20 Şubat 2014 Perşembe

Agatha Christie | Iskemlede Bes Ceset ★★☆

Sen gider de kitabin kapagina bir disci koltugu koyarsan, o kitap polisiye klasigi degil, gerilim olur! Uzerine bir de her sayfada gecen disci laflari, disci aletlerinin betimlemeleri, kirilan disler, disi agriyan kadinlar, erkekler, askerler, casuslar ve ilk defa bir seyden -disciden- korktugunu gordugum Poirot...

Saka bir yana, Iskemlede Bes Ceset bence ortalama bir Poirot kitabi. Agatha Christie'nin tarzina bir kere alistiktan sonra kitabin sonundaki surprizleri de kaniksiyorsunuz. O nedenle "Yine en beklemedigim adam katil cikti lan!" demiyorum. Bu kitapta Hastings yok. Dolayisiyla onun saskin hallerine, sapsalliklarina gulemiyoruz. Itiraf etmeliyim; Hastings'li Poirot kitaplarini daha cok seviyorum.

Iskemlede Bes Ceset'in biraz politik bir yani da var bu arada. Michael Palmer'in Besinci Tup'unde dusunduklerimin bir kismini bu kitabi okurken de dusundum. Dunyaya sonunda barisi getirecek bir adam dusunelim. Gecmisinde isledigi cinayeti ortaya cikardiginizda dunya barisina elveda demek ugruna onu cezalandirir miydiniz? Tum dunyanin istikrari adina bir cinayeti gozardi edebilir misiniz? Yoksa, cana kastetmek affedilemez bir eylem midir?

Dusundum oyle iste ve yine cikamadim isin icinden.
Disciler, komplolar ve sirlar,
Amalth.

11 Şubat 2014 Salı

Agatha Christie | Dersimiz Cinayet ★★★★

Agatha'ya devam! 

Dersimiz Cinayet tam bir Poirot kitabi! Hatta bence, Agatha Christie'nin Poirot karakterini kullandigi kitaplar goz onunde bulunduruldugunda turunun en iyi orneklerinden biri. 

Dersimiz Cinayet'i, Poirot'un en yakin arkadasi olan Hastings'in agzindan okuyoruz. Poirot serisine genel olarak asina olanlariniz bilir; Hastings hikayelerini ve anilarini yaziya doksun diye Poirot basindan gecen her olayi, cozdugu her vakayi Hastings'e anlatir. O da yasananlari ayrintisiyla kaleme alir.

Hastings'le evde oturup "guzel" bir cinayetin islenmiyor olmasindan sikayet eden Poirot'a bir telgraf gelir. Ulkenin en zengin ve en taninan is adamlarindan biri, basina bir sey geleceginden suphe ederek Poirot'tan derhal koskune gelmesini ister. Ancak... Poirot ve Hastings oraya vardiklarinda artik cok gectir. Is adami bir onceki gece oldurulmus ve katil isten pacasini basariyla siyirmistir. Her ne kadar artik kendisini tutan bir musteri olmasa da Poirot kendi merakini yenmek icin cinayeti cozmek zorundadir.

150 sayfalik bu kitap tam da gunesli bir haftasonunda parkta ya da yeni yeni cicek acan saksilarla renklendirilmis bir balkonda cay esliginde okuma kitabi! Parktaki ya da sokaktaki cocuklar istedikleri kadar gurultu yapsin; suslemelerden ve betimlemelerden uzak hikayeyi okurken dikkatiniz hic dagilmayacak.

Karmakarisik olaylar, hancerler ama Nora Roberts'in Ciplak Olum'de de dedigi gibi "klasik" nedenler,
Amalth.

10 Şubat 2014 Pazartesi

Agatha Christie | Cinayet Alfabesi ★★★

Kimi zaman kitaplar konusunda oyle takintili oluyorum ki okuyup da buraya yazmadigim ve dolayisiyla hatirlamadigim kitaplari yeniden okumaya basliyorum; kitabin konusunu unutmak ayipmis gibi hissediyorum:) Bu takintimin uzerine bir de son zamanlarda okudugum en kisa kitap 450 sayfa olunca beynimi dinlendirmemin zamani geldigini dusundum ve elime bir Agatha aldim. 

