümü söylemiştim. Ne yazık ki öyle olmadı.

Gölgeler, Aşklar, Taş Bıçaklar, Kızılderililer,
Amalth.

3 Şubat 2014 Pazartesi

John Sandford | Av Kurallari ★★★★

Gectigimiz hafta boyunca cok acayip yazarlarin cok acayip kitaplarina bulastigimdan yazilmak icin bekleyen kitaplarin altinda eziliyorum. Islerimin yogunlugu nedeniyle beklettigim Av Kurallari hakkindaki yazimi da daha fazla erteleyemeyecegim.

John Sandford, Michael Connelly okuyor olmam nedeniyle bana Goodreads tarafindan onerilmis bir yazardi. Arastirmalarim sonucunda Lucas Davenport'un ana karakteri oldugu serinin ilk uc kitabinin Dogan Kitap tarafindan cep boy olarak basildigini ogrendim ve tahmin edersiniz ki derhal siparisini verdim. Zira Goodreads hakkimda hic yanilmamisti. Yine yanilmadi.

Av Kurallari kaliteli ancak alisilmis bir polisiye. Serseri bir polis, kendine Kuduz Kopek adini veren ve basindan itibaren kim oldugunu bildigimiz bir seri katil, tecavuzler, cinayetler, akil oyunlari. Kitap, sanki bir cinayet romani olsun diye degil de Davenport'un ne kadar zeki oldugunu kanitlamak icin yazilmis gibi. Yalniz, bahsetmeden gecemeyecegim bir nokta var ki o da Davenport'un ayni zamanda oyun tasarimcisi olmasi. Oteki yandan ve hatta ozellikle ilk 200 sayfada herhangi bir cinayet goremiyor olusumuza ragmen cok surukleyici bir kitap. 50 sayfa okudugumu sanarken 150 sayfa okudugumu fark ettigim kitaplardan.

Yazarin tarzi ise Connelly'ye daha yakin. Ayaklari yere basiyor. Diger yandan, ikinci ve ucuncu kitaplarda karakterlerin ve tarzin daha cok oturacagini ve okurken daha cok zevk alacagimi dusunuyorum. Yine de cok surukleyici iki kitabin arasina alinip cok gerilmeden ya da cok heyecanlanmadan okunmaya deger bir kitap olduguna inaniyorum.

Bu kitabi hepinize onermiyorum. Polisiyeseverler icin rahat bir nefes alacaklari bir mola gibi olsa da turden keyif almayanlarin "Eee?" demesine de neden olabilir.

Kuduz kopekler, manipulasyonlar, capkinliklar.
Amalth.


Related Posts with Thumbnails