21 Ocak 2014 Salı

Lisa Gardner | Tek Başına ★★★

İstanbul'a taşındığımdan beri şuursuzca kitap okuyorum. Düzenli hayata geçmek, akşamları bacaklarımı uzatıp kahvemi alıp kitap okumaya dalmak inanılmaz keyifli ve dinlendirici geliyor. Dolayısıyla ev alışverişinden ziyade kitap alışverişi yaparken buluyorum kendimi ki evde okunmayı bekleyen 20'nin üzerinde kitap oldu. Tek Başına da bunlardan biriydi.

Tek Başına, Lisa Gardner'ın okuduğum ikinci kitabı ve şans eseri olacak ki D.D. Warren serisinin ilk kitabı. Her ne kadar D.D. Warren ile bu kitapta tanışıyor olsak da saçının renginden ve yemek konusunda ne kadar obur olduğundan başka bir şey öğrenemiyoruz hakkında. Dolayısıyla hayatımıza girişi küçük bir rolle oluyor. Kitapta daha ziyade bir keskin nişancı olan Bobby'nin hikayesini okuyoruz.

Tek Başına, kurgusu nedeniyle karakterlerin hiçbirine güvenmeme izin vermeyen bir kitaptı; kitap boyunca hep bir iğne üzerindeydim. Ve belki de bu yüzden kitabın içine tam olarak giremedim. Aslında, şimdi düşünüyorum da Lisa Gardner kitaplarında genel olarak yaşadığım durum bu. Gardner'ın "iyi" karakterleri hep çok önemli sırlar saklıyor ve bunlar ortaya çıkınca hikaye boyunca kimin için heyecanlanmam, üzülmem, sevinmem gerektiğini bilemiyorum. Dolayısıyla karakterlerden biriyle o güçlü bağı da kuramayınca kitaba dahil olamıyor, sadece okuyorum. Aynı durumu Third Victim'de de yaşamıştım.

Öteki yandan hikayede çok sert ve şaşırtıcı dönüşler de var. Benzer şekilde bu durum da Gardner kitaplarının ayrılmaz parçalarından biri zaten. Sadece bir karaktere kapılıp o sert dönüşleri onunla birlikte almayı daha çok seveceğimi sanıyorum. 

Lisa gardner kitaplarını okumaya devam edeceğim. Ama açıkça söylemek gerekirse özellikle Gardner kitaplarını arayacağımı da sanmıyorum. Sahaflarda, indirimde karşıma çıkarsa çekinmeden alırım ancak kitap alışverişimde ilk sıralara alacağım yazarlardan biri değil.

Herkese keyifli okumalar,

Güvensizlikler, korkular ve maskeler,
Amalth.

Third Victim hakkındaki yazım için tık.





30 Eylül 2012 Pazar

Lisa Gardner | The Third Victim ★★★

The Third Victim, kelepirden 1 TL'ye aldığım kitapların bir diğeri (Bkz. Carlene Thompson - Since You Have Been Gone).

Şayet az da olsa polisiye okuyorsanız Lisa Gardner'ın adını muhakkak duymuşsunuzdur. Kadıncağız, çoğu zaman başarılı kitaplar yazsa da Dan Brown'ın, Tess Gerritsen'in ya da Agatha Christie'nin gösterdiği tutarlılığı bir türlü gösteremiyor. Çok satanlar listesine giren çok sayıda kitabı var, çoğu rahatlıkla okunabilir kitaplar lakin "Tanrım! Ne heyecandı!" dememe neden olabilecek Gardner romanı pek az.

The Third Victim, içinde işlenen olaydan ziyade Gardner'ın daha sonraki kitaplarında da bol bol karşılaşacağımız Dedektif Rainie ve FBI /Davranış Bilimleri/Profil Uzmanı Pierce Quincy'nin tanıştığı ve beraber ilk vakalarını çözdükleri kitap olmak açısından önemli. Bu nedenle, Gardner okumaktan zevk alan okuyucuların söz konusu ana karakterlerin geçmişlerine dair bilgi edinmek için okumaları gereken bir kitap.

~

Rainie trajik bir geçmişe sahip. Bir gün eve döndüğünde alkolik annesini salonlarında ölü buluyor. Onu bulan polisler Rainie'nin her yerinin beyin parçalarıyla kaplı olduğunu söylüyorlar.. Rainie büyüyor, yaşadıklarından ve geçmişinden uzaklaşmak ve okumak amacıyla yaşadığı küçük kasabadan ayrılıyor; polis oluyor ve işlenen en büyük suçun marketlerden içki çalmak olduğu küçük kasabasına geri dönüyor.

Ancak bir gün hiç beklenmedik bir olay yaşanıyor. Kasabadaki okulda bir öğrenci ateş açıyor. Ölüler... Yaralılar... Ve olaylar tam bu noktada arap saçına dönüyor; tutuklanan çocuk suçunu itiraf ediyor ancak durmadan bir cümleyi tekrarlıyor: "I am smart!"

Aynı anda, okullardaki vurulma olayları hakkında genel bir inceleme yürüten Özel Ajan Quincy de bu vakaya atanıyor. Deneyimli FBI ajanı ile deneyimsiz kasaba polisi bir araya gelip olayı çözmeye çalışıyorlar. Ama ters giden, garip birşeyler var.

~

Gardner, Amerika'da sıklıkla yaşanan okullardaki vurulma olaylarına derinlemesine dalmış. Vurulan çocukların dramı kadar ateş açan çocuğun ailesinin düştüğü durumu da derinlemesine inceliyor. Ancak başlı başına yeterince trajik olan bu olay, Gardner'ın 350 sayfa boyunca heyecanını koruyamamasına ve o noktada Rainie'nin geçmişine dadanmasına neden olmuş gibi görünüyor.

Kitap gerçekten fena değil, ancak polisiye manyaklarının cümleler arasında adrenalin kesecikleri bulma hayallerini de pek karşılamıyor. Hani, olur da polisiyeden vazgeçemiyorsunuzdur ama geceleri uyumadan önce de kitap okuma hevesiniz vardır, ancak heyecan unsuru yüksek bir kitap sabahlamanıza neden olacaktır ve o yüzden gece kitap okumalarına hiç bulaşmıyorsunuzdur. İşte The Third Victim tam olarak sizin aradığınız kitap olabilir.

Öpücükler!
Related Posts with Thumbnails