Agatha Christie'den bahsetmeme luzum var mi; en azindan bir kitabini okumamis olaniniz var mi bilemiyorum. Agatha benim icin uzay boslugunda ziplenmis polisiye gidibir. Cogu kitabinda olayin gectigi yerler detayli bir sekilde betimlenmez; parmak izleri, kan ya da cinayet silahi gibi fiziki kanitlar gram onem arz etmez. Onemli olan tek sey Poirot'un gri hucreleridir.

Cinayet Alfabesi / ABC Murders farkli kasabalarda islenen cinayetleri konu aldigindan aslinda diger Poirot kitaplariyla kiyaslandiginda biraz farkli. Curetkar bir katil Poirot'a kiskirtici mektuplar gondererek bir sonraki cinayeti nerede ve ne zaman isleyecegini soyluyor ve birakin kendisiyle dalga gecilmesini, biyigiyla bile dalga gecildiginde sinirlenen Poirot, cinayetleri durdurabilmek icin kisilerin hatiralarina ve bir de tren tarifesine guvenmek zorunda kaliyor.

Cinayet Alfabesi, Poirot serisinin bence vasat bir ornegi; evet, kitabin sonunda Poirot katili ve onu nasil buldugunu aciklarken sasiriyorsunuz ama yine de buradaki hikayenin biraz zorlama oldugunu dusunuyorum. 

Neyse; alti ustu 175 sayfa olan bir kitabi daha fazla anlatmasam iyi:)

ABC'ler, cinayetler ve kucuk gri hucreler.
Amalth.




5 Eylül 2013 Perşembe

Mavi Trenin Esrarı, Agatha Christie


Bu kitabı yazana kadar polisiye romanlar yazmak Agatha Christie için bir tutkuymuş. Özel hayatında pek iyi gitmeyen dönemler olduktan sonra, boşanmanın ertesinde maddi olarak sıkıntıya düştüğü bir dönemde, sadece para kazanabilmek amacıyla yazdığı Mavi Trenin Esrarı, hiç içine sinmemiş. Profesyonel duygularla yazdığı ilk romanı hakkında çok kötü eleştiriler beklerken tüm eleştirmenler bu romana bayılmış.

Hercule Poirot, Agatha Christie'nin bir nevi Sherlock Holmes'u, pek çok Agatha Christie romanında karşınıza çıkan bir karakter, aynı zamanda yine Sherlock'la aynı kaderi, ekrana taşınmak konusunda da paylaşıyorlar: http://www.imdb.com/title/tt0094525/

Mavi Trenin Esrarı'nda da Poirot yine bir gizemi çözmeye çalışıyor. Van Aldin adındaki zengin bir baba, çok sevdiği kızı Ruth'un, Bay Kettering'le olan evliliğinde çok mutsuz olduğunu fark ederek kızına, Kettering'den ayrılması için baskı yapmaya başlar. Bu arada, Ruth'u, onaylamadığı bir sevgilinin elinden kurtarmak için Kettering'le evlenmeye zorlayan da kendisidir. Kettering'in, Mirelle adındaki ünlü bir dansçıyla ilişkisi olduğunu öğrenen ve onun bu ilişkiyi hiç de saklamaya bile çalışmadığını gören Ruth da Kettering'den boşanmaya ikna olur. Tabii babasının bilmediği bir şey vardır, Ruth bu boşanmayı, esas sevgilisiyle birlikte olabilmek için istemiştir. Tüm ilişkilerin bir yumak halinde birbirine dolandığı bu girizgahtan sonra ortaya çıkan gizemler, dönemin sosyetesinin ulaşım aracı olarak tercih ettiği, zenginlere hitap eden bir tren olan Mavi Tren'de çözülecektir. Van Aldin, kızına boşanmayı kabul etmesi için çok gösterişli bir yakut kolye hediye eder, Ruth, Mavi Tren'le yolculuk yaparken bu kolye çalınır ve Ruth öldürülür, Kettering ve Mirelle'in de o trende oldukları ortaya çıkınca herkesin şüphesi bu ikili üzerinde toplanır. Poirot, bu suçu kimin işlediği konusunda her şeyi açıklığa kavuşturmak için soruşturmayı sahiplenir.

Kendisini bir çırpıda okutan bir polisiye, çok "eski" olması, kitabı çok sevimli yapıyor, ben çok sevdim, Agatha Christie'nin başka romanlarını sevenler de mutlaka sevecektir.

21 Ağustos 2011 Pazar

On Küçük Zenci | Agatha Christie


On küçük zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz,
Dokuz küçük zenci geç yattı,
Sabah Biri uyanamadı, kaldı sekiz,
Sekiz küçük zenci Devon’u gezdi,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi,
Yedi küçük zenci odun kırdı
Biri baltayı kendine vurdu. Kaldı altı,
Altı küçük zenci bal aradı,
Birini arı soktu. Kaldı beş,
Beş küçük zenci mahkemeye gitti,
Biri tutuklandı. Kaldı dört,
Dört küçük zenci yüzmeye gitti,
Birini balık yuttu. Kaldı üç,
Üç küçük zenci ormana gitti,
Birini ayı kaptı. Kaldı iki,
İki küçük zenci güneşte oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir zenci.
Bir küçük zenci yapayalnız kaldı.
Gidip kendini astı. Kimse kalmadı.

Böyle başlar On Küçük Zenci.

Birbirinden bağımsız on ayrı kişi birer davetiye alır. Zenci Adası'nda unutamayacakları bir tatile davet edilirler. Ama Zenci Adası'nda ölümler birbirini takip eder, durmadan bir sonraki cinayeti tahmin etmeye çalışır dururuz.

Sürükleyicidir, heyecanlıdır, eğlencelidir.

Bildiğimiz Agatha! Merak uyandırıcı, zihni zorlamadan düşündürücü.

Tek tavsiyem eski basımını temin etmeyin, aslında çok şey ifade eden On Küçük Zenci şiirinde bile eksiklikler var çünkü. Yeni basımı candır, canandır.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Noel Kekinin Gizemi - The Adventure of the Christmas Pudding | Agatha Christie

Eğer siz de benim gibi, Poirot'un buluduğu bütün kitapları okumuş olmanın hüznü ile Agatha Christie dolu raflara iç geçirerek bakanlardansanız, türkçeye yeni çevrildiğini sandığım bu kitap ilacınız olacak.

Her biri birer kitap haline getirilebilecek kadar güzel 5-6 tane hikaye var bu kitapta. Düş, Noel Kekinin Gizemi, Sarı Süsen hikayelerden bazıları. Hepsinin başrolünde Poirot var elbette! Uslanmaz bir gizem çözme meraklısı olan belçikalımız kimi zaman sahte cinayet tertiplerine, kimi zaman gerçekten dikkatle planlanmış cinayetlere tanık oluyor ve tabi ki olayı her zaman en ince ayrıntısına kadar çözüyor.

Kitaptaki en hoş hikaye bence : Düş

Özellikle bir kitabı baştan sona okumaya konsantrasyon ve vaktiniz yoksa, ama şöyle kısa kısa ve ara ara okuyayım diyen bir polisiye meraklısı iseniz, bu kitap tam size göre. İyi okumalar..

4 Temmuz 2010 Pazar

Filler de Hatırlar - Elephants Can remember | Agatha Christie

Sürükleyici Agatha Christie kitapları, uzun yolculukların veya evde geçen sıkıcı bir günün en güzel ilacıdır. 10. sayfadan sonra kaptırır, gider, kitabın sonuna kadar "katil kim?" sorusunun yanıtını arar dururuz. Filler de Hatırlar da bu duruma bir istisna olmuyor, nasıl olsun, içinde Hercules Poirot var bir kere...

Aynen five Little Pigs- Beş Küçük Domuzcuk da olduğu gibi, yine geçmişte yaşanmış bir olayın izini sürüyor Poirot. Seneler önce, iyi bir çevrede yaşayan, mutlu bir çift ölü bulunmuştur. Olay hiçbir zaman tam açıklığa kavuşamamıştır. Çifte intihar mı? cinayet mi. kadın mı adamı vurdu, adam mı kadını? Kadının neden 4 peruğu olduğu sorusundan başlayan Poirot, kadim dostu Adrianna Oliver ile hatırlayan Filleri tek tek gezerek gerçeği bulur.

