25 Temmuz 2013 Perşembe

Chuck Palahniuk | Gorunmez Canavarlar



Bir cok kitabini okumus oldugum yazar Chuck Palahniuk'e ait kitaptir. Okudugum her kitabi bir oncekinden daha iyiydi ama "Gorunmez Canavarlar"a sadece "daha iyi" demek bu sahesere buyuk haksizlik olur.

Yazar her zamanki gibi populer kultur, aile, guzellik gibi kavramlara bir guzel giydirmis. Hicbir seyin gorundugu gibi olmadigi ise, kitabin asil temasi diyebiliriz. Sahsen kafayi guzellik kavramiyla bozmus on bes yaşındaki takintili gençlerimize kisisel gelisim kitabi olarak okutulmasi taraftarıyim.

"Bana guzellik ver. Flas!"

Kitabin ilginc noktalarindan biri ise tasvirler cok basarili olsa da anlatılan seyi bir türlü tam olarak gozunuzde canlandiramiyor olusunuz.
 
Hayalgucu oldukca carpik bir sekilde calisan bir yazar Chuck.
Sonuna ulastiginda agzimin bes karis acik oldugu cok kitap olmuştur, ama hicbirinden sonra sandalyemde yarım saat etrafa bos gozlerle bakmamisimdir. Insani dusunmeye, daha dogrusu bircok seyi sorgulamaya iten bir eser olarak tanımlayabiliriz.    

"Bana saskinlik ver. Flas!"

 Kitaba dair son soz de ustadan gelsin:

 "Ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir seyleri kacirmis gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamini tecrube edemediginizi soyleyen o berbat his. Dikkat kesilmeniz gerekirken dakikalarin hizla gecmesinin yarattigi o zavalli duygu hep kalbinizde olacak. Yani o hisse alissaniz iyi olur. Gunun birinde tum yasaminiz bu histen ibaret olacak cunku."

 Allah belani versin Chuck. FLAS!


5 Mayıs 2010 Çarşamba

Ben Joe'nun kudurmuş öd kanalıyım

Binlerce yıldır insanoğlu bu gezegendeki her şeyin içine etmiş, herşeyi boka çevirmişti ve şimdi tarih benden herkesin pisliğini temizlememi bekliyordu. Boş konserve kutularını suyla çalkalamalı ve yassıltmalıydım. Kullandığım her benzin damlasının hesabını vermeliydim. Ayrıca, nükleer atıkların, gömülmüş mazot tanklarının ve ben doğmadan bir kuşak önce atılmış çöplerin oluşturduğu zehirli yığınların faturasını üstlenmek zorundaydım..
işte böyle kopup gidiyor Chuck Palahniuk..
hayatta bir yerlere gelmiş ama nasıl ve neden geldiğini bilmeden yaşamış, kutuların içinde hapsolmuş, jackler, joelar, ahmetler, mehmetler,ayşeler, fatmalar için.

başkahramanımız, sahip oldukları tarafından hapsedildiğine inanan, mutsuz, ne istediğini bilmeyen ve hayatından memnun olmayan biri. kendini iyi hissetmek için kanserli hastaların birbirlerine destek olmak için oluşturdukları,  neşeli isimli terapi gruplarına gider, ölüme mahkum insanlardan güç alır. bu gruplardan birinde marla singer adında bir kadınla karşılaşacaktır. marla da onun gibi, hasta olmamasına ragmen ölmeye mahkum insanların arasında gezmekte, cenazecilerde çalışmaktadır..."nefes aldıgına mutlu olmak için"

derken kahramanımızın yolu tyler durden isimli düzen karşıtı, hiçbir stereotype a sığmayan bir adamla kesişir ve film bu noktadan sonra kopmaya başlar...

dibe vurdugunuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz!

gene kitaptan bir alıntı ile bitiriyorum yazımı:
Gözlerim Microsoft tan Walter a takılıyor . genç bir adam, kusursuz dişleri pürüzsüz bir cildi ve mezunlar derneğine bildirme zahmetine değecek kadar değerli bir işi var.Bir savaşa katılmış olamayacak kadar  genç olduğu açık. çocukken ana-babası eğer boşanmamışsa babası hiçbir zaman evde olmamıştır. Ama işte karşımda oturmuş suratıma bakıyor, yarısı sinekkaydı traş edilmiş yarısı pis pis sırıtan morluklarla kaplı olarak karanlıkta saklanan suratıma. dudaklarımda parlayan kana. ve belki de walter, geçen hafta sonu gittiği, eziyet karşıtı etsiz bir yemekli toplantıyı düşünüyor. belki de hayvanlar üzerindeki acımasız deneylerin sona ermesine yerkürenin ne kadar acilen ihtiyaç  duydugunu ya da ozon deliğini ; ama muhtemelen bunların hiçbirini düşünmüyor... 

7 Mart 2010 Pazar

Tıkanma - Chuck Palahniuk


Chuck Palahniuk'u sadece "Fight Club" ın yazarı gibi görmek bana kalırsa haksızlık, zira iyi yazdığını düşünüyorum, bu kitapta o iyilerden bir tanesi .. Arka kapağının ilk cümlelerini okuduktan sonra kitabı okumamak ya da satın almamak zaten mümkün değil.. Zira şöyle başlar; "Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Burada anlattığım şeyler önce sizi kızdıracak. Sonra her şey daha da kötü olacak.."

Öncelikle belirtmek isterim ki gerçekten çok açık sözlü bir kitap. Kimine göre gerçekten rahatsızlık verici derecede hastalıklı düşünceler saçıyor, kimine göre ise farklı bir bakış açısıyla tüm olguları onarmadan yıkıp yeniden inşa ediyor.. Eğer yeraltı edebiyatı nedir diye sorsalar, çok iyi açıklayamam belki ama kitabı alır hediye ederim..

Baş kahramanımız, değişik bir anneye sahip, seks bağımlısı Victor Mancini.. Hayatını şık restaurantlara gidip yemek yerken boğazına takılan yemekle kazanır, şöyle ki, boğulma numarası yaparken, muhakkak bir zengin kalkıp onu kurtarır, ondan sonra da hayatı boyunca Victor'a karşı sorumluluk hisseder, ona her ay kartlar ve yardım çekleri yollar, böylece Victor'da ona hayatı boyunca kullanabileceği "birinin hayatını kurtardım" gururu yaşatır.. Ordan kazandığı parayı ise annesinin bakımevine yollamak durumunda kalır..
Kitabın bir yerinde şöyle der, "Zayıfmış gibi yaparak güç kazanırsınız. Kendinizi güçsüz göstererek diğer insanların kendilerini güçlü hissetmelerini sağlayabilirsiniz. İnsanların sizi kurtarmasına izin vererek aslında siz onları kurtarırsınız.." Böyle de etkileyici laflar edilmiş çoğu yerde..
Sonra, bir de Victor'un arkadaşı Denny var, en az onun kadar farklı bir kişilik, aslında kitapta çok karakter var ve hepsi içinde farklı kişilikleri barındırıyor, çok renkli bu bakımdan da..

Kitabın filminin çekileceğini ilk duyduğumda acaba ikinci bir "fight club" olur mu diye sevinmeden edememiştim, ama izleyenlerden aldığım yorumlara ve fragmanına bakılırsa kıyısından bile geçmemiş malesef..

Sözün özü, eğer bu türden hoşlanıyorsanız bu kitap kesinlikle okunmalı..
Related Posts with Thumbnails