27 Ocak 2014 Pazartesi

Zülfü Livaneli | Kardeşimin Hikayesi


Okumakta epey geç kaldığım bir kitaptı Kardeşimin Hikayesi.
Genel olarak kitaba bakarsak akıcı, sade ve anlaşılabilir bir dille yazılmıştı. Sürükleyiciydi. 2 günde kitabı bitiriverdim. İlk defa Zülfü Livaneli okuyanlara kitap şahane gelebilir ama benim düşüncemde bir Serenad değildi. Açıkçası Serenad'dan aldığım tadı bu kitaptan alamasam da yine de Zülfü Livaneli çok iyi iş çıkarmıştı diyebilirim.


Kitap bu iki alıntıyla başlıyor.
(Büyütmek için üzerine tıklayın)


Konusuna gelirsek aslında kitabın arka kapağına bakıldığında kitap polisiyeyle karışık aşk romanı gibi duruyor. Ama kitapta aşk hikayesinin yanı sıra kitaptaki anlatıcı olan adamın kimliğini arayışını ve içsel yolculuğunu da görüyoruz.

Kitaptaki aşk tasvirlerinden bahsedeyim. Çok hoşuma gidenler de oldu fakat yine de kitaptaki aşk hikayelerinin içine giremiyorsunuz. Bir şeyler havada kalıyor. Gerek Mehmet - Olga aşkı, gerekse Ludmilla - Olga konusunda bir şeylerin eksikliğini hissediyorsunuz. O açıdan biraz vasat buldum kitabı ama yine kitap bir şekilde beni sarmalamayı becerdi. 



(Büyütmek için üzerine tıklayın)
Kitabın arka kapağı
(Büyütmek için üzerine tıklayın)
Bir yandan da Podima Cinayeti olayı var arka kapakta bahsedilen, kitabı okurken kitap boyunca katilin kim olduğunu tahmin etmeye çalıştım ki kitabın sonunda baya şaşırdım. 
      Ayrıca kitabın sonunda sadece katilin kim olduğundan dolayı değil, bir açıdan daha şaşırtıyor bizi yazar. Şimdi kitabın içeriği hakkında ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum ama bir Dövüş Kulübü havası sezdim kitabın sonunda. 

Bir de Zülfü Livaneli'nin klasik üslubu olan ben her şeyi bilirim havası bu kitapta da seziliyor ama çok batmadı bana. Hatta kitapta bir çok bilgilendirici kısım da vardı.

Aynı zamanda kitapta bir çok kere adı geçen marka ismi de okuyanların mutlaka dikkatini çekmiştir. Zülfü Livaneli'ye yakıştıramadığım bir hareket oldu bu. 



Bir de kitapta bol bol altını çizdiğim cümle oldu, bunlar da o cümlelerden birkaçı..









Kısacası akıcı diliyle ve mükemmel kurgusuyla beni kendine çeken bir kitaptı Kardeşimin Hikayesi. Kitapta eleştirilecek noktalar yok değil tabi ki ama yine de kitabın genel olarak güzelliği o noktaları bastırır nitelikte.

Ben okumakta geç kaldığımı düşünüyorum, benden de geç kalanlar varsa bence bekletmeyin, hemen alıp okuyun. :)




8 yorum:

  1. bende okudum veee..
    ben bir kitabı okurken yazarın aklıma düşmesinden nefret ediyorum ya!
    livaneli hep arka fondan bak bunuda biliyorum ben , aman ne kadarda entellektüelim diye bağırıyor
    doğallık eksilerde sıfır yani
    bi daha okumam livaneli falan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Livaneli'nin çoğu kitabında üslubu öyle ama bu kitapta Edebiyat Mutluluktur'da olduğu gibi baskın gelmedi bana bu durum, herhalde konuya çok fazla odaklandığımdandır :)
      yani siz bilirsiniz ama bence diğer kitaplarını da okumadıysanız böyle bir genelleme yapmayın bir şans daha verin derim :)

      Sil
  2. Merak ettim kitabı..Bana da beklerim canım

    YanıtlaSil
  3. Çok severek okumuştum . Hala da etkisi geçmemiştir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle aynısınız o zaman bu konuda :)

      Sil
  4. iyi okumalar olsun her daim;
    kitapla ilgili naçizane yorumlarımı paylaşmak isteğime anlayış göstereceğinizi umarım
    http://tayfunsurucu.blogspot.com.tr/2013/07/anlatlan-yasanlmas-gerekendir.html

    YanıtlaSil
  5. iyi okumalar her daim;
    kitapla ilgili naçizane yorumumu paylaşmak istememi umarım anlayışla karşılarsınız
    http://tayfunsurucu.blogspot.com.tr/2013/07/anlatlan-yasanlmas-gerekendir.html

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails