26 Temmuz 2010 Pazartesi

Erkeğin geyşası olmak ya da olmamak

Yazın şu enfes günlerinde  hala okumamış olan varsa diye tam bir yaz kitabı tavsiye edeceğim bugün sizlere. Tatile çıkarken yolda veya sahilde yatarken okumak için birebir; Biraz kadın kitabı tadında olsa da erkekler de okuyabilir : Bir Geyşanın Anıları / Memoirs of a Geisha 'yı

Magazin dergilerinde varoştan gelme güllerin "erkeğimin geyşası olurum" beyanatlarının henüz geyşalığın balta girmemiş ormanlarına dalıp düzen bozamadığı bir zamana götürüyor bizi hikaye. Geyşalığın naif, kırılgan ve fedakarlıklarla dolu dünyasına dalıyoruz. İkinci dünya savaşı öncesi, sıradışı mavi gözlere sahip bir kız çocuğu olan Sayuri'nin yaşamını okuyoruz, geyşalığa uzanan zorlu yoldan nasıl geçtiğini.. Renkli kimonoları kazanabilmek için ne gibi fedakarlıklar gerektiğini.. Daha kıdemli geyşaların çömezleri nasıl ezdiğini okuyoruz kitapta. geyşalar aşık olur mu, nasıl yaşarlar, neler yaparlar, erkeklere sundukları hizmetler nedir, ne koşullarda sunulur,  tüm bu soruların yanıtlarını öğrenebiliyorsunuz zaten gayetle gerçek bir geyşanın yaşam öyküsünden oluşmuş kendileri. Yazar Arthur Miller  Japonyanın en ünlü Geyşalarından birinin anılarını referans alarak hazırlamış kitabı.

Okuduktan sonra Japonların ne kadar kendilerine has, ne kadar orjinal bir kültürleri olduğunu düşünmemek elde değil.  Geyşalık denilen şeyin gerçek amacı gerçekten çok etkileyici ve kadının modern hayattaki yeri üzerine uzun düşüncelere gark edebiliyor insanı. Kitabın bir de filmi var ve oldukça başarılı bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Gerçi filmin başrolunde Çinli bir aktristin oynamasına Japonlar muhakkak bozulmuştur ama olsun.
Erkeğinizin geyşası olun ya da olmayın, Kadınınızdan geyşalık bekleyin ya da beklemeyin, herkese iyi okumalar.
Related Posts with Thumbnails