1 Eylül 2011 Perşembe

Leyla'nın Evi (Zülfi Livaneli)

Okurken, kendimi içinde bulduğum, karakterlerle yakın hatta yanlarındaymış gibi hissettiğim romanlardan. Kapağı gibi sıcacık, kendi halinde bir İstanbul romanı yazmış Livaneli.

Üç farklı insanın hikayesini anlatıp onları bir araya getirir. Baş karakter Leyla hanım tam bir eski İstanbul hanımı. Toplumdan dışlanmış bir hayat yaşar. Bunun nedeni gayrimüslim bir babadan olduğu içindir. Annesi ölünce dedesinin felç geçirmesine sebep olduğu için onu suçlarlar bu durumdan. Leyla evde dadısıyla kendi dünyasındadır. Yıllardır oturduğu ve mirasçısı olduğu yalıdan, yeni sahipleri tarafından çıkarılır. Onun için bir deli raporu bile çıkarmaya vardırırlar işi. Çıkmaz istemez, elinde bavuluyla kapıda bekler. Açıkçası o hali çok içime oturmuştu.

Sonrasında Leyla'nın eski hizmetkarının oğlu gazeteci Yusuf'un dikkatini çeker bu durum. Yusuf bakar içinden çıkamaz ve Leyla'yı alıp kendi evine Cihangir'e götürür. Hayatında kendi muhitinden bile belki hiç çıkmayan Leyla için Cihangir bambaşka bir dünyadır.

Ve romanın çarpıcı diğer karakteri Yusuf'un sevgilisi Rukiye nam-ı diğer Roxy'e geliyoruz. Almanya da büyüyen türk kızı Roxy'nin iki ülkede de dışlandığını görüyoruz. Almanya da Türk diye dışlanırken, Türkiye'de de "Almancı" diye bakılır. Ailesel sorunları onu küçük yaşta porno sektörüne iter. Roxy'nin içinde ise müzik vardır. Hip hop müziğine gönül veren Roxy zamanla kendi müziğini yapmaya başlar.

Yusuf Leyla'yı alıp evine getirdiği zaman Roxy hiç hoşlanmaz bu durumdan. Küçücük evlerine kendileri zor sığarken birde tanımadığı yaşlı bir kadını getirdi diye söylenip durur. Tabi diğer odadan Leyla bu sözleri, aşağılamaları, yer yer hakaretleri işitir uzun bir süre.
Sonrasında bir gün Roxy klavyede müzikle uğraşırken Leyla odasından çıkar ve ona yanlış yaptığı noktayı gösterir. Roxy çok şaşırır kadına ve müzik sayesinde aralarındaki o duvar yıkılır. Yaptıkları ve söylediklerinden utanır, çok sever tanıdıkça Leylayı. Sanki küçük bir aile olurlar. Sonrasında Leyla onların hep yanlarında olur, çok sevdiği evine kavuşur. Roxy hamile kalır, Rukiye ismine geri döner. Bu kitabın belki de en önemli yanıdır. Roxy'nin çocuğuna iyi bir anne olma çabası güzel gelir bize. Ve bebekleri doğduğunda adını Leyla koyarlar.

Beni Leyla karakteri çok etkilemişti. Hep büyüklerimiz "sizde yaşlanacaksınız" derler ara ara. Evet yaşlandığımda Leyla gibi olmayı isterim ben. İnsanlara hoşgörü ile yaklaşmayı, aşina olmadığı bir yere bile alışabilmeyi, sevgi ve kibarlıkla çevresindeki insanları mutlu etmeyi ve bunu yapabilen bir yaşlı olmayı gösterdi bana. Kitapta beni etkileyen en önemli unsur bu durumdu. Leyla'nın o naif ve anlayışlı hali sayesinde bu üç insan aile gibi sıcacık bir dostluğa kavuştular.

Eleştirdiğim bir nokta oldu, oda benimde müziğe düşkün olduğumdan dolayı gözüme battı resmen. Livaneli Roxy'nin müzikal ruhunu, hip hop sevgisini anlatırken basite kaçmış sanki. Almanya'da büyüyen ve bu müziğe gönül veren birinin bu denli basit ve popüler müzikleri dinleyeceğini sanmıyorum. En azından ben Roxy olsam onları değil, şunları şunları dinlerdim kesin dedim sürekli okurken. Onun dışında çok fazla eleştirilecek yanı yok bu şahane kitabın.

Ben dizi veya film olarak görebiliriz bu kitabı derken, izleyicilerden tam not alan başarılı bir tiyatro uyarlaması oldu. Geçen sene trafik kazasında kaybettiğimiz Onur Bayraktar'ı aklımıza getirecek aynı zamanda.

Güzel, hüzünlü bir romandır. Livaneli okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.

9 yorum:

  1. yillar once okumustum bu kitabi, simdi burada gorunce eski notlarima bakmak geldi icimden ben ne dusunmusum acaba diye. Tam da hayatimi elt ust ettigim bir donemdi okudugumda bu kitabi soyle yazmisim notlarima:

    "Bu kitabı okuyan herkes farklı şeyler çıkarabilir ama belki de benim hayatımda olan değişimlerin de etkisiyle beni bu kitapta en fazla etkileyen şey en huzurlu hayata sahip olduğunu düşünen insanların bile kendi dünyalarından başka dünyalarda daha mutlu olabileceklerini anlatmasıydı. Zülfü Livaneli bana şunu hatırlattı: Başka bir dünya mutlaka var. Belki severiz belki sevmeyiz. Kendi sınırlarımızın dışında yaşanan dünyadan keyif almak istiyorsak ya da o dünyaya dahil olmak istiyorsak çok geç kalmamak lazım. Yoksa o eskiden çok huzurlu olduğun dünyana geri döndüğünde aslında başka mutlulukların olduğunu bilen biri olarak o eski huzuru yakalamak mümkün değil."

    Simdi donup bir daha okuyasim geldi boyle mi dusunecegim yine acaba. Yoksa o an yasadiklarimiz sekillendiriyor mu bir kitaptan cikarimlarimizi yeniden gorecegim. Bu guzel hatirlatma icin tesekkurler...

    YanıtlaSil
  2. hep merak ediyordum ama almadım artık alıcam

    YanıtlaSil
  3. elimden bırakmadan iki günde bitirdiğim bir kitaptı. çok sevmiştim

    YanıtlaSil
  4. Sevdalım Hayat ve Mutluluk'tan sonra merakla okumayı beklediğim bir Zülfü Livaneli kitabı daha. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. çok severim bu kitabı. :)

    YanıtlaSil
  6. Gülçin; ne güzel not tutmuşsun, ben onu yapmayı unutuyordum hep, onun için eski okuduğum kitapları buraya yazamadım hatırlayamadığımdan, şimdi artık burada kritiklerini yapınca iyi oluyor =)

    Mia Wallace; oku oku seveceksin

    ayhırsızı; bende çok hızlı okudum hatta o zaman çalışıyordum işim çok yoğundu, ona rağmen iki günde okudum aynen

    Gilderoy; bende diğer kitaplarını okumadım Livanelinin aslında listeme alayım onları (özellikle Mutluluk)

    Zombi; aynen.

    YanıtlaSil
  7. Çok önceleri okumuştum bu romanı tadı damağımda kalan romanlardan biridir Leyla'nın evi deyince ilk aklıma gelen hanımeli ağacı oldu nedense. Geçen yıl da Cüneyt Gökçer sahnesinde tiyatro oyununu seyretmiştim o da bir ayrı güzeldi. İnsan kitabı okuduktan sonrada oyunu izledikten sonrada ilk olarak yanında böyle bir Leyla olsun istiyor.

    YanıtlaSil
  8. Beter Böcek; şanslısınız oyunu da izlediğiniz için, ben oyunu izlemeyi çok istiyorum.

    YanıtlaSil
  9. Zülfü Livaneli'nin bütün kitapları gibi çok güzel...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails