30 Temmuz 2013 Salı

John Green | The Fault In Our Stars


  Öncelikle bu kitabı okumak isteyen herkesin yanında paket paket mendil bulundurması zorunlu! Çünkü hikaye fazlasıyla duygusal. Acıklı duygusaldan değil ama. O kadar saf, o kadar masum bir arkadaşlık ilişkisi anlatılıyor ki "benim etrafımda da böyle insanlar var mı acaba?" diye düşünüyor insan.

  Hikaye kanserle mücadele eden iki pırıl pırıl gencin -Hazel Grace ve Augustus Waters- etrafında dönüyor. İkisi de bir "support group"ta tanışıyorlar ve arkadaşlıkları başlıyor.

  Benim için hikayenin çekici yanı, bu kadar zor bir şeyle mücadele eden, aslında çocuk olan bu iki gencin ne olursa olsun hayattan bu kadar çok keyif almayı başarabilmeleri. Birbirleri için yaptıkları görünürde küçük ama özünde kocaman olan o fedakarlıklar... Augustus'un kendini ifade etme biçimindeki başarısı inanılmaz! Şöyle bir etrafıma bakındım yok mu bunun kitap karakteri olmayan versiyonu diye. Yokmuş, kahrolsun bazı şeyler çocuklar!

  Benim gözümde, kitabın içeriği kadar önemli olan bir diğer konu da dili. İmkanı olan orjinal dilinde okusun. Gramer bakımından zorlayıcı bir dili yok, gayet sade ve anlaşılır bir üslubu var yazarın. Hem de içinde öyle güzel betimlemeler var ki! Çeviriyle bu güzelliklerin kaybolacağını düşünüyorum. Bir süre önce kitap dilimize çevrildi ve raflarda yerini aldı ama adı bile çok alakasız! Kitap "Aynı Yıldızın Altında" ismiyle çevrilmiş. Yahu ayıptır yazıktır ne alakası var? Üstelik kitabın adının içeriğiyle o kadar alakası var ki, adını bu hale getirdilerse içerik ne hale gelmiştir diye düşünmeden edemedim. O yüzden dediğim gibi imkanı olanlar orjinal dilinden okusunlar kitabı.

  Son sözü her zaman olduğu gibi yazara bırakmak istiyorum (ama gönlüm John Green'den ziyade Augustus Waters'a bırakıyor aslında).


  "My thoughts are stars I can't fathom into constellations."

  İyi okumalar!
Related Posts with Thumbnails