31 Ekim 2012 Çarşamba
Ay Büyürken Uyuyamam, Necati Cumalı
Necati Cumalı, İzmirli hukukçu yazar. Ay Büyürken Uyuyamam adlı kitapta topladığı öyküler, Ege kasabalarında yaşayan yahut İstanbul'a göç etmiş Anadolu insanlarının 60'lı yıllar sonunda bir tabu olarak kabul etmelerine rağmen günlük hayatlarında büyük bir doğallık ve ahenkle yaşadıkları cinsellikle ilgili öykülerdir. Öyle ki, aralarında konuşmadıkları ve konuşacak olsalar toplumdan dışlanacakları halde deneyimleriyle birbirlerine hava atan genç kızlar, eşcinselliklerini kasaba halkından gizlemeye çalışıp pek becerikli olmayan kasabalı esnaflar, kocalarını aldatan ve vicdanlarını rahatlatmak için buna bahane uyduran, minareyi çalıp kılıfını hazırlayan kadınlar, karılarını aldatan ve zekaları sayesinde karda yürüyüp izlerini belli etmeyen erkekler, gencecik yaşta evlendirilip de cinselliği keşfetmekte geç kalmış çiftler, ilk deneyimlerini yaşamak için tecrübeli ablalarla tanıştırılan 18'inden bile küçük delikanlılar ve daha niceleriyle, Anadolu halkının cinselliği ne gibi şartlar altında, nasıl da el yordamıyla, nasıl doğal ve nasıl da üzerine hiç konuşmadan yaşadığını gösteren öyküler. Yazıldığı dönemde Türk toplumu için çok daha büyük bir tabu sayılan tema yüzünden kitabın çok da kolay basılmadığını tahmin edebilirsiniz. Ve Necati Cumalı'nın şiir gibi özenle seçtiği kelimelerle akıp giden, gülümseten öykülerinden büyük zevk alacağınıza eminim. Kitap cinsellikten bahsediyor olmasına rağmen erotik öykülerden değil, taşlama, güldürü, eleştirilerden beslenmekte, bunu da not düşmekte fayda var, erotizm arıyorsanız gideceğiniz yer Necati Cumalı'nın Ay Büyürken Uyuyamam'ı değil, 50 Shades of Grey olmalı.
Etiketler:
Necati Cumalı,
sweet leaf
30 Ekim 2012 Salı
Çoklu Evrenler, John Gribbin
Ünlü astrofizikçi ve bilim yazarı John Gribbin'in 2009'da yayınlanan, geçen Eylül'de Türkçe'ye kazandırılan kitabı.
Modern fiziğin kutsal kasesini bu kitapta arayacak olan okurlar, öncelikle Modern fiziğin gelişim sürecini tarihsel bir anlatı eşliğinde gözden geçirecek ardından hem makro hem de nano boyutlarda evren avcılığı için gerekli malzemeler ve kuramlarla donanacaklar.
Yazar, neredeyse hiç denklem kullanmadan modern fiziğin tüm gerekli bağlantılarını okuyucuyu sıkmadan aktarmayı başarmış. Bu çok zor bir görev, özellikle bu kadar karmaşık ve hala tam anlaşılamamış bir konu olduğu için takdir edilesi bir çaba. Okuyucunun kopabileceği yerlerde hoş anekdotlarla süslenen kitap konusunun ağırlığına rağmen rahatlıkla okunabiliyor. Okuyucunun elbette anlamak için 3 veya 4 kez okuyacağı cümleler bulundurmakla birlikte şu akıldan çıkarılmamalı ki: "eğer anlamıyorsanız takıma hoşgeldiniz"( bu cümleyi beğendiğim bir bilimadamından alıntıladım - ki kitapta da geçmektedir ).
Yazıda çok az dipnot kullanılmış, böylelikle okuyucunun kopması engellenmiş. Hiç çeviri hatasına rastlamadım, akıcı ve akılcı çıkarımların dansı çok güzel Türkçeleştirilmiş. Konuyla daha derinden ilgilenmek isteyen kişiler için referanslarını kaynakçasında toplamış ve kitap içerisinde göze batmayacak şekilde serpiştirmiş ünlü bilim yazarı. Kitabın sonundaki "Evrenlerin Doğal Seçilimi" bölümündeki Darwin ve Wallace 'a saygı duruşu ve muhteşem fikir harmanı, gözden kaçırılacak gibi değil. Ayrıca yazarın bilimkurgu yazarlarından övgüyle söz etmesi, bilimkurgu hayranlarının da kalbini çalacaktır. Kuramları açıklayıp savunduktan sonra açıklarını gösterip kendi görüşlerini sunarken yazar, bize bilimsel olgunluğu tekrar öğretiyor. Sadece Dawnkins'in Olasılıksız Dağı'na Tırmanmak kitabının imalarına 3 sayfa ayırıp kendi görüşleriyle harmanlayan yazar, tam bir okuma şölenini doyurucu bir sonla ustaca kapatmasını bilmiş.
Zaman yolculuğu, Olay ufku, Termal ölüm, Membranlar, Kara madde ve Kara Enerji, Kozmik sabitler, Kuantum bilgisayarları, Schrödinger'in zavallı kedisi... ve daha niceleri bu kitapta sizi bekliyor. Kendisi en beğendiğim kitaplar arasında kütüphanemde yerini aldı bile. Size keyifli okumalar dilerim. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
28 Ekim 2012 Pazar
Uzaylı, A. E. Van Vogt
1970'te yayınlanmış ve 80'lerin ortalarında Türkçe'ye kazandırılmış bilimkurgu romanı. Başkan yayınlarından çıkmış olan romanın esas ismi "Children of Tomorrow" dur.
John Lane uzay filosunun kumandanıdır ve 10 yıllık seferi sona ermiştir. Evine karısı ve çocuğuna dönmekten memnun olan Lane her şeyi bıraktığı gibi bulacağını sanmaktadır. Oysa geride bırakılanlar özlem ve merakın altında terkedilmişliğin acısı ve kırgınlıkla doludur.100 bin kişinin kumandanı,başka zeki ırklarla çarpışmış olan uzay fatihinin savaşı bitmemiştir. Karısı ve kızıyla da mücadele etmesi, yetişkinlerin yokluğunda çeteleşen gençlerin kurduğu toplumla yüzleşmesi gerekmektedir. Kumandanın bilmediği ise uzaylı bir ırkın ajanlarının topluma sızmış olduğu ve her hareketini gözlüyor olduklarıdır.
Yazar, çok güzel bir soru sormuş: Geride kalanlar ne olacak? Ebeveynleri "son sınırda" şan şöhret peşinde koşarken çocukları kim yetiştirecek?
Spaceport şehri çocukların kurduğu "birliklere" teslim olmuştur.Bu birlikler sıradan çeteler değildir. Askeri bir yapıları ve hiyerarşileri vardır:Uyuşturucu kullanımı yoktur birlik içinde ve yetişkin olana dek cinsellik olmaması gibi katı kurallar bunun bir çeteden çok askeri organizasyon olduğu hissini verir. Ebeveynlerinin yokluğunu kapatmak isteyen çocuklar bu kurumu suçu engellemek ve kardeşlerini,kadınları korumak için kurmuşlardır. O kadar başarılı olurlar ki birliklere yetişkinler de katılır. Yazarın kurduğu argo son derece yerinde ve çete dinamiklerini güzel yansıtıyor. Ayrıca uzay fatihlerinin kendi evlerinde mağlup olması gibi ince eleştiriler,askeri organizasyonları yeren alt metinle çok uyumlu. Uzaylı ırk ve bizim çocuk yetiştirme modellerimizin kıyaslanması çok yerinde ve başarılı bir detay: Onlar çocuklarını terk etmiyorlar,ışık saatleri uzaklıkta bulunsalar bile zihinsel olarak hep beraberler.
Dil akıcı, bağlantılar ince. Kurgu saçma gelebilir, ancak yazıldığı yılları ve çiçek çocuk akımını göz önüne getirdiğimizde o dönemin koşullarını da aktaran bir pencere sunacaktır bu roman okuyucularına. Kendi adıma keyifli bir molaydı diyebilirim. Başkan yayınlarındaki ortak sorun olan küçük çeviri hataları hariç, güzel bir roman türün meraklıları için. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
Etiketler:
A. E. Van Vogt,
Antivenom
26 Ekim 2012 Cuma
Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı
Barış Bıçakçı'nın okuduğum ilk romanıydı Bizim Büyük Çaresizliğimiz ve bu romandan sonra yazarın hayranları arasına katıldım bile.
Nihal, Ankara'da ailesiyle yaşayan üniversite ikinci sınıf öğrencisi bir genç kızdır, Nihal'in kişiliğiyle ilgili pek fazla ayrıntıya sahip değiliz çünkü roman, Nihal'den apayrı ama Nihal'i de merkezine alan bir bakış açısıyla anlatılmış bir dostluk hikayesi. Ve yazarın, Ender'in ağzından dediği gibi, önce aşk var oluyor, aşık olunan kişi, ondan sonra belirginleşiyor, bu yüzden Nihal'le ilgili pek fazla şey bilmemize gerek yok, sadece Çetin'le Ender'in ona aşık olduklarını bilsek yeter.
Çetin ve Ender ise yine Ankara'da birlikte yaşayan orta yaşlarında iki erkektir ve Nihal'in ağabeyi Fikret de bu iki dostun yakın arkadaşıdır. Talihsiz bir trafik kazasında anne ve babalarını kaybettikten sonra Fikret, Amerika'da çalıştığı için Nihal'i tek başına Ankara'da bırakmak istemeyecek ve okulunu bitirene kadar Çetin ve Ender'in yanında yaşamasını onlardan rica edecektir. Arkadaşlarının ricasını cevapsız bırakmayan ikili, Nihal'in de aralarına katılmasıyla birlikte dostluklarında yeni bir deneyime yer açacaklardır: Aynı kadına aşık olmak.
Ender, çevirmen ve edebiyata ilgi duyan bir karakter, Çetin'se yaşamayı ön plana koyan, mesaili bir işi olan bir karakter, Nihal'e olan aşkları ile ilgili Ender, Çetin'e "İkimiz bir adam ediyorduk," der bir yerde, hatta zaten roman da Ender'in Çetin'e olan biteni baştan sona hatırlatmak için anlattığı uzun, upuzun bir mektup diye nitelenebilir. Ve yine Çetin'e bu mektubun bir yerinde der ki: "Bizim büyük çaresizliğimiz ikimizin de Nihal'e aşık olması değil, sesimizin dışarıdaki çocuk sesleri arasında yer almayışıydı."
Türk edebiyatında okunması gereken eserlerden biri olan romanın aynı isimle filme uyarlandığını da ekleyip imkanınız varsa, Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Pamuk ve hatta Sait Faik seviyorsanız bu romana da bir göz atmanızı öneririm.
Etiketler:
Barış Bıçakçı,
sweet leaf
25 Ekim 2012 Perşembe
Düşünce Tarihi, Orhan Hançerlioğlu
Orhan Hançerlioğlu, geçmişten günümüze ortaya çıkmış tüm felsefi akımları özetlediği bu eserine aslında insanlar için en önemli kavramlardan biri olduğuna inandığı "erdem" kavramına bir tanım bulmaya çalışırken başlamış. Erdemin insan beyniyle ortaya çıkarılmış uydurma bir kavram ya da yaradılıştan beri herkesin içinde olan doğal bir özellik olup olmadığı konusunda tarihin ilk çağlarından beri ortaya konmuş fikirleri derleyip toparlamış ve felsefeye giriş niteliğinde çok güzel bir eser ortaya çıkarmış.
Felsefeyle ilgilenenler kadar bugüne dek felsefeyle ilgilenmemiş insanların da ilgisini çekebilecek bir kitap olmasının en önemli nedeniyse Orhan Hançerlioğlu'nun mükemmel üslubu. Orhan Hançerlioğlu, sadece bu eserini okumuş olmama rağmen gerçek bir aydın olduğunu düşündüğüm insanlardan çünkü tarih, felsefe, psikoloji, mitoloji, din gibi konulara hakimiyeti ve bu konularda bir şeyler anlatırken insanı sıkmayan dili, aralara sıkıştırdığı hikayeler, efsaneler, tüm bunları bir konu bütünlüğü içinde yapışı, dağılmaya çok müsait, çok geniş ve kronolojik bir konunun altından çok güzel kalkmış olması ve okuyucuyu bilgilendirirken onun aynı zamanda da çok iyi vakit geçirmesini sağlaması, Orhan Hançerlioğlu'nun başarısı, başka biri düşünce tarihiyle ilgili bir kitap yazıp da sadece felsefeden değil, her şeyden bahsetmiş olsa, okumayı yarıda bırakabilirdim belki de.
24 Ekim 2012 Çarşamba
Dünyalı İstilacılar, Robert Silverberg
İlk olarak 1957'de basılan Türkçe'ye 83'te kazandırılan bir bilimkurgu romanı. Silverberg'in en göze çarpan eseri İsaac Asimov ile beraber kaleme aldıkları "Nightfall" romanıdır. Asimov, onun için "Silverberg'in bugün gittiği yere diğer bilimkurgu yazarları yarın gideceklerdir."demiştir.
Ted Kennedy başarılı bir hakla ilişkiler uzmanıdır. Çalıştığı şirket Ganymede'nin üzerinde koloni kurmuş ve kendi planlarına göre halkın görüşlerini yontma işini Ted'e bırakmıştır. Bu Ted'in geçirdiği en zorlu sınav olacak ;bu durum onu, dünyaya bakış açısını ve evliliğini son noktasına kadar zorlayacaktır.
Yazar Amerikan rüyası kokan bir hayatı ve yalan mühendisliklerini başarılı bir şekilde eleştirmiş, Özel teşebbüslerin herhangi bir sınırlamayla karşılaşmadan uzaya açılmasının tehlikelerini açıkça göstermiştir bizlere eserinde. Aynı zamanda bilimkurgu da sıklıkla kullanılan uzaylı istilası klişesini tersten yazarak ,yazıldığı yılların ötesine dair uyarılar yapmış, Soğuk savaş'tan sonra gelebilecekleri aktarmaya çalışmış gibi algıladım çıkarımlarını. Çıkarımlar açıkça çağın ötesinde; yeni hedonizmin yükselişi, kayıtsızlığa gömülen takım elbiseliler de yazarın kaleminde kaçamamıştır.
Kurgu rahat okunan, akıcı bir dokuya sahip. Kurgu oyunlarına pek başvurmamış ve imalar biraz yalın olsalar da göze batacak başka bir yanı yok. Ben "Gece Kanatları"'nı da öneririm ilgilenen kimselere. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
21 Ekim 2012 Pazar
Evrim Adamı, Roy Lewis
Başlarken belirteyim, kitabın önsözü Terry Pratchett tarafından yazılmış ve bunu ondan alıntılıyorum "elinizde son 500 yılın en komik kitabını tutuyorsunuz.". Kitabın basım tarihi 1960, diğer baskı adları "Babamız" ve "Babamı Nasıl Yedim?" olarak geçiyor.
Hikayemiz Pleyistosen çağın ortalarında ufak bir kabilede doğmuş olan Ernest tarafından aktarılıyor. Sağlam evrimci ,futurist ve bilim adamı olan babası Edward, bilimden ve ilerlemeden korkan yobaz amcası Vanya, ilk ressam ve zanaatkar olan kardeşi Wilbur, usta avcı Oswald ve filozof Ernest eserdeki birbirinden komik karakterlerden sadece birkaçı. Bilimin tahakküm arzusuyla doğaya egemen olmayı kafasına koymuş olan Edward ve öze,"esas maymun adamlığa" dönmeyi erdem bilen Vanya'nın çatışmalarıyla başlar kitap, Ernest zamanla babasının tekelciliğinden bunalacak ve sürü lideri olmak için elinden ne geliyorsa yapacaktır.
Kitapta ateşin dolayısıyla medeniyetin doğuşuna tanık oluyor ; kültür, dans, felsefe, psikoloji, sosyoloji, teknik servis, monopol piyasa, evlilik ve aşk, moda, müzakere, demokrasi ve meclis, cinayet gibi kavramların keşfini, sayfalarından zeka damlayan bu kitap sayesinde tekrar yaşıyoruz. Yazarın göndermeler ve incelikli imalarla süslediği kurgu bir an olsun sıkmıyor, tebessümle okumaya devam ediyorsunuz. Diyaloglar komik ve samimi. Bizim 10 bin yılda gerçekleştirdiğimiz çoğu önemli buluşu bir çağ kapanmadan elde etmeye çalışan maymun adamlar kabilesinin öyküsü, bol alt mesajıyla ve esprili diliyle sizi hayran bırakıyor.Göndermelerin arasında Ford, Kolomb, Darwin, Freud gibi isimler olduğunu belirteyim.
Eğer daha önce Terry Pratchett veya Douglas Adams okuduysanız anlatım tarzına hemen alışacaksınız. Tüm insan medeniyetinin kendiyle dalga geçişine eğlenmenizi dilerim. En beğendiğim kitaplar arasında olduğunu belirterek bitiriyorum. Keyifli okumalar dilerim. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
20 Ekim 2012 Cumartesi
Son Koloni, John Scalzi
Yaşlı Adamın Savaşı serisinin 3. kitabında ilk kitabın sonunda bıraktığımız karaktere John Perry'in hikayesine geri dönüyoruz. John karısı eski özel kuvvetler teğmeni Jane Sagan ve evlatlığı Zoe ile sıradan bir kolonide çiftçiliğin yanı sıra idarecilik yapmaktadır. Ancak huzurlu yaşamları ve verdikleri bu tatil uzun sürmez. Koloni Birliği, John ve ailesini yeni kurulacak prototip bir koloniye taşıyacak onu ve eşini idareci olarak atayacaktır. Macera tutkusuna yenik düşen John, bir kez daha yuvasından olur. Ancak çiçeği burnunda koloni liderinin bilmediği galaktik bir satranç oyununda piyon olduklarıdır. Yeni koloninin üzerinde devasa bir hedef tahtası vardır ve düşmanları onları bulmakta gecikmez. Koloni birliği ile iletişimi kesilen koloni tek başına galaksinin onlara fırlattığı her zorluğa göğüs germek zorunda kalacak ve zor kararlar vermeleri gerekecektir.
Dürüst olmak zorundayım.Kitapta tasvirler yok denecek kadar az. Şiddet kareografilerini detaylı aktaran yazar,özellikle yüzlerce yeni zeki ırkın geçtiği bir romanda görsel tasvir yapmamakta diretmiş, dolayısıyla bir ırkı diğerinden ayıracak veriler sadece isimlerle sınırlı tutulmuş. Yazarın dayanıksız konseptlerde kullandığı son derece güzel çıkarım ve gözlemleri bulunmakta ancak çok fazla göze çarpmıyorlar. Kurgu oyunları yok denecek kadar az, en iyi yeni yazar ödülü sahibine yakışmayacak yalınlıkta bir tekdüzelik söz konusu. Amerikan esprileriyle bezeli diyaloglar incelikten yoksun ve kurgunun bazı yerlerinde açıkça elitist ve ırkçı yaklaşımlar var. Onbinlerce yeni gezegende koloni kuran insanlığın yönetici koltuğunda hala tek ülke olması ( tabi ki ABD) bana mantıksız geldi.
Hata ve eksikliklerine rağmen Scalzi, yeni dönem bilim kurgu için önemli yazarlardan biri ve okunmayı hak ediyor. Ne kadar beğenmediğim yanları varsa da çerez niyetine okuyabileceğiniz,rahat bir kitap diye düşünüyorum. Çoğunlukla okurken yormaması ve akıcı olması artıları arasında. İlk kitabın incelemesinde bahsetmiştim, ustaların performansını beklemezseniz keyifli bir okuma sunuyor.Başka incelemelerde görüşmek üzere.
Etiketler:
Antivenom,
John Scalzi
19 Ekim 2012 Cuma
Ara Dünya, Neil Gaiman, Michael Reaves
Joey Harker, sıradan bir genç. Kendi evinin içinde bile kaybolması dışında tabi. Egzantrik sosyal bilimler öğretmeninin verdiği ödev esnasında gerçekliğin kenarından düşen Joey,düzlemler arasında kaybolur. Kendinin yüzlerce değişik versiyonunun bulunduğu "Ara Bölge"'ye ulaşıncaya kadar delirdiğini düşünmektedir. Ancak bundan sonra paralel düzlemler arasında gezebilme yetisine sahip bir "boyutgezer" olduğunu anlar.İşler buradan sonra çok karışacak, Joey ve arkadaşları tüm düzlemleri korumak için zorlu bir savaş vereceklerdir.
Kitabın dokusu Yıldız Tozu'na daha yakın açıkçası,Amerikan Tanrıları ya da Yokyer gibi karanlık bir kurgusu yok.Tasvirler tatmin edici,benzetmeler son derece güçlü. Akıcı ve bir solukta biten bir kitap.Keyifli bir boyut gezintisi vaad ediyor bu eser,benden söylemesi. Bilimkurgu ve fantezinin tatlı bir melezi olmuş bu kitap.
Eleştirilebilecek tek yanı kavramlara yabancı olan çevirmenin ufak tefek hataları. Biraz da kısa geldi bana,son sayfasının arkasına bakıp "daha yok mu?" dedim.Güzel tatlar bıraktı bende.
Gaiman hayranlarını gene keyifli bir okuma bekliyor,yazara yabancı kimseler için de, başlangıç açısından iyi bir kitabı olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
17 Ekim 2012 Çarşamba
Uzay Tazısı'nın Yolculuğu, A. E. Van Vogt
Elliot Grosvenor, Dış uzayı taramak ve incelemek için yola çıkmış olan Uzay Tazısı'ndaki tek neksiyologtur. Tek üyesi olan bölümünün başkanlığını da yapmaktadır. Uzay Tazısı yolculuğu esnasında tehlikeli türlerle,yabancı zekalarla karşılacak ve tüm sorunlarını bilim ışığında çözmeye çalışacaktır. Tüm bilimleri bünyesinde birleştiren neksiyolojinin ve Grosvenor'un akademik yobazlıklar ve kişisel husumetlerle ciddi sınavlar vermesi gerekecektir.
Kitap adı dolayısıyla (Beagle) açık bir Darwin göndermesi. Aynı Darwin gibi değişik ve yeni fikirleri olan Grosvenor'un akademik açıdan rüşdünü ispat etme çabası çok hoş bir şekilde aktarılmış okuyucuya. Çok uzak bir tarihte geçiyor roman. Kesin tarih belirtilmesede, gökadalar arasında yolculuk yapacak, yıldızları büyük nükleer santraller gibi kullanacak, gezegenlerin koşullarını değiştirecek (terraform) seviyededir insanoğlu artık. Ve "Tazı" da tıpkı "Atılgan" gibi olasılık ve yenilikleri araştırmakla görevli bir gemidir.
Hayalgücü çok canlı bir yazar, karşılaşılan türlere dair bulduğu çözümler ve yaptığı çıkarımlar açıkça çağının ötesinde. Tabi ki bugün geçerliliğini yitirmiş onlarca kuram var kurgu içerisinde ama bu eserden bir şey götürmüyor. Bana son derece keyifli bir okuma sundu. Umarım benim aldığım keyfi sizde alırsınız. Başka incelemelerde görüşmek üzere.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)