27 Ekim 2016 Perşembe

[Blog Tur] Kazananın Laneti - Marie Rutkoski | Yazar Tanıtımı



Ya aşkı kazanmak onurunu kaybetmek anlamına geliyorsa?



Kitap: Kazananın Laneti
Yazar:Marie Rutkoski
Orijinal Adı: The Winner's Curse
Çeviri: Barış Mol
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Basım Yılı:Eylül 2016
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Puanım: 4.5


On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. 

Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.


Merhabalar, uzun bir aradan sonra hem blog turlara hem de bloğa bir dönüş yaptık. Yazılması gereken bir dolu kitap var, ama nedense yazmıyorum ben kendi adıma bu olayı bir kırmak istiyorum artık. Açıkçası odaklanamama sorunu yaşadığım için oluyor bunlar.

Bu tur kitabını çok beğendim. Böyle bu ara ilaç gibi gelen bir kitap oldu. Dün gece bitirdiğimde yazıyı hazırlayayım hemen diye içim içimi yedi.

İki düşman ülke arasında geçen bir aşkı anlatmasına rağmen vıcık vıcık bir aşk değil. O kısmını çok beğendim. Ve ana karakterler zehir gibi akıllı, savaş stratejileri, akrep yılan oyunları, düellolar ile aşkı bir iki kıt geriye çekmiş yazar.

Valorian imparatorluğu Harrani'leri 10 yıl önce ele geçirmiş, Harrani halkını da köle yapmışlar. Aslında eskiden Valorian'lar vahşi, yemekleri bile elle yiyen bir halk iken Harraniler zarif.naif bir halkmış. Köle halleri de öyleydi bence.


Baş karakter Kestrel (yani Valorianca da kerkenez -buna çok güldüm-) Valorian'ları Harranilere karşı zafer kazanmasını sağlayan baş komutanın kızı. Annesi Valorian savaşında ölmüş, babasıyla beraber yaşıyor ve babası onun asker olmasını istiyor. Oysa Kestrel'in müziğe yeteneği var, savaş meydanlarında olmaktan hiç hoşlanmıyor, biraz asi kızımız. Ama zehir gibi işleyen bir zekası var ki bayıldım ona.

Kestrel asi, kafasına estiğini yapan biri olduğu için bir gün yakın arkadaşı Jess ile pazara gider ve köle açık arttırması görür. Birden bire bir köle dikkatini çeker ve onun için açık arttırmaya katılır.
Ve Smith yani Arin ile birlikte eve döner. İşte olaylar böyle başlar.

Arin ve Kestrel arasındaki geçen akrep yılan oyunları, çok hoş bir arkadaşlığın nihayetinde aşka dönüşümünü sevdim.

Kestrel aşırı zeki de. Arin ondan aşağı kalmıyor. Hatta başından beri bu çocuk bir şey peşinde diyordum, o da sonlarında doğru çıktı.
 Akrep yılan oyunu anladığım kadarıyla satranç tarzı bir oyun. İkisinin oyunu oynarken halleri çok hoştu.
Sonra Kestrel'in Arin için Düello'ya girip zekası ile kazanışına hayran kaldım.



Gelelim bu harika serinin yazarına. 

Marie Rutkoski, baya sağlam eğitim almış bir yazar. Bir çok yaratıcı yazarlık eğitimi alıp, Iowa üniversitesinden mezun oldu. Bir dönem Moskova ve Prag'da da yaşamış (ah ah) 

Şimdi Brooklyn kolejinde Rönesans drama ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor, kocası ve kedisiyle New York'ta yaşıyor ve kitaplarını yazıyor. 

Siz de bu harika romanı kazanacak iki kişiden biri olmak istiyorsanız, yapmanız gerekenler;
Kitap Oburları'nın İnstagram adresine gidip çekilişe katılmak. 


İyi Okumalar 
-Sycorox-


23 Mayıs 2016 Pazartesi

[Blog Tur] Kan ve Tuz - Kim Liggett | Yazar Tanıtımı




Kitap: Kan ve Tuz
Yazar: Kim Liggett
Orijinal Adı: Blood and Salt 
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Basım Yılı: Mayıs 2016
Tür: Genç Yetişkin, Mistik, Gerilim
Puanım: 3 


"Âşık olduğun zaman, derin bir okyanusa yüreğinden bir parça söküp atmış gibi hissedeceksin. Seni sarıp sarmalayan tek şey kan ve tuz olacak." Kan ve Tuz...

 Ash Larkin'in annesinin, uzun süredir kaçtığı ruhani halkına geri dönmeden önce ağzından çıkan son kelimelerdi. Annesini arayan Ash'in yolu Quivira'ya düştüğünde, zamanın ötesindeki bu kasabada uğursuz ve kadim bir şeylerin varlığı onu tutsak etmişti. 

Ash bir yandan, atalarından kalan, kavuşamayan âşıklarla ve ölümle, simyayla ve ölümsüzlükle bezenmiş anılarla başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da sırlarla dolu ve kan bağıyla yasaklanmış Dane'den uzak durmaya uğraşıyordu. 


Bu esnada Quivira halkı 500 yıldır süregelen bir törene hazırlanırken, Ash sadece annesini kurtarmak için değil kendisi için de savaşmak ve çok geç olmadan Quivira hakkındaki gerçekleri ortaya çıkarmak zorundaydı. Tamamen kan ve tuzla sarıp sarmalanmadan önce..."


Kan ve Tuz turunda bugün bize konuksunuz. Yabancı yayınlarından çıkan kitap, baskısıyla göz dolduruyor cidden. Cildi ayrı güzel, iç kapağı ayrı güzel. Kitabın fotoğrafını göstereyim dedim ama tabletten çektiğim için çok da başarılı olmadı idare ediverin.



Bu kitaba karşı arada kaldım açıkçası. Çünkü öncelikle gizemli, mistik havasını beğendim. Ama yazar bence biraz fazla abartmış gibi geldi.

Kitaba ilk başladığınızda biraz gerilebilirsiniz çünkü bir kahvaltı sofrasında tavana asılmış bir kızın eşliğinde başlıyor. Ben başlangıç itibariyle pek beğenmiştim. Çok sıkı başladı. Sonra baş karakter Ash okula kütüphaneye gider orada tuhaf ve güzel bir kadınla karşılaşır. Kadın bir kitap verir, Ash'ın ve kendi avuç içlerini çizerek birleştirir ve enerji akışı sağlar. Sonra bir anda kaybolur, boynundaki eşarp Ash'ın boynudadır. Ondan sonra Ash'da nemfoman tuhaf hareketler belirir. Kendi gibi değil, çok rahat ve cüretkar davranmaya başlar. Gerçi çok pısırık bir genç kız değildi ama enerji akışı geçince abarttı kızcağız. Akşam katıldığı partide elbisesini falan sıyırıp atacak biri de değildi tabii.

Ash aslında ailesinin kökenleri, neden kendilerinden bir şeyler sakladıklarını merak ediyor ve arkadaşıyla gizlice araştırıyor ama pek başarılı olamıyorlar. O gelen kadın sayesinde işler karışıyor daha da tuhaflaşıyor. Eve geldiğinde annesi kanlarını korumaları gerektiğini söyleyip, kardeşi ve onu pasaportlarını alıp kaçmaları gerektiğini söylüyor. Sonunda da camdan kendini atıyor.

Kitabın şiirsel bölümlerini, o gizemli havasını beğendiğimi söylemiştim. Ama karmaşık yapısından pek hoşlanmadım. Yeri geldi su gibi okudum, yeri geldi hiç elime almak istemedim. Hatta bazı yerlerde ne yapıyor bunlar, şimdi ne oldu diye kaldım.

Yani ne çok beğendim ne çok beğenmedim, dediğim gibi baya arada kaldım bu kitapta.


Gelelim sevgili yazarımızın tanıtımına;



Kim Liggett aslında küçük yaşlardan beri şarkıcılık ve oyunculukla ilgileniyormuş.

New York'a 16 yaşında gidip, fırsatlar şehrinde şansını yakalamaya çalışmış. American Academy of Dramatic Arts'ta devam ederken bir yandan da seksenlerin ünlü rock grupları ile işlere de imza atmış, back vokallik yapmış. Sonra sanatla uğraşan çocuklar ve müzisyenler için tur girişimine başladı. Jazz sanatçısı Ken Peplowski evli ve iki genç çocukları ve nevrotik köpeği ile Manhattan'da yaşayıp yazarlık yapıyor.

Kitap sizde merak uyandırdıysa şayet facebook sayfamıza bekleriz.

İyi Okumalar...

-Sycorox-


26 Şubat 2016 Cuma

[Blog Tur] Linger No: 1 Ölüm Vahşi Bir Gecedir - Edward Fallon | Ön Okuma

Her yeni başlangıç, bir başka başlangıcın sonundan gelir



Kitap: Linger : Ölüm Vahşi Bir Gecedir  (Linger No:1)
Yazar:Edward Fallon
Orijinal Adı: Linger: Dying is a Wild Night (A Linger Thriller, Book #1)
Çeviri: Mertcan Ölçer
Yayıncı: İndigo Kitap
Basım Yılı: Şubat 2016
Sayfa Sayısı: 285
Tür:Gizem, Suç, Paranormal
Puanım: 4

"Karanlık bir zihnin sizi nereye sürüklediğini tahmin etmekle geçer dedektiflik, o size fısıldadıkça peşinden gidersiniz.
Bazı zihinlerin karanlığı çok derindir, hatta belki karanlık olan kendi zihninizdir."




Merhabalar, yeni turumuzda ilk gün bize konuksunuz. Aslında blog, tur bloğu gibi göründüğünün farkındayız, bir süredir yazmıyor olsak da bu duruma bir el atmanın zamanı geldi de geçiyor. Bu yazıyı yazarken bir yandan da suçluluk içinde kıvrandığımı eklemek isterim. Zira bir çok kitap okusak da yorum neden girmiyoruz anlamış değilim. Maalesef ki, bloglara ilginin yitirilmesi de bunda etken. Bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağız diyip, yazıma başlayayım.

Kitap İndigo Yayınlarından yeni çıkan Linger Ölüm Vahşi Bir Gecedir.

Konusu baya gizemli bir suç hikayesi. Branford ailesi anne, baba ve üç çocuğu, köpekleri olmak üzere vahşice öldürülür. Polisler olay yerinde çok da ipucu bulamazlar, aile örnek gösterilen bir ailedir.
Dedektif Kate Messenger gece olay yerine gittiğinde hiç beklemediği iki kişiyi evde bulur. İşte zaten olayı paranormal ve gizemli yapan konu buradadır. Sonrası artık spoiler bence -bu kadarı bile çok aslında-



Kitabı beğendim, gayet sürükleyici ve temiz bir anlatımı var. Yalnız tabi yazım hataları saç baş yolduruyor. Kate Messenger karakterini ünlü polisiye dizisi Castle'ın baş karakteri Kate Beckett'e çok benzettim. Onun da geçmişten gelen bir travmatik olayı vardı mesela.
Gizem kısmına bayıldım, baya merak ettim ne çıkacak altından falan diye. Bir de aşırı hızlı bir şekilde okunuyor. Akşam elinize aldıysanız, gecelemeyi hatta sabahlamayı göze almanız gerekiyor.

Ama dediğim gibi yazım hatalarına puan kırdım baya. Bence yayınevinin buna cidden dikkat etmesi gerekiyor. Onun dışında iyi bir polisiye diyebilirim. Gerçi çok iyi bir polisiye okuru da değilim, diğer kitaplarla ve yazarlarla karşılaştırma yapabilecek kadar en azından.

Şimdi size kitaptan ufak bir tadımlık ön okuma bırakayım buraya ama yetmeyecek, merak edeceksiniz.





İyi Okumalar...

-Sycorox-

4 Şubat 2016 Perşembe

[Blog Tur] Cadı Avcısı - Virginia Boecker | Yazar Tanıtımı



Kitap:Cadı Avcısı
Yazar: Virginia Boecker 
Orijinal Adı: The Witch Hunter
Çeviri: Onur Özkan
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Basım Yılı: Ocak 2016
Sayfa Sayısı: 338
Tür: Fantastik, Tarihi Fantastik
Puanım:4


Tenime dağlanarak işlenmiş mühür.
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür. 

Ben On Üçüncü Yazıt’ın bir uygulayıcısıydım. 
Bir cadı avcısı. 

Korkulması gereken kişi bendim. 
En büyük düşmanınız dövüştüğünüz şey değil, korktuğunuz şeydir.



Merhaba yeni turumuz Virginia Boecker'ın Cadı Avcısı kitabı. Cadılı kitaplara bayıldığım için bu kitabı çok sevdim.

Elizabeth ailesini veba'da kaybetmiş, ona destek olan arkadaşı Caleb ile büyümüş ve onunla beraber cadı avcısı olup on üçüncü yazıt uygulayıcılarından, ülkedeki en güçlü avcılardan biri. Kitap Elizabeth'in yaptığı dikkatsizlikler sonucu ve ceplerinde cadıların kullandığı otların bulunması ile hapse atılması ve ölüm fermanının çıkışı ile başladı. 
Sonra hapishaneden kaçıp, hiç beklemediği insanların onu kurtarışı ile hayatı ve yönü değişiyor. Bir de bunlara onunla ilgili bir kehanet eklenince

Cadılar, hayaletler, küçük kahinler, o tekinsizlik en sevdiğim konular. Kitabın tarihi atmosferi ile okuyucu orta çağ'a gidiyor, cadı  yakilma olaylarına şahit oluyoruz Ayriyeten fantastik ağaçlar, peri ışıkları falan çok hoş bir hava veriyor.

Elizabeth karakteri erkeklerin arasında büyüdüğü için sert, hırçın bir karakter. Ben başlarken Elizabeth'in cadıların tarafında olacağını tahmin ederken cadı avcısı çıkması ile ters köşe oldum. Bir de bulunduğu donemin kadınları gibi olmayışı, sert yapısından dolayı arada bir yerde kalışı, aldigi eğitimlerin de etkisi ile erkek fatma modunda olmasi, bu tip kitap karakterleri açısından bakarsak hoşuma gitti.

Yabancı yayınları bu kitap kapağında aşmış iyice. İlk geldiği an gözlerimden kalpler çıkıyordu. Bence cadılı kitap ayracım da çok yakıştı. Çeviri gayet iyiydi, zaten Yabancı yayınlarında çeviri sorunlarına çok rastlamıyoruz.




GelelimYazarımızı tanımaya;






Virginia Boecker çok tatlı bir yazar. O da bizler gibi, kitabın Yabancı Yayınlarından çıkan kapağına bayıldı.

Yazarımız eşi, iki çocuğu ve köpekleri ile beraber Portland'da yaşıyor. Onun bu fantastik havasını yaşadığı yere kolayca bağlayabilirim (zira Grimm dizisinden sonra Portland benim için Amerika'nın en fantastik bölgelerinden)
The Witch Hunter yazarın ilk kitabı ve serisi. Ne diyelim Portland dolaylarında bol bol fantastik kitaplar yazmaya devam etsin.


Tur Programı:

3 Şubat http://sssuigenerisss.blogspot.com/ Kitap Yorumu  | Ön Okuma
4 Şubat http://raflarinarasindan.blogspot.com/ Kitap Yorumu | Yazar Tanıtımı
5 Şubat http://mirielenda.blogspot.com/ Kitap Yorumu |Tanıtım Videosu
6 Şubat http://segesegese.blogspot.com/ Kitap Yorumu  | Kitap Kapakları
7 Şubat http://pinucciasbooks.blogspot.com.tr/ Kitap Yorumu  | Alıntılar
7 Şubat http://thcodex.blogspot.com/ Bunları Biliyor Musunuz?

İyi Okumalar

-Sycorox- 







14 Aralık 2015 Pazartesi

[Blog Tur] Kan Kırmızı Yol | Moira Young - Kitap Yorumu / Yazar Tanıtımı




                                                                                                                                                                                                                            Kitap: Kan Kırmızı Yol (Toz Diyarları #1)                                          Yazar: Moira Young 
Orijinal Adı:Blood Red Road
Çeviri: Eyüp Timur Avarkan
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Basım Yılı: Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 444
Tür: Distopya, Genç Yetişkin
Puanım: 4

"Saba kum fırtınaları tarafından harap edilmiş çorak bir diyarda yaşamaktadır. Çok sevdiği ikizi Lugh kaçırılınca gözü pek Jack ve Özgür Şahinler'le birlik olup Lugh'u aramaya koyulur.


 İkizi Lugh'u bulmak için pek çok güçlükle savaşmak durumunda kalan genç kız, zekası ve iradesiyle tüm zorlukların üstesinden gelmeye, düşmanlarını yenmeye çalışır. Üstelik bu süreçte hem mücadelelerinde yenilmez biri olduğunu hem de aşkı ve dostluğu keşfeder. Heyecan ve aksiyonun bir an olsun hız kesmediği Kan Kırmızı Yol soluksuz okunacak bir roman."


Distopya severlerin uzun süredir beklediği kitap şimdi raflarda yerini aldı. Bizim raflarımızda da yerini buldu. Kitap Oburları ekibi olarak ıskalamadık bu kitabı. Bu ara ekip olarak 3. yılımızı kutluyoruz. Nice yıllara bize, nice güzel kitaplara. 

Kan Kırmızı Yol bu türü çok aşırı sevmesem de beğendiğim bir kitap oldu. Yazar'ın kaleminin usta olduğunu hissediyorsunuz. Çeviriye rağmen hissediliyor. 

Baş karakter Saba ikizinin gölgesinde kalmış karakter olarak güçlü ifade ediyor. İkizi kaçırıldığında küçük kardeşini alıp onu bulmak için kendini yollara vuruyor. Okurken çocuk baktığımdan ve bu anlamda cinnet geçirme sınırlarında olduğum için Saba'yı küçük kardeşi Emmi konusunda en iyi ben anlardım, o kısımlarda kızmadım kıza. Kızılacak tavırlar sergilese dahi.

Saba'nin yol hikayesini, onun yasadiklarini ve ayrica aşk'ini cok begendim ben. Dedigim gibi muhtemelen ceviriden kaynaklanan sorunlar var ve bazi kitaplar dilimize cevirilirken degisebiliyor. Tugce'nin Kitapligi'da yazisinda bu durumdan bahsetti. Nida hanim orijinalini de okudugundan dolayi bu duruma daha hakim.

Ceviriden kaynakli sorunlardan dolayi puan kirdim, 4 puan verdim. Kitabin ciltli kapagi harika ama bayildim.

 "Lugh bir güneş gibi ışıldar. Bu durum onu bulmalarını kolaylaştırmış olmalı. 

Tek yapmaları gereken Lugh’un ışığını takip etmekti. sf10 " 


Gelelim Yazar Tanıtımına;

Moira Young Kanada'nınVancouver'a yakın New Westminster kasabasında büyümüş. Şimdi İngiltere'de yaşayan yazarımız, daha önce oyunculuk ve opera sanatçılığı yapmış. Kan Kırmızı Yol ilk romanı olarak büyük beğeni toplar ve bir çok ödel alır. Ünlü yönetmen Ridley Scott'un da ilgisini çeker, film haklarini alir. Merak ediyor muyuz? tabi ki evet!

İyi Okumalar...

-Sycorox-





30 Kasım 2015 Pazartesi

[Blog Tur] Kızıl Kraliçe | Victoria Aveyard - Kitap Yorumu / Yazar Tanıtımı

İKTİDAR TEHLİKELİ BİR OYUNDUR


Kitap: Kızıl Kraliçe
Yazar: Victoria Aveyard
Orijinal Adı: The Red Queen
Çeviri: Onur Kınacı Birler
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Basım Yılı: Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 388
Tür: Distopya, Genç Yetişkin
Puanım: 3,5


İnsanların Kana Göre Sınıflara Ayrıldığı, Bir Düzen… Büyülü, Tanrısal Yetenekleriyle Diğerlerine Hükmeden Gümüşler, Onların Gölgesinde Hayatta Kalmaya Çalışan, Sıradan Kızıllar… 
İktidar Tehlikeli Bir Oyundur. 
Peki, Kazanmak İçin Ne Kadar Kan Kaybetmek Gerekir? Kanla Bölünmüş Bir Dünyada, Kazananı Belirsiz Bir Varoluş Mücadelesi… 

Mare Barrow'un dünyasında kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir. 

Yoksul bir Kızıl kasabasında yaşayan on yedi yaşındaki Mare, talihsiz olaylar sonucu bir Gümüş sarayında çalışmaya başlar. Ancak Kızılların başkaldırı hareketini örgütleyen Kırmızı Muhafızlar'ın davasını ateşleyecek kıvılcımın kendi parmaklarının ucunda ol-duğunu fark edince bambaşka bir oyunun ortasında kalır. Yalanlar üzerine kurulu bir düzende Kızılların Gümüşlere, bir prensin diğer prense ve Mare'nin kendi kalbine karşı mücadele ettiği bu tehlikeli oyunda tek mutlak gerçek, ihanettir.


Distopya severlerin merakla beklediği Pegasus yayınlarından çıkanThe Red Queen / Kızıl Kraliçe turunda bize konuksunuz. 

Öncelikle kitap konusunda ciddi ruh geçişleri yaşadım. Önce sevmedim, sonra aaa güzel ilerliyor bir dakika ya diyerek okudum. Sevmeme nedenlerimden beri diğer emsallerini çok andırıyor olması. Pierce Brown'un Red Rising'e benzeyerek başlaması çok sinir etti. Çünkü ona da aynı eleştirileri yaparak okumuştum. Bir yandan okumadığım ama konusunu bildiğim Beni Seç romanı akla getirdi.
Son dönemlerde çıkan distopyalar çok mu aynı oldu nedir, konuları az çok tahmin eder oluyoruz. Yani sonunda sevdiğime şaşırdım, çünkü gerçekten kötü başlamıştım.

Mare'nin yaşadığı dünya kanlarına göre Kızıllar ve Gümüşler diye ayrılıyor. Kızıllar ayak işlerini yapan sıradan insanlar. Gümüşler ise süpernatural güçleri olan soylular.

Mare usta bir yankesici ve bir gece bir oğlanı soyarken yakalanıyor, oğlan tüm parasını veriyor, Mare'de ona hikayesini açıyor. Ertesi gün onu alıp kralın huzurunda çalışması için muhafızlar götürüyorlar.

Prenslerin kendilerine eş seçeceği bir etkinlikte çalışmaya başlıyor ve burada kaza ile inanılmaz bir olay oluyor Mare kendini bambaşka ve tehlikeli dünyada bir Prensin nişanlısı olarak buluyor. Sonrası hep spoiler :)

Baş karakter Mare kimi zaman hoşuma giden, kimi zaman da sinir olduğum karakter oldu. Aslında karakterler çok derinlikli yazılmadığı için kendinizi kitaba fazla veremiyorsunuz. Ben açıkçası kitapta hiçbir karakteri bayılarak sevmedim. Gerçi Cal'ın bir adım önde olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Yani içinde çok klişe barıdırdığı ve yavan anlatımı yüzünden baya puan kırdım. Onun dışında kitabın büyülü dünyası güzeldi. Daha ustaca ele alınabilseydi belki harikalar yaratabilirdi.

Kitap geldiğinde şaşaasına bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Hele o kutusuna bayıldım, Pegasus yayınları çok iyi iş çıkarmış bu konuda. Çevirisi de kusursuzdu zaten. 






Gelelim yazar tanıtımına;






Victoria  Massachusetts'in küçük bir kasabasında yaşarken Güney Karolina üniversitesinde  yazarlık okumaya gider. Okul bittikten sonra The Red Queen serisini yazmaya başlar ve büyük bir başarı sağlar. Ülkemizde kitabı yeni çıktı ama serinin ikinci kitabı'nın da çok bekletmeden çıkacağına dair duyumlar aldık.


Eğer kitabı merak ediyorsanız turumuzu ve bizi facebook'da takip etmeyi unutmayın. 

Tur Takvimi:

29 Kasım: fanboyungunluguu.blogspot.com.tr/ Kitap Yorumu / Ön Okuma
30 Kasım: raflarinarasindan.blogspot.com/ Kitap Yorumu /Yazar Tanıtımı
1 Aralık:mirielenda.blogspot.com/ Kitap Yorumu / Bunları Biliyor Musunuz?
2 Aralık: thcodex.blogspot.com/ Kitap Yorumu 
3 Aralık: segesegese.blogspot.com/ Kitap Yorumu
4 Aralık: suigenerisss.blogspot.com/ Kitap Yorumu
5 Aralık: pinucciasbooks.blogspot.com.tr/ Kitap Yorumu

İyi Okumalar...

-Sycorox-


20 Ekim 2015 Salı

[Blog Tur] Karanlık Yalanlar - Alessandra Torre | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı


HER ŞEY BİR YALANSA AŞK SÖZ KONUSU OLABİLİR Mİ?




Kitap: Karanlık Yalanlar
Yazar: Alessandra Torre
Orijinal Adı: Black Lies
Çeviri: Onur Kınacı Birler
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Basım Yılı: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 334
Tür: Erotik,
Puanım: 3,5


"Bu bir aşk hikâyesi ama okuması kolay olanlardan değil... 

Brant: Yirminci yaş gününde bir teknoloji milyarderi oldu. Benimle üç yıldır beraber. Dört kere evlenme teklif etti. Dört kere reddedildi. 

 Lee: Ev hanımlarıyla aşna fişne yapmadığı zamanlarda çim biçiyor. Elleri ve vücudunun diğer parçaları son derece yetenekli. Bilse de bilmese de, iki yıldır benim tarafımdan takip ediliyor.

 Durmayın. Yargılayın beni. Benim aşkımın nelere yol açtığı hakkında en ufak bir fikriniz bile yok. Daha önce bu hikâyeyi duyduğunuzu düşünüyorsanız güvenin bana… duymadınız"


Yabancı yayınlarından çıkan erotik roman Karanlık Yalanlar ile turda bize konuksunuz.

Bu kitapla ilgili objektif yaklaşacağım. Karakterlerimiz zenginler dünyasının bireyleri. Biri zengin ve umarsız kızımız Layana yani Laya diğeri de sıfırdan kendini yazılım milyarderi yapan dahi çocuk Brant.

Tabi bir de Lee var. Sorumsuz, serseri çocuğumuz.

Şimdi ben Layana'nın Brant'ı Lee ile aldatmasına gıcık değildim. Her kitapta hep iyi, doğru şeyler yapan, sıkıcı, sarsak kadın karakterlerden ciddi anlamda sıkılmıştım.

Layana o bağlamda kuşkucu, arkadan iş çeviren, hesapçı havası ile sevgimi kazandı. Çünkü Brant bir yerde ona yetmiyordu belki, heyecan arıyordu ve zaten boşlukta gibiydi.

Brant onu prenses olarak görüyor, Lee ise zengin, şımarık ve asla onun olmayacak bir kadın.

Kitabın içinde çok farklı yerlere giden bir konu olduğu için fazla açamıyorum. Ama o konu benim ilgimi çektiği için beğendim. Bir de aynı yayınevinin başka bir romanına benzettim lakin olsun.

Yalnız benim baya bir puan kırdığım yeri, karakter tasvirlerinin çok aza yakın olması. Bunu yazar özellikle gizem olsun diye mi yaptı, yoksa aklına mı gelmedi bilemiyorum ama ciddi bir şekilde sinirlenerek okudum. Sen karakterlerin tiplerini, neye benzediklerini hiç yazma ama onun dışında her bir taraflarını santim santim incele. Artık Layana'nın esmer ya da kumral olduğunu Lee'nin çıktığı sarışın'ı tarif ederken benim tam tersim dediğinde anlıyoruz. Diğer karakterleri de böyle keza.
O yüzden bir türlü karakterleri gözümde canlandıramadım.

Çeviri gayet iyiydi, böyle sorunsuz çevirileri seviyorum.



Yani severek erotik bir kitap okuyayım, değişik bir konusu olsun derseniz doğru yerdesiniz.

Şimdi gelelim Yazar Tanıtımına;


Alessandra Torre Florida'da evli ve bir oğlu ile yaşayan, yaşamının bir kısmını yazı yazmaya ayıran erotik romanlar yazan bir yazar. 
İlk kitabı Blindfolded Innocence ile dikkatleri üzerine topladı. Sırasıyla Innocence serisi,  serisi, Sex Love Repeat, Hollywood Dirt ve en son olarak Black Lies'ı yazıp alanında ilgi topladı. 


Ha bu kitabı istiyorum derseniz bizi facebook'ta takip etmeyi unutmayın. 

İyi okumalar...

-Sycorox- 

Tur Programı :

19 Ekim :  http://sssuigenerisss.blogspot.com/ Kitap Yorumu / Ön Okuma
20 Ekim :  http://raflarinarasindan.blogspot.com/  Kitap Yorumu / Yazar Tanıtımı
21 Ekim: http://mirielenda.blogspot.com.tr/ Kitap Yorumu / Bunları Biliyor musunuz? 
22 Ekim:  http://thcodex.blogspot.com/ Kitap Yorumu 


14 Ağustos 2015 Cuma

[Blog Tur] Kafes - Josh Malerman | Kitap Yorumu - Ön Okuma



SAKIN GÖZLERİNİ AÇMA

Kitap: Kafes
Yazar: Josh Malerman
Orijinal Adı: Bird Box
Çeviri: Aslı Dağlı
Yayıncı: İthaki Yayınları
Basım Yılı: Ağustos 2015
Sayfa Sayısı: 330
Tür: Korku, Gerilim
Puanım: 4

"Görülmemesi gereken korkunç bir şey...
Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. 
Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor." 


Kafes turumuzun ilk gününden merhaba.
Merakla beklenen kitaba biz de kayıtsız kalamadık tabii. 
İthaki yayınlarından çıkan kitabın çevirisini daha önce bizim blogda yazar olan şimdi ise yirmidortsaatacikkitapci bloğunda yazan arkadaşımız Aslı Dağlı yapınca merakımız daha bir arttı. 

Ben ciddi anlamda bu kitabı çok beğendim. Kitabı elinize aldığınızda dalıp kayboluyorsunuz. Sonra nasıl bitti, anlamıyorsunuz. 

Ağaç dalları, kesif, tekinsiz hava, kuşlar, gözlerini açamayan insanlar. 

Konusu bir anda ortaya çıkan bir yaratık ya da virüs. İnsanlar anlayamıyorlar, çünkü ona bakan delirip karşısındakine zarar veriyor ve intihar ediyor. İlk başlarda insanlar pek umursamasa bile sonraki  boyutları, şehirleri hayalet hale getiriyor. Telefonlar çalışmıyor, internet gidiyor ve hayatta kalanlar ya açlıktan ölüyor ya da gizlenerek yaşıyorlar. 

Dışarı çıkarken gözlerini bağlamak durumundalar çünkü o şeyi görmemeleri gerek. Ve baş karakter Malorie bu şekilde 4 yıl yaşadıktan sonra, saklandıkları yerden kurtulmak için bir yolculuğa çıkıyor. Yanında çocukları oğlan ve kız var. 

Yolculuğu ve başlarından geçenlerin akıbetini yazmayacağım tabii.



-Spoiler-

 Kitapta en beğendiğim şey aşk meşk olaylarına hiç girilmeyişiydi. Malum bu tip kitaplarda gençlerin ilgisini çeksin diye mutlaka o tarz bir durum atarlar ortaya. İşte öyle olunca ben sevemiyorum. Direkt sinir oluyorum. 

Malorie'nin o çocukları yetiştirişi, onların ciddi anlamda ses konusunda birer uzman olmaları çok iyiydi. İnsan zor durumda kaldığı zaman ister istemez yaratıcılık sınırlarını zorluyor. 

Havai bir genç kadının yaşama savaşı ile sert bir kadına dönüşümünü okuyoruz.

 Tom favori karakterimdi. Her durumla başa çıkabilmesi, çözümler üretmesi ile böyle durumda kalsak yanımızda olmasını isteyeceğimiz karakter profili. Mesela ben öyle bir durum olsa liderlik edecek, çekip çevirecek biri değilimdir. Çoğunluğa uyarım genelde. Ama o karakterde birinin yanımda olmasını isterim. Acil durum çantasında olması gerekenlerden gibi.

Gary'nin gelişi ile ev bölünüyor evet, Gary ortalık karıştırıcı bir karakter. Ama ben Gary'nin olayını pek beğenmedim. Mantıklı gelmedi bana. Mantık çerçevesinde, olayların gidişatına bağdaştıramadım.  Ayrıca korku diyorlar konusu için ama ben açıkçası korkmadım ya da çok gerilmedim. Ha merakla okuyorsunuz tamam ama okurken kalp krizi geçirtecek gerilimi göremedim. 
Zaten puan kırdığım yeri oydu.

Kitapta en çok köpek Victor delirip, öldüğünde çok aşırı üzüldüm. Tamam diğer ölümlere, yaşananlara da üzülmüştüm evet ama o kısım beni aşırı etkiledi.

Sonunda oğlan ve kız'ın aldıkları isimler insanın gözlerini yaşartıyor tabii. 


Çevirisi ise gayet iyiydi. Beni rahatsız edecek hiçbir düşük cümleye falan rastlamadım.





Genel olarak sessiz bir yere kıvrılıp dünyadan kopmak için harika bir kitap. Sonra dünyanıza dönüp oh ya başımıza daha bu tarz bir şey gelmedi diye şükredebilirsiniz. Zira dünya çok çabuk değişiyor ve olmayacak şey değil. 



Siz de merak ettiyseniz şayet tadımlık ön okumayı ekliyorum buraya.

Turu takip etmek ve çekilişlere katılmak için ise facebook sayfamızı takip etmeyi unutmayın.

Tur Takivimi: 

14 Ağustos Cuma: http://raflarinarasindan.blogspot.com/ - Ön Okuma
15 Ağustos Cumartesi: http://sohbetedecekkimseyok.blogspot.com.tr/ - Kitap Yorumu 
15 Ağustos Cumartesi :  kutsalyorumcu.blogspot.com/ - Alıntılar
16 Ağustos Pazar: pinucciasbooks.blogspot.com.tr/ - Bunları Biliyor Musunuz 
16 Ağustos Pazar: thcodex.blogspot.com.tr/ - Tanıtım Videosu
17 Ağustos Pazartesi:  segesegese.blogspot.com/- Yazar Tanıtımı


İyi okumalar...

-Sycorox-

21 Temmuz 2015 Salı

[Blog Tur] Her Gün - David Levithan | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı

Her gün farklı bedende.
Her gün farklı hayatta.
Her gün aynı kıza aşık.

 


Kitap: Her Gün
Yazar: David Levithan
Orijinal adı: Every Day
Çeviri: Derya İmer Aydınlık
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Basım Yılı: Temmuz 2015
Sayfa Sayısı: 335
Tür: Genç Yetişkin
Puanım: 4


"Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.

A'nın arkadaşı yok. Ebeveyni yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her gün başka birinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir yatak. Farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat. Rhiannon'la tanıştığı anda ona âşık olan A için, gece çöktüğünde her şey sona ermiştir. Çünkü hiçbir zaman bir insanın bedenine ikinci kez girememektedir.

Ancak A, genç kızı aklından çıkaramayınca ve Rhiannon onun yaşama sebebi haline gelince her gün, farklı hayatlar yaşamış farklı bedenlerde ona geri dönmeye çalışacaktır. Bir de onu aşkına inandırmaya… "

Merhaba, Pegasus yayınlarından yeni çıkan Her Gün kitabının turunda bize konuksunuz. Farkındayım bu aralar çok yazamıyoruz, tur kitapları olmasa iyice boşlamıştık.

Kitaba gelirsek, çok enteresan bir hikayesi var. A isimli 16 yaşında bir genç, her gün kendini farklı bir bedende buluyor. Kendince kuralları var, kaptırmıyor, içinde olduğu bedene bir zarar vermiyor. Lakin çok zor bir durum. Yıllarca sürekli her gün yeni bir aile, yeni arkadaşlar, yeni bir yaşam. Kimi zaman bir genç kız, kimi zaman Lgbt üyesi bir genç, kimi zaman ataklar geçiren uyuşturucu bağımlısı.

Bir gün Justin isimli bir gencin bedeninde bulur kendini. Okula gider, Justin'in hayatına kaptırır kendini. Ama ne kaptırma kız arkadaşı Rhiannon'a aşık olur ve o andan itibaren kuralları falan kalmaz. Rhiannon'a ulaşabilmek adına girdiği bedenleri de riske atar.


Bundan sonrası spoiler'a girer.

Kitabın her gün bir bedene girme, yeni insanlar olayını beğendim. Birçok kişinin bakış açısından hayata bakıyoruz. Bir de sürekli hayatla ilgili altı çizilecek cümleler kurmuş yazar. Yanınızda bir defter ya da not kağıtlarıyla yaşıyorsunuz okurken ve bitince dolup taşıyor kağıtlar.


Enteresan bir şekilde Rhiannon karakterine gıcık olmadım. Ki ahım şahım seveceğim biri de değildi. Genelde okuyan çoğu arkadaşlarım sinir stres geçirdi ama ben daha empati yaparak yaklaştım sanırım. Bir de ben vurmayayım dedim eheh. Sonuçta açıkçası aynı şey başıma gelse muhtemelen deliriyorum herhalde diye paniklenip kaçardım ben açıkçası. İkinci kitap onun ağzından yazılmış olduğu için yine saç baş yoldurdu çoğu kişiye de, bir bakmak şans vermek lazım.

Sonuç olarak hızlı okunan, enteresan konusu olan bir genç yetişkin romanı. Ben bayramda, balkonda, sessizlik -malum Ankara'da pek rastlanmıyor- ve çiçeklerin arasında huzurlu bir şekilde okudum.

 
 



"Hiçbir zaman insanlara hikâyelerini anlattırmam. Genellikle onları kendim çözerim. Çünkü insanlar hikâye anlattıklarında hatırlanmasını beklerler. Ben de bunun garantisini veremezdim. Ben gittikten sonra hikâyenin kalacağını bilmenin bir yolu yoktu. Hem bir insana sırlarını açıp da sırlarının yok olduğunu öğrenmek kim bilir ne kadar yıkıcı olur. Bunun sorumlusu olmak istemiyordum.
 (sayfa 23)"

Şimdi gelelim yazar tanıtımına.

 
7 Eylül 1972 doğumlu yazarımız hem çocuk kitapları editörü hem de ünlü bir genç yetişkin yazarı.
İlk kitabı Boy Meets Boy'u 2003 yılında çıkarmış. Kitaplarında eşcinsel karakterlerin de olması ile dikkat çeken bir yazar kendisi.
Nick & Norah's Infinite Playlist'i 2006'da Rachel Cohn ile yayımlarlar. Biliyorsunuz ki, bu kitap çok dikkat çeker kitap hatta filme alınır.
 
2010 yılında Will Grayson Will Grayson isimli bizde Tek İsim, Tek Kader diye çıkan kitabı da John Green ile ortak bir şekilde yazar.
 
Bizde Her Gün yakın zamanda Pegasus yayınevi ile raflarda yerini aldı.
 
Eğer ciltli bir şekilde edinmek isterseniz turumuzu takipte kalın derim. Onun için Kitap Oburları facebook ya da instagram adreslerindeki çekilişlere katılmayı unutmayın.
 
İyi şanslar ^^
 
 
 
20 Temmuz: fanboyungunluguu.blogspot.com.tr/ - Ön okuma |
20 Temmuz  sohbetedecekkimseyok.blogspot.com.tr/ - Kitap Yorumu
21 Temmuz: tugceninkitapligi.com/ - Bonus Sahne |
21 Temmuz - raflarinarasindan.blogspot.com/ -Yazar Tanıtımı
22 Temmuz: kutsalyorumcu.blogspot.com/- Alıntılar |
22 Temmuz mirielenda.blogspot.com/ - Bunları Biliyor Musunuz?
23 Temmuz: thcodex.blogspot.com/ - Tanıtım Videosu

22 Mayıs 2015 Cuma

[Blog Tur] Karmakarışık - Emma Chase | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı



Kitap: Karmakarışık
Yazar: Emma Chase
Orijinal Adı: Tangled
Çeviri: Deniz Beril Bacaklılar
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 433
Basım Yılı: 2015
Tür: Romantik
Puanım: 4

Zengin, yakışıklı ve kendini beğenmiş Drew Evans ile güzel, zeki ve hırslı Katherine Brooks buluştuğunda işlerin karmakarışık hale gelmesi şaşılacak bir şey değildir. 

 Drew Evans'ın işi, milyon dolarlık anlaşmalar yapmak ve New York'un en güzel kadınlarını tek bir gülümsemeyle baştan çıkartmaktır. Peki, öyleyse neden yedi gündür evden dışarı çıkmıyor? Neden mahvolmuş, sefil bir halde ve depresyonda? Ona sorduğunuzda size sebebinin grip olduğunu söyleyecektir fakat hepimiz bunun doğru olmadığını biliyoruz. 

 Katherine Brooks, Drew'un babasının yatırım bankacılığı firmasında işe başladığı anda gösterişli playboyun hayatındaki her alanın bir karmaşaya sürüklenmesine sebep olmuştur. Profesyonel alandaki yarışları Drew'un cesaretini kırıyor, Katherine'e karşı hissettiği çekim dikkatini dağıtıyor ve onu yatağa atma girişimlerindeki başarısızlığı ise tamamen sinirlerini bozuyordur. 

 Nasıl oluyordu da kadının biri çıkıyor ve ağzı iyi laf yapan çapkın bir adamı mahvolmuş, umutsuz biri haline getirebiliyordu? Hayatta asla sahip olmak istemediği tek şeyi gerçekleştirerek.

Yeni ve çok eğlenceli turumuzda bugün bize konuksunuz. Bu sefer turumuzda iki konuk oburumuz var Tugcenin kitaplığı ve Kitap Telvesi  blogları da konuk obur olarak yer alıyorlar.

Eğlenceli diyorum çünkü kitabın anlatımı baya neşeli, komik. Playboy bir erkeğin bakış açısından anlatılmış.

Çok başarılı, yakışıklı, her gece alemlerde olan baş karakterimiz Drew Evans bir gün barda sağlam kaya'ya denk gelir. Kendinin tabiriyle grip, normal tabirle ise aşık olmuştur. Bu süreci ve Katherine Brooks'a nasıl oldu da bu denli çarpıldığını komik bir dille anlatıyor.

Bu tarz kitaplar bana sıkıcı geliyor olsa da, neşeli eğlenceli olanlarını seviyorum. O yüzden kitabı da pek sevdim. Karakterler itici değildi, kasmıyorlardı. Yani Drew bir playboy nasılsa öyleydi, her şeyini açık açık ortaya koyuyor, önümüze seriyor. Katherine normal, kendi halinde ama bir yandan da işinde hırslı, başarılı bir profil. Bu tarz kitaplarda sürekli karşımıza çıkan, sakar, ne yaptığını bilmeyen tavrı olmadığı için gayet tuttum onu. Ayrıca Drew'ın o yaptığı cidden kötüydü ve haklısın kızım sürt burnunu dedim ne yalan söyleyeyim eheh. O kısımlar nasıl iyi geldi, nasıl eğlendim anlatamam, üzgünüm Drew :)

Yan karakterler hele ki yiğeni Mackenzie ve bozuk para kavanozu çok şirindi ya, tam ısırmalık karakter :)
Kate'in en yakın arkadaşı çatlak Erin'i daha çok görmek istiyorum, çok enteresan bir karakter olduğu kesin

Kitabımız new adult tarzda olduğu için tabii doğal olarak sevişme bölümlerine denk geliyoruz. Ama o kadar insana batmıyor o bölümler, bir de sanırım türe artık alıştığım için fazla batmıyor olabilir.



Kate çilek seviyor evet ama biz de seviyoruz Drew hihi :)

Kitabın çevirisi iyiydi, orijinal kapağı kullanmaları pek bir iyi olmuş hele üstüne ciltli olunca daha bir sevdim. Kapağında sixpackli (baklavalı) bir Drew Evans bekliyor bizi eheh.

                                                Şimdi gelelim sevimli yazarımızın tanıtımına.



Yazarımız Emma Chase New Jersey'de küçük bir kasabada iki çocuğu ve eşi ile klasik bir yaşam sürüyor. 
Gündüzleri onlarla ilgilenirken, geceleri ise renkli karakterlerini ve onların muzip maceralarını kaleme alıyor. 

4 kitaplık bir serinin ilk romanı olan 'Karmakarışık' dünyada en çok kullanılan kitap sitesi Goodreads'de yapılan oylamalar sonucu 2013'ün en iyi çıkış yapan kitabı seçilmiştir. 


Ephesus yayınlarından çıkan bu kitabı merak ettiyseniz Kitap Oburlarının facebook sayfasını takipte olmayı ve çekilişlere katılmayı unutmayın. 


Tur Takvimi 

21 Mayıs: http://tugceninkitapligi.com Kitap Yorumu
21 Mayıs: http://sssuigenerisss.blogspot.com Kitap Yorumu - Ön Okuma
22 Mayıs: http://raflarinarasindan.blogspot.com/ Kitap Yorumu -Yazar Tanıtımı
23 Mayıs: http://mirielenda.blogspot.com/ Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
23 Mayıs: http://thcodex.blogspot.com/ Kitap Yorumu
24 Mayıs: http://kitaptelvesi.blogspot.com.tr/ Kitap Yorumu - Alıntılar
24 Mayıs: http://tugceninkitapligi.com Bonus Sahne


İyi ve 'eğlenceli' okumalar... 

-Sycorox-

2 Mayıs 2015 Cumartesi

[Blog Tur] Kızıl Yükseliş - Pierce Brown | Kitap Yorumu - Ön Okuma





Kitap: Kızıl Yükseliş
Yazar: Pierce Brown
Orijinal Adı: Red Rising

Çeviri: Selim Yeniçeri
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 445
Basım Yılı: Nisan 2015
Tür: Bilim-Kurgu, Distopya
Puanım: 4

"Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. 

Ben zincirleri kıracak çekicim.

Ben halkımın ve esaret içinde içinde yaşayan herkesin umuduyum. 

Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez." 


Yeni blog turumuz Red Rising / Kızıl Yükseliş'i biz oburlar olarak deli gibi bekliyorduk. Pegasus yayınlarının desteği ile yürütüğümüz turumuzun ilk gününde bize konuksunuz.


Öncelikle söyleyebilirim ki, bu kitap bana her duyguyu yaşattı! Önce biraz sıkıldım, ortalarında gıcık oldum, sonların ve ve bittiğinde resmen aşık oldum! Ünlemli cümleler kurdurdu. Yazarı merak edip gecenin bir köründe araştırdım.

Konuya kısaca değinecek olursam insanlar renklerine göre Mars'ta yaşamaya başlarlar. Toplum'un en alt kısımı kızıllardır ve Mars'ta en önemli işleri yapan onlardır. Üstleri onları gelecek nesillere daha güzel bir gelecek bırakmak adına çalışmaları gerektiğine inandırır. Lakin yerin altında yaşıyorlar ve köle gibi çalışıyorlardır. Bir nevi bizim ülkemizdeki madencilerin durumu.

Baş karakter Darrow'da madende cehennemdalgıcı. Ailesi ve karısı ile kendi çapında mutlu, basit bir yaşam sürüyor. Bir süre sonra yaşadıkları ile gözleri açılır ve aslında yaşadıkları hayatın kurmaca olduğunu, kandırıldıklarını anlar. Kızıllar deli gibi hayatlarını hiçe sayarak çalışırken, toplumun diğer sınıfları refah içinde yaşıyorlardır.

Kitap hakkında demiştim önce sıkıldım, sonra gıcık oldum ve nihayetinde aşık oldum diye. Başları ciddi anlamda sıkıcı geldi bana, ara ara bıraktım hatta. Ortalarına doğru eyvah yine bir Hunger Games dokunuşları var dedim. Ki var yalan da değil. Ara ara o hissiyatı yaşıyorsunuz.

“Altınlar çiftli, Obsidiyenler üçlü, Griler düzineler halinde dans eder,” demişti. “Biz yalnız dans ederiz çünkü Cehennemdalgıçları yalnız çalışır. Bir oğlan ancak tek başına erkek olabilir.” (sayfa 36)


 Sonlarına doğru ise yazarın -bence- Sons Of Anarchy dizisinden etkilendiğini düşünüyorum. Darrow'u okurken aklıma Jackson Teller'ın gelmesi, onun düşünce tarzı ve hamleleri ile kitap benim için keyifli hale geldi. Muhtemelen yazarken bir yandan da onu izliyordu.

Bitirdikten sonra karşıma sürekli insanlık Mars'a kolonilerle gidecek haberleri gelince, ister istemez biz ne olurduk acaba diye düşünmeden edemedim.

Kitabın ciltli kapağı bir harika, alacaksanız bence ciltli alın derim. Çeviri fena değildi, lakin bazı yerler aşırı gözüme battı.


Kitap nasılmış diye merak ediyorsanız, öncelikle kısa bir ön okumaya alalım sizi. Sonra çekiliş için Kitap Oburları Facebook sayfamızı takipte olmayı ve çekilişe katılmayı unutmayın.


İyi Şanslar...


Tur Takvimi
2 Mayıs: raflarinarasindan.blogspot.com | Kitap Yorumu - Ön Okuma
2 Mayıs: fanboyungunluguu.blogspot.com.tr/ | Kitap Yorumu 
3 Mayıs:  suigenerisss.blogspot.com | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı
3 Mayıs: kutsalyorumcu.blogspot.com  | Kitap Yorumu - Alıntılar
4 Mayıs: mirielenda.blogspot.com | Kitap Yorumu - Bunları Biliyor musunuz?
4 Mayıs: thcodex.blogspot.com | Kitap Yorumu - Tanıtım Videoları


Related Posts with Thumbnails