18 Eylül 2012 Salı

Bozkırkurdu, Hermann Hesse


(Bu kapağı Tumblr'da görüp çok sevdiğim için Türkçe baskısının değil de bu baskının kapağını görsel olarak kullanmak istedim.)


Roman, Bozkırkurdu Harry Haller'in ev sahibinin yeğeni tarafından Bozkırkurdu'nun günlüğünün bize sunulmasıyla açılır. Sunucu, Bozkırkurdu'ndan bahsederken "Görüleceği üzere akıl sağlığını yitirmiş olduğuna şüphe yok," der ve bizleri günlükle başbaşa bırakır.

Harry Haller, Hermann Hesse'nin izdüşümü bir karakter; yazar, düşün adamı, çevirmen, müzik bilimleriyle uğraşmış biri, bir okur... Ancak Harry Haller'i Harry olmaktan alıkoyan ve içten içe onun bir insan olarak kendini geliştirmesine muhalefette bulunan, içgüdüsel, ilkel bir yanı vardır. Bu yanı yüzünden kendisine Bozkırkurdu der. Harry'nin eline bir gün, bir tiyatrocu tarafından tutuşturulan "Bozkırkurdu Üzerine Bir İnceleme" başlığını taşıyan bir kitapçık, Harry'nin iç dünyası üzerine yazılmış bir incelemedir ve Harry bu kitapçığın kimin tarafından, ne amaçla yazıldığını, kendisine neden ulaştırıldığını düşünedursun, çaresiz bir akşamda bir pavyonda tanıştığı Hermine, hem Harry'nin hayatını değiştirecek hem de sorularını cevaplandıracaktır. Romanın son bölümü akılalmaz bir fantazyanın kapılarını aralarken okuyucuya "entelektüel gelişim" ile "yaşamın küçük zevklerinin tadına varma"nın da karşılaştırmasını yaptıracaktır.


"Yalnızca kaçıklar için..."


24 Haziran 2012 Pazar

Knulp, Hermann Hesse


Hermann Hesse'nin Knulp adını verdiği bir gezginin başından geçen üç öyküyü içeren bu kitapta ilk olarak Knulp'un eski bir dostunun evinde konaklaması, ikinci olarak yine eski bir dostuyla insan ruhu üzerine yaptıkları bir sohbeti, son olarak da gençliğinde arkadaşı olan bir doktorla karşılaşıp hasta olduğunu, ölüme yaklaştığını fark etmesini okuyacaksınız.

Knulp, gençliğinden bu yana serseriliği, başıboşluğu sürdürmüş bir adamdır. Hiçbir zaman hiçbir yere bağlı kalmamış, bu yanı ona pek çok şey kaybettirmiş olsa da onu diğer insanlardan farklı hale getirmiştir. Kitaptaki öyküler boyunca da pek çok insanın hayatına girip çıkıyor, kimsenin hayatında kalıcı olmuyor ama herkesi düşündürecek bir şeyler yapıyor, söylüyor, anlatıyor ve ondaki havai, muzip yan, kişileri mutlaka iyi ya da kötü etkiliyor, Knulp'un ise umrunda değil. Son öyküde hayatını gözden geçirirken bir arkadaşının da ona dediği gibi "Serseri bir hayatı seçtin ama etkileşime girdiğin tüm insanları eğlendirdin, Knulp." Aynı karakterin birbirinden bağımsız üç öyküsünden oluşan güzel bir öykü kitabı.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Gertrud | Hermann Hesse


İlk Hermann Hesse deneyimim Gertrud'la oldu, müziğe olan düşkünlüğüm sayesinde elimden bırakamayacağımı sandığım bu romanı ne yazık ki kitapçıdaki hevesle okuyamadım. Ancak yine de aklımda epey yer etti şimdiden.

Kısaca konusuna değinmek gerekirse, çok sevdiğiniz şeyler yükümlülük, iş haline geldiğinde tahmin ettiğiniz gibi olmadığını görürsünüz hani, Gertrud'da da romanın anlatıcısı olan baş karakter Kuhn müzik aşığı bir genç. Bu yüzden müzik dışında herhangi bir meslekle uğraşamayacağını düşünerek ülkesindeki en iyi müzik okullarından birinde eğitim almaya başlar. Ancak derslerinin ağır gelmesiyle birlikte mezun olamayacağını, mezun olsa bile en fazla bir orkestradaki herhangi bir kemancı olacağını, ancak geçimini idare ettirebilecek kadar bir para kazanabileceğini, ünlü olamayacağını, müzisyenliğin hayallerindeki gibi olmadığını düşünmeye koyulur. Birkaç kez okulu bırakmaya karar verse de müzik dışında da herhangi bir seçeneğinin olmadığına kanaat getiren Kuhn, okuldaki en haylaz gençlerle arkadaş olur ve okulu ite kaka devam ettirmeye başlar. Haylaz arkadaşlarının, üzerindeki kötü etkilerini ancak bir bacağını sakatladığında fark eder ve bir hışımla okulu bitirir. Sonrasında da birtakım opera şarkıcılarından oluşan ünlü bağlantılarını doğru bir şekilde kullanan Kuhn'un müzik dünyasına attığı adımları ve romana da ismini veren, ona hayatının eserini besteleten Gertrud'la tanışmasını ve aşktaki ümitsizliğini okuruz.

Siddhartha ve Bozkırkurdu'nun çok iyi kitaplar olduğunu duymama rağmen, nedensiz bir ısrarla kitapçıda Gertrud'u ilk olarak okumak istemiştim Hermann Hesse kitaplarının içinden, sanırım başlamak için doğru eser değilmiş, ağdalı dili ve olay örgüsünün ağırlığı biraz uzattı benim okuma süremi. Kitap hakkında "Hermann Hesse, sözcüklerle bir beste yapıyor bu kitapta." diye bir cümle okumuştum, o konuda hiç şüpheniz olmasın ancak o besteyi dinleyebilecek kadar eğitimli bir müzik kulağınız yoksa biraz sıkıcı olacaktır okuma süreci.
Related Posts with Thumbnails