17 Nisan 2011 Pazar

Kibrit Çöpleri - Murathan Mungan

Kitaba başladığımda, alıştığım sürükleyici romanlarından sonra defterlerinde kendisine not diye yazdığı hissini veren, kısa yazılarla karşılaşınca önce hayal kırıklığı yaşadım. Saptamalar ve gözlemler, hayata dair çıkarımlar her zamanki gibi çok yerinde olsa da beklentimle uyuşmadılar. Tabii ki okumayı bırakmadım ve devam ettikçe; romanlarından aldığım tadı almaya başladım, kısacık öykümsü, denememsi yazılardan.

Tüm yazılanların içinde hüzün var, geriye dönüş, hatırlayış, içe işleyen yaşanmışlıkların bir yansıması var.
Murathan Mungan yazma işini çok ustaca yapıyor, işte. Bunu da yaşarken, herhangi biri gibi değil, düşünerek, hissederek, duygusunu saklayarak yapmasından kaynaklanıyor sanırım. Ben kimim, onun yazılarını nasıl yazdığını oturup da yorumlayayım? Ama bir okur olarak, her kitabından sonra bende kalan his ve düşünce bu oluyor.

Bir otobüs yolculuğunda, kitap okuyup da midesi bulanmayan şanslılardansanız, hayır ben maalesef değilim; bu kitabı üzerine bir sürü not alarak, okuyup bitirebilirsiniz.

Kısa ama derin, içe işleyen, insana bambaşka öykülerini hatırlatan ya da hiç yaşanmamış öyküleri yazma hissi veren bir kitap.
Uzatmaya gerek yok, alın okuyun.

11 Nisan 2011 Pazartesi

Kapı - Magda Szabo


Macar yazarın bu şahane romanını daha hiçbir şey anlatmadan size şiddetle tavsiye ediyorum.
Yazar bir karı kocanın evlerinin bakımı için yanlarında çalışacak birisine ihtiyaç duymalarıyla başlıyor, hikaye. Yardımcı olarak kendilerine önerilen Emerenc adındaki kadının gizemlerle dolu hayatı, yazarla kuracağı enteresan ilişki ve insan üstü halleri, sizi bir anda kendisine bağlıyor. İnsana dair çözümlemeler, çocukluk travmalarının ve yaşananların insan üzerinde bıraktığı derin izler ve bugüne yansıyışı, kitapta o kadar sade ve güzel bir dille anlatılmış ki...

Hiç bitsin istemedim, bilerek uzattım ama bir yandan da merakla bir sonraki sayfaya geçerken buldum kendimi. Emerenc'in, herkesten gizlediği hayatı ve kapısının ardındaki hayatı, evi, her şeye yetişen, yerini bir kişinin asla dolduramayacağı iş bitiriciliği ve çalışkanlığı, deliliği, önceden tahmin edilemez davranışları, dünya görüşü ve dünya görüşünü oluşturmasına sebep olan olaylar, sizi kendisine daha da bağlıyor. Romanın içinde bazen onunla bazen yazarla özdeşleşiyor, her ikisinin gözünden bir diğerini ve hayatında edindiği yeri, siz yaşar gibi oluyorsunuz.

İlişkileri, çeşitli iniş çıkışlarla farklı boyutlara taşınsa da bir yandan tuhaf bir anne-kız ilişkisi halini alıyor. Her ne kadar ikisi de bunu yadsımak istese ya da red etse de; birbirlerinin hayatlarında edindikleri yer ve Emerenc'in gizemli dünyasını, arkadaşlarına ya da akrabalarına değil de bu kadına açışı ve aslında ona güvenmesini görmezden gelmek mümkün değil.

Gizlenen evin gizli kapısının açılışı, hayatta hiçbir şeyin, insan ne planlar yapsa da; planların bozulmak için yapıldığının bir kanıtı olduğunu düşündürüyor.

Yazarın dilimize çevrilen üç kitabı daha varmış, mutlaka okuyacağım.
Siz de okuyun bence.

1 Nisan 2011 Cuma

Cadı Serisi İkinci Kitap "Değişim"



Cadı serisinin ilk kitabını burada yazmıştım. İkinci kitabı Değişim diğer kedi kız kardeş Delilah D'Artigo'nun ağzından işleniyor.

Yine bir çok yaratık, periler, cinler, öteki dünya, ejderha adam, diğer kız kardeşler cadı ve vampire ek olarak birde likantroplar ve örümcek adamlar eklenmiş.

Kardeşler güç mühürlerinin peşindeyken, likantrop bir adam olan Zach Delilah'ı bulur ve ondan yardım ister. Likantroplar birer birer öldürülüyorlardır.

Bizim kızlar da bu sayede işe girerler ve başlarlar örümcek avına.

Yine yanlarında ejderha adam, cin adam ve Ödha ajanı Chase eşlik eder.

Bu kitap serisi çok matah olmamakla beraber eğlenceli bir yanı var. Yani diğer fantastik serilerden farklı olarak en azından, maceralı ve eğlenceli. Okuyanı yok artık daha ne kadar acayip varlık türeyecek dedirtiyor. Basit anlatım diliyle, çabuk okunuyor.
Ben seriye başladığım için sanırım bırakamıyorum, merak ettim ne olacak diye. Okudukça buraya ekleyeceğim gibi görünüyor. Ama en son 5. kitabı çıkmış, kaç kitap bu seri bilemiyorum, git gide türüyor.

Fantastik ve eğlenceli ve zorlamayan bir kitap arıyorsanız iyi bir seçim olabilir.



31 Mart 2011 Perşembe

Pierre ve Jean | Guy de Maupassant


Maupassant'ın bu romanında bir ailenin içine girdiği çıkmazı okuyacaksınız. Pierre ile Jean, Roland ailesinin saygın iki oğullarıdır. Dönemin Fransa'sında oldukça saygın bir çekirdek ailenin büyük oğlu Pierre yeni doktorluğa başlamış, küçük oğlu Jean da hukuk öğrenimini yeni bitirmiştir. Bay Roland, hobisi olan denizciliğe, balıkçılığa daha fazla zaman ayırmak için kuyumculuğu bırakmış ve Madam Roland'la mutlu bir şekilde yaşıyorlardır. Olaylar, Pierre ve Jean'ın bir aile ziyaretinde biraraya gelmeleri ve dul bir bayan için, aralarında çocukluktan beri süregelmiş olan rekabetin şahlanmasıyla başlar. Birbirlerinde, kendilerinde olmayan özellikleri kıskandıkları yetmezmiş gibi, Madam Rosemilly'nin aşkı için rekabet etmeye başladıkları ve ailenin yumuşak ilişkilerinin çatırdamasına neden oldukları sırada aldıkları bir haber, ilişkilerini hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirecektir.

Güzel bir Maupassant romanı olan Pierre ve Jean'da çekirdek bir ailenin, önemli bir değişime nasıl girdiklerini an be an izleyecek, heyecanla, neler olacağını merak ederek okuyacaksınız. Hatta belki de kendinizi, sizin başınıza böyle bir durum gelse nasıl tepki vereceğinizi sorgularken bulacaksınız ki bu, herhangi bir Maupassant yapıtında başınıza gelebilir.

İyi okumalar...

24 Mart 2011 Perşembe

Fısıltı


Kovulmuş bir meleğe aşık olmak.

Nora sınıfta arka sırada oturan Patch isimli çocuktan hem uzak duruyor, hemde çekim hissediyordu.

Çok klasik bir konu, eskiden olaylarda vampirler varken şimdi Nefilleri kattılar işin içine. Ama olayların örgüsü lisede geçer, aklı başında nitelendirilen, notları iyi ve güzelce bir kızcağız, onun aklı beş karış havada arkadaşı ve ne olduğunu pek kestiremediği yakışıklı ve asi bir çocuk.

Ve olaylar cereyan eder, o kızla oğlan birbirlerine aşık olur, araya başka varlıklar girer aksiyon katarlar birazcık alın size fantastik bir seri.

Bu serinin ilk kitabı Fısıltı, devamı yakında çıkacakmış.
Meraklıları için bulunmaz nimet Fısıltı serisi. Ama ben şahsen çok sıkıldım okurken.

20 Mart 2011 Pazar

Tılsım-ı Kudret - Göktuğ Canbaba


Okumaya başladığım anda büyüsüne ve sürükleyiciliğine kapıldığım bu kitap, bugün ve çok eski zamanlara dair hikayelerle, sürükleyici bir şekilde bağlantılanmış. 

Hazine avcılığı konusunda isimleri efsaneleşmiş ailesinden gelen ünle, son yıllarda karşılaştığı şanssızlıklarla işinde itibar kaybeden adam, hayattan vazgeçmiş bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Onun bu haline gönlü razı olmayan eski bir dostu, onu heyecanlandıracak ve kaybettiği ünü kazanmasını sağlayacak bir işin içine sokuyor. O andan itibaren, tarihin gizemli kapıları aralanmaya başlayıp, gıcırdarken; tılsımlı bir muskanın gizemini çözmek üzere; farklı ama birbiriyle ilişkili hikayeler art arda geliyor. 

Kahramanımız, uzun bir zaman sonra hayata bağlanıp, hazine avcısı ruhunu yeniden hissetmeye başlayınca; hem çok tehlikeli hem de her bir hikayenin başka birine kapı açtığı bu maceraya onunla birlikte ben de kapıldım. Okuduğum sürece, mecburi ayrılmalar yaşarken; kitabı elimden bırakmak istemedim.

Romanda, fantastik ve tarihsel hikayelerle bir yandan insanın özüne yaklaşıyor, gizemli olana karşı merakı, güç ve sonsuzluk özlemini görüyor bir yandan da doğaüstü güçlerin kendi aralarındaki mücadelelerini ve insandan farksız yönlerini tanıyorsunuz. Doymak bilmeyen açlığın, sadece insanları değil iblisleri, ifritleri, tanrıları ve insana benzer ama farklı yaratıkları nasıl tuzağa düşürdüğünü görüyor, her yapılan kötülüğün cezasının acı bir şekilde ödendiğine tanık oluyorsunuz.

Romanın sonunda, gerçekleşenlerde herkesin bir payı oluyor ama bence sonuç, bu konuda hiçbir çıkarı olmayan, gerçek inanç ve sevgiyle yaşamayı kendine ilke edinmiş iki adamın sayesinde değişebiliyor. 

Yıllar önce dürüstlüğünden asla şüphe edilmeyecek, tılsımlı muskalar yazan özel bir adamın, sırf insanlığın iyiliği için iyi niyetle söylediği bir yalan ve yaptığı ölüm getiren tılsımlı muska, o dönemden başlayarak, günümüze kadar insanları korkunç felaketlere sürüklüyor. Bu tılsımlı muska, olayın sadece bir parçası, daha fazla detay vermeyeceğim okuma keyfinizi bozmamak için. 

Okuyun ve siz de kahramanların yanında olun, bu gizemli tarihsel macera son sürat devam ederken ve her macera aslında insana bir ders verirken...

Not: Yazarın farklı hikayelerini bulabileceğiniz blogu için tık!

13 Mart 2011 Pazar

Sunset Park - Paul Auster


Paul Auster'ın son kitabını, .ıkmış olduğunu duymadığım için sürpriz bir şekilde bulduğumda büyük bir sevinç yaşadım. Başladım ve hevesle okumaya devam ederken ne olduysa; kitap okuyamaz oldum üç hafta boyunca. Kitabı mı sevmedim diye sordum kendime ama konu kitapla değil benimle ilgiliydi, sizi temin ederim.

Kitap, genç bir adamın çocukluktan olgunluk çağına geçişi sırasında, ailesiyle, ölen üvey kardeşiyle yaşadıklarını anlatıyor. Bu geçiş döneminde, bir arkadaşı hariç, kimseye haber vermeden farklı şehirlerde hayat kurup, yaşantısını ve geçmişini sık sık sorgulayarak, kaçışıyla devam ediyor. 

Bölümler halinde, hayatına giren kişilere ayrılan ve onların kendi taraflarında yaşadıklarıyla ve düşünceleriyle, kitap size bir bütünlük ve onların bakış açılarını sunuyor. Genç adamın ruhunu, hayata bakışını, sorgusuz sualsiz benimsedim ve iplerinden kurtulup, kendini bulmasını ve yeniden hayatı yaşamaya başlamasını da cesaretiyle bağdaştırdım.

Konforu seçmeyip, kendisini sorgulayıp hatta aslında kendisini cezalandırıp sonunda vardığı noktada, bütün bunları yaşaması gerekiyormuş yoksa asla büyüyemez, olgunlaşamazmış, diye tüm yaptıklarına bir açıklama buldum.

Farklı karakterler, her karakterin kendi içinde iyileştirmeye çalıştığı yarası, bu insanları, Sunset Park'ta terk edilmiş bir eve yasadışı şekilde yerleşmeleriyle bir araya getiriyor ve yaralarını sarıp, iyileştirirken; birbirlerine destek olmalarını sağlıyor. Karakterlerin cesareti, hayatı kendi doğrularına göre yaşama tutkuları da sıradan ve konformist yaşamlarımızı sorgulamamıza neden oluyor, diyebilirim. En azından benim için öyle oldu.

Sözün özü, farklı bir hayat yaşamaya cesaret edemeyenler için; bunu yapacak cesareti kendine bulanları izlemek ve onlarla beraber yaşamak için iyi bir fırsat.  Tavsiye ederim.

Görsel: kitaplık.com

21 Şubat 2011 Pazartesi

Avalon Edebiyat; Bir Edebiyat Platformu

Sosyal ağın, internet kullanımının çok kötü şekillerde gerçekleştiği ülkemde heyecan uyandıran platformlar gözüme çarpınca mutlu oluyorum. Bir arkadaşımın da ekibine dahil olduğu Avalon Edebiyat adlı edebiyat hakkında tartışabileceğiniz; kitap özetleri, yazarlarla yapılan röportajlar, alıntılar ve serbest kürsü köşesinde üyelerin yazdığı yazılara ulaşabileceğiniz bir siteyi tanıtacağım izninizle: http://avalonedebiyat.com/


Şubat ayı içinde bir hediye kitap kampanyaları vardı, keşke daha erken tanıtsaydım bu siteyi ama kampanyalarına belki devam ederler önümüzdeki aylarda da. Site Wordpress temalı, sizin de yazılarınızı bırakabileceğiniz, üye olup yazılara yorum yapabileceğiniz ya da sadece yazılan yazılardan e-posta aboneliğiyle haberdar olabileceğiniz bir sistemde kurulmuş. Herhangi bir edebiyat forumundan tasarım ve içerik olarak daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Ekip, siteyi şöyle bir alıntıyla tanımlamış:

Zamanda ve mekanda; biri Mağrip'te biri Maşrık'ta iki alem vardı: Evelemirde ve Maşrık'ta Gnosticler; bilahare ve Medieval'de Gothicler... İkisinin ortasında, Avalonya adında bir alem kuruldu. Orada biz vardık... Geldik ve yazdık..


Facebook üzerinden Avalon Edebiyat'ı takip etmek için: http://www.facebook.com/avalonedebiyat

Asi Melekler/ Danielle Trussoni


"İstiridye kabuğunun için gibi sedefli tırnaklar, geniş, düz ve deliksiz göbek, cildin ürkütücü saydamlığı ve diğer her şey tamda bekledikleri gibiydi; kanatların yeri bile doğruydu. Ama önlerinde uzanıp yatan şey, o zamana kadar ancak havasız kütüphanelerde, önlerine harita gibi açılmış XV. yüzyıl resimleri üzerinde çalıştıkları konu için beklenmedik derecede güzel ve canlı gibiydi. Meslek hayatları boyunca bunu görmeyi beklemişlerdi. Hiçbiri kabul etmezdi belki ama, gizliden gizliye görmeyi bekledikleri şey bir canavar cesediydi; bir arkeoloji kazısında gün ışığına çıkarılmış bir kemik ve lif yığınıydı. Karşılarına çıkansa bambaşka olmuştu. Narin ve uzun bir el, kemerli burun, öpücük verir gibi donakalmış pembe dudaklar. Melekbilimciler vücudun çevresinde dolanıyor, beklenti içinde bakışıyorlardı. Sanki her an gözlerini kırpıştırarak uyanabilirdi."

Kitabımız Rodop dağlarında işte bu satırlarla başlıyor ve oradan Milton'a Azize Rose Manastırına gidiyor. Kahramanımız genç rahibe Evangeline 9 yaşındayken melekbilimci olan annesi öldürülür ve 12 yaşındayken babası tarafından manastıra verilir. Orada neredeyse tüm ömrünü geçireceğini düşünen Evangeline bir gün bir mektup bulur ve oraya gelen bir yabancı tarafından hayatı, tüm bildikleri değişir.

Angelology çok çarpıcı bir roman yazar büyük bir araştırma sonucunda ortaya çıkarmış. Ben kitapta Dan Brown'ın Angels&Demons izleri buldum. Onun kadar sürükleyici ve elden düşmeyen bir kitap.

Özellikle düşmüş meleklerin hikayesini bu derece çarpıcı bir şekilde sunması, olay örgüsü, karakterlerin baskınlığı, aksiyonu bol olması beni kendine bağladı.

Son zamanlarda vampirler'den sonra en ilgi çeken tarz bu düşmüş meleklerin hikayesi olsa gerek. Kimi yazarlar bunu Alacakaranlık serisi gibi yapıp (Hush Hush serisi) açıkçası iç bayıyorlar ama Asi Meleklerde işin aşk tarafını çok arka planda kullanıp, bol araştırma ve heyecan dahil etmiş işin içine. Okuduktan sonra aslında gerçekten nefiller var mı, aramızda yaşıyorlar mı yoksa diye düşündürtüyor. Rodop dağları ve şeytan ağzı mağarası ülkemize yakın olunca tabi bir daha merak ediyorsunuz.

Nefillerin hikayesine gelirsek kısa bir şekilde onu da anlatayım, ilk insanlar dünyada yaşamaya başlamışlar ve insanlık çoğalmış, nesiller oluşmaya başlamış.

Tanrı bir kısım meleği onlara gözcülük yapsınlar diye dünyaya yollamış.
Bir gün, bir grup insan kızı nehirde yüzerken bu gözcü melek adamlar onlara hayranlık duymuş ve birlikte olmuşlar. Böylelikle insan kızları ve gözcü meleklerden melez çocuklar doğmuş ve bunlara Nefil demişler.
Tabi gözcü melekler cennetten kovulup Şeytan ağzı mağarasına düşmüşler ve orada cezalarını çekmeye mahkum olmuşlar.
Kitapta anlatılan hikayeye göre onların yakarışlarına dayanamayan melek Cebrail mağaraya kendi yaptığı bir lir atmış. Lir düşmeden ne büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü lirin gücü melekleri ve nefilleri daha güçlendirip, insanlık için büyük bir tehlikeye sevk edecekmiş.

Yani olayın örgüsünü siz anlayın.
Ben bitirdiğimde uzun süre acaba çevremizde öyle gezinen nefiller var mıdır? diye çevreme dikkat kesildim(sanki anlayacağım) ama şu var ki, artık çok uzun boylu ve sarışın insanlara şöyle bir çekinerek bakacağım.

Aslında Ufologlar ve parapsikoloji ile ilgilenenler hep Türkiye dolaylarında görünen devlerden bahsetmişlerdir. Bir bölgede dağlarda çok uzun boylu, sarışın ve ışıklı insanların yaşadığını söylerler. Ben Farah Yurdözü2nün "Ufo Gerçekleri Ve Yalanları" kitabında okumuştum ilk bu tarz bir fenomenin olduğunu.

Kitapta bir çok konu ve fenomen var, nefiller, düşmüş melekler ve melekbilim, hristiyanlığın bu bilime bakışı, müzikoloji, Nuh tufanı, Rockefeller ve Grigori aileleri, 2. dünya savaşı, Hanok'un kitabı..Yani bir çok konu bir örgüde birleşiyor.

Ve ilgi çekici detaylar da var aslında, mesela manastırın olduğu yer Milton kasabası bu Paradise Lost eserinin sahibi ünlü şair John Milton'a bir gönderme gibi geldi. Ve kitap karakterlerinden sanat tarihçisi akademisyen Verlaine ise fransız şair ve sembolist Paul Verlaine'a işaret eder sanki.

Nette kitabın tanıtım videoları da mevcut, böyle kitaplar için trailer'lar yapmak güzel pazarlama taktiği evet.




Trailer'da gördüğümüz üzere gotik bir havası var romanın. Şu sıralarda yazar devam kitabı olan Angelopolis'i yazıyor, twitterdan görüyoruz. Asi Melekler daha yayınlanmadan ilgi çekmiş ve 7 yayın evi tabiri caizse kapışmış. Bir dedikodu kitabın haklarını alan Türk yayınevi ilk önce pazarlama stratejisi olarak kitabın kapağında Kıvaç Tatlıtuğ ile çalışmayı düşünmüşler. Ama sonrasında maliyetinin çok yüksek olacağına karar vermişler. Maliyetli bir iş olurdu gerçekten ama benziyor şimdi adam hakikaten.

Bir haber de kitabın filmi çekilecekmiş. Tüm film haklarını Colombia satın almış. Will Smith ismi geçiyor ama açıkçası ben onu hiç bir karaktere benzetemedim, umarım böyle bir şey yapmazlar.

Bende kitabı okurken bir yandan karakterlerini çizdim bloğumda
görebilirsiniz kendimi kaptırmışım işte

Melekbilimcilerle ve Nefillerle oradan oraya koşturduğunuz aksiyon dolu bir roman, tavsiye ederim.


"Orada karşıma, dünyada hiç görmediğim kadar uzun boylu iki insan çıktı. Yüzleri güneş gibi parlıyor, gözleri lamba gibi gözümü alıyordu, dudaklarından alev fışkırıyordu. Kıayfetleri kuş tüyü gibi görünüyordu; ayakları mordu, kanatları altından parlak, elleri kardan beyazdı"
Hanok'un Kitabından


7 Şubat 2011 Pazartesi

Ve... David Eagleman


O hep merak ettiğimiz ölümden sonra neler olur bize, Tanrı var mıdır, bizler için neler planlamıştır sorularına kısa öykülerle farklı ve düşündürücü cevaplar veriyor, bu kitap.
Kitabı okurken; bazen çocuk gibi hissediyorsunuz kendinizi, hani büyükler hep anlatır ya bize ölümden sonrasıyla ilgili kendilerince bildiklerini, işte ben de o hisle okudum bu kitabı.

Zaman zaman durup düşündüm, hayata dair pek çok şey buldum inceden inceye; yazarın ölüm sonrasını anlatışında. Zaman zaman da gülümsedim; hayal gücüne hayran kalarak ve düşündüklerinin gerçek olduğunu varsayarak. Kitabı bu farklı açılardan hayatı ve sonrasını düşündürmesi açısından tavsiye ediyorum ama annelerimizin öğrettiklerinden şaşmamaya kararlı olanlar için sinir bozucu bir kitap da olabilir. Sonra uyarmadı, demeyin.

Kitabı bugünden okumanın faydası, yarından bahsetmesine rağmen aslında insanlığımız, duygulanmalarımız, değer yargılarımız ve bize öğretilenlerle ilgili hayata dair pek çok şeye değinmesi ve af buyurun, eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmesi.

Kitaptan bir alıntı yapıyorum, fikir vermesi açısından

"Sonraki hayatta Tanrı'nın bir bakteri boyutunda ve varlığınızdan tamamen bihaber olduğunu keşfedebilirsiniz ya da yanınızda yalnızca hatırladığınız insanları bulabilirsiniz. Kimi sonraki hayatlarda tüm yaşlarınıza ayrılmış halinizdesinizdir, kimisinde kredi kart kayıtlarınıza bakılarak yeniden yaratılırsınız, kimisindeyse aslında olabileceğiniz ama olmadığınız kişiliklerinizin moral bozucu varlıklarıyla birarada yaşamanız gerekir."
İyi okumalar...
Related Posts with Thumbnails