Sürükleyici ama geçmişte işlenmiş olayları araştırma safhalarından geçtiği için çok da heyecanlı olmayan bu kitap Agatha Ablamızın en iyilerinden olmasa da yine de severek okumalık bir polisiye...

16 Mart 2010 Salı

Nil'de Ölüm | Agatha Christie


Nil'de Ölüm, Agatha C'nin en başarılı romanlarından ve ciddi bir saygı duruşunu hak ediyor. Bu roman da diğer romanlarına benzer şekilde okuyucuyu olay örgüsünün içine çekerken, diğer romanlarından farklı olarak katilin kimliğini tahmin etmenize olanak dahi tanımıyor. Bir süre sonra kitapta karşılaştığınız her karaktere önce potansiyel katil, sonra da potansiyel kurban olarak bakmaya başlıyorsunuz.

~~~~~~~~~~

Linnet Ridgeway genç, ziyadesiyle güzel, inci parlaklığında, fazlasıyla zengin ve henüz reşit olmamış genç bir kadındır. Bir gün en yakın arkadaşı Jackie tarafından ziyaret edilir. Jackie ona nişanlısından, birbirlerini ne kadar sevdiklerinden, Simon'un aslında bir asil olduğundan ancak işten çıkartıldığından bahseder. Sevgisinden başka hiçbir şeyi olmayan Jackie, sevgiden başka herşeyi olan en yakın arkadaşından bir iyilik ister. Simon Doyle'a iş vermesini rica eder. Linnet önce işi, sonra da kendini verir Simon'a ve en yakın arkadaşının nişanlısını elinden alır...

Çift nereye giderse gitsin Jackie onları takip etmeye başlar. Bu durum Linnet için oldukça sıkıcı bir hal almaktadır, Simon ise sinirden köpürmekte, Jackie'nin boğazını bir çırpıda kırıvermek arzusuyla yanmaktadır. Derken balayı için Mısır'a giderler, onlarla aynı gemiye binecek yolcular içinde önce burnu büyük Poirot'u ve ardından Jackie'yi görünce Jackie'den kaçış olmadığını anlamak zorunda kalırlar. Bir gün kaçmayı kesip onunla savaşmaya başlamaları gerekecektir.

Ve gemi hareket eder.

Ve cinayetler başlar.

Ve nihayet, Poirot herşeye açıklık getirecek en önemli ipucunu bulmuştur.

~~~~~~~~~~

Nil'de Ölüm gerçekten saygı duyulması gereken bir kitap, hatta Agatha Christie'yi daha önce okumayanlara da seriye giriş açısından ilk olarak tavsiye edebileceklerim arasında.

Kitabı okurken sadece bir cinayet hikayesi okuduğunuzu düşünüyorsunuz, hem de çok zekice kurgulanmış bir tanesini! Ama kitap bittikten sonra aslında okuduğunuzun yalın bir cinayet romanı olmadığını anlamaya başlıyorsunuz.

Bence bu kitap "duyguların insan bedeninde betimlenmesi" meselesinin en iyi örneklerinden bir tanesi. Gerçekten o kıskançlık, bu şefkat, bu kibir, bu gurur... Okurken tanıştığınız bütün karakterlere birer duygu biçerken buluyorsunuz kendinizi, en azından cinayet romanı aşıklarının bu yolda ilerleyeceğini düşünüyorum.

~~~~~~~~~~

Benden küçük bir tavsiye, Nil'de Ölüm'ü okumadan Ölüm Oyunu'nu okumayın zira Ölüm Oyunu'nda çok sayıda geri dönüş var. Linnet'ten, o gemide olanlardan sıklıkla söz ediliyor. Karakterlere yabancı olmamanız gerekiyor Ölüm Oyunu'nu okurken. Nitekim ben de size verdiğim tavsiyeyi dinleyip, Ölüm Oyunu'nu yeniden okuyorum, en kısa zamanda onun hakkında da yazabileyim diye:)

~~~~~~~~~~

Yazarı-
Agatha Christie
Orijinal Adı- Death On The Nile
Çeviren- Gönul Suveren
Sayfa Sayısı- 192
Tür- Cinayet Romanı

Kaç günde okudum-
2
Kaç kuruş- 9,60 @kitapyurdu
Öneririr miyim- Hem cinayet romanı severlere hem de daha önce cinayet romanı okumamışlara kesinlikle tavsiye ederim.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Cinayetler Oteli | Agatha Christie


Polisiye romanlar kraliçesinin aslında pek el üstünde tutamayacağımız kitaplarından biri Cinayetler Oteli... Olaylar ve fikirler her zamanki gibi harikülade lakin Cinayetler Oteli kısa kesilmiş bir kitap izlenimini veriyor. Sanki asıl üzerinde durulması gerekenler yerine yan hikayeler fazlasıyla vurgulanmış gibi...

Kitap, kitaba adını veren uzunca bir öykü ve nispeten kısa bir öyküden oluşuyor. İlk öykü Cinayetler Oteli, ikincisi ise Greenshow'un Deliliği... Her öyküde de Christie'nin ana kahramanlarından biri olan saygıdeğer Jane Marple ön planda. Miss Marple yine gözlem yeteneğini konuşturuyor ve yine kendini bir anda cinayet soruşturmalarının ortasında buluyor!

~~~~~~~~~~

Cinayetler Oteli 1960'lı yıllarda Londra'daki Bertram Oteli'nde geçiyor. Bertram öyle bir otel ki çay içilen porselenlerden, konuklarına, dekorundan, çalışanlarına 1900'lü yılların başlarını yaşatıyor. Çocukken bu oteli ziyaret eden Marple, yeğenlerinin teyzelerini bir tatile gönderme planları üzerine kendisini yıllar boyunca hiç değişmeden kalmış gibi görünen Bertram Otelinde buluyor. Otel çok pahalı, çok elit bir kesmi misafir ediyor ancak yolunda gitmeyen birşeyler var... Soygunlar oluyor, Marple aslında önemsiz gibi görünen konuşmalara kulak misafiri oluyor ve sonunda bir cinayet işleniyor... Ve kahramanımız Marple her zamanki gibi kendisini yine bir cinayet soruşturmasının ortasında buluyor!

Greenshow'un Deliliği ise binbir mimari tarzın bir araya getirilip oluşturulduğu dehşetli bir ev! Miras, para, malikane, mirasta gözü olanlar, üç zanlı, cinayet ve Marple... Bu sefer Marple doğrudan hikayenin içinde değil lakin yine de işlenen cinayeti ustalıkla çözmeyi beceriyor!

~~~~~~~~~~

Cinayetler Oteli okumadan ölmeyin diyebileceğim bir kitap değil ne yazık ki! Ancak Agatha Christie severlerin seriyi tamamlamak üzere okumaları gereken ve Christie'nin yazınının gelişimini çok da iyi bir şekilde gözler önüne seren bir kitap.

Elimdeki kitabın çok eski basım olmasından kaynaklandığını düşündüğüm bazı sorunları da yok değil... İmla hataları, bazen Jane yerine Joan demeler, bazı yerlerde yanlış çevrilmiş ve bir türlü anlamını kavrayamadığım cümleler, vs...

~~~~~~~~~~

Kitap hakkında yazmak üzere birkaç gün önce kitabı elime aldığımda aslında Bertram Otelinin tasvirlerinden başka hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim ve üzerine yazabilmek adına yeniden okudum. Siz de okuduğunuzda ve üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra muhtemelen benimle aynı şeyleri hatırlıyor ve olayın aslında ne olduğunu unutmuş olacaksınız!

Her ne kadar diğer kitaplarının yerini tutamasa da yine de Agatha Christie'nin hatrına okunması gereken ya da en azından saygı duyulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum Cinayetler Oteli'nin...

~~~~~~~~~~

Yazarı- Agatha Christie
Adı- Cinayetler Oteli
Orijinal Adı- The Bertrams Hotel
Çeviren- Gönül Suveren
Sayfa Sayısı- 176
Tür- Öykü / Polisiye

Kaç günde okudum- 2 gün
Kaç kuruş- 8,80 TL (@ kitapyurdu.com)
Öneririr miyim- Agatha severseniz okuyun, efendim. Yok, Agatha'ya yeni başlayacağım diyorsanız polisiye kraliçesinin tarzına giriş açısıdan yanlış bir kitap olacağı görüşündeyim.
Related Posts with Thumbnails