Harry Bosch serisinin ikinci kitabı olan Kara Buz, serinin ilk kitabı olan Tünel Fareleri'ne göre çok daha heyecanlı, aksiyonlu, merak uyandırıcı ve hızlı. İki kitabın, bence, sadece iki ortak noktası var. Bunlardan birincisi Harry Bosch karakterinin asi, sınır tanımaz ve otorite karşı tavırları; ikincisi ise ters köşeye yatıran sonu. Bu ters köşeye yatıran sonların Connelly'nin tarzı olduğunu artık kesin bir şekilde öğrenmiş oluyorum. Sanırım seride ilerledikçe hep o son 50 sayfayı ağzım bir karış açık okuyacağım.
Kara Buz, uyuşturucu ticareti ve ardı arkası kesilmeyen cinayetlerin etrafında dönen bir kurguya sahip. Öteki yandan çok hızlı akıyor; hatta o kadar hızlı gidiyor ki kitabın üçte birine geldiğimde kitabı kapatıp bir sigara yaktım ve o ana kadar ele geçirilen ipuçlarını sıralamaya çalıştım. Sanki hazmetmek için bir liste yapmam gerekiyordu. Derken sayfayı çevirdim ve aynı şeyi Harry Bosch'un da yaptığını gördüm. Boş yere FBI beni istihdam etmeyerek çok şey kaçırıyor demiyorum! :)
Kara Buz'la ilgili biraz olumsuz yaklaşacağım tek nokta Bosch'un Meksika ziyaretleri sırasında geçtiği her sokağın, her dönüşün, her kavşağın adının verilmiş olması. Aynı şeyi Grange da çok yapar; sanki kişiyi kitabın içine sokmak için sokak isimlerini bir bir vermeleri gerekiyor gibi davranırlar. Öteki yandan kitabın orijinal dilini bilmeyen okuyucu, hele ki söz konusu dil İspanyolca veya Fransızca ise o sokakların arasında kaybolur. Dolayısıyla, sokak adıyla yapılan betimlemelerle kıyaslandığında sadece çevrenin görünüşüne dair betimlemeleri tercih ediyorum çünkü o zaman o dünya benim dünyam oluyor.

Şimdiden teşekkürler,
Buzlar, Böcekler, Kovboy Botları.
Amalth.
Tünel Fareleri hakkındaki yazım için tık